“Eldar onlara İkinci Halk manasıda Atani adını uygun gördü; Hildor da dendi adlarına, Takipçiler ve pek çok adla da anıldılar: Apanonar yani Sonradan Doğanlar, Enwar yani Hastalıklılar ve Firimar yani Ölümlüler…”*

Rubens, Prometheus, 1612

İnsanların yaratılışına dair dinlere ya da mitlere dayanan çeşitli inanışlar mevcut hayatımızda. Bu inanışlardan bir tanesi de Yunan Mitolojisindeki Prometheus’un MÖ. 4. yüzyılda, insanı maddeden yaptığı şeklindedir. Ancak öncelikle bu yazının nasıl şekil aldığından kısaca bahsedeyim. Korku-gerilim tarzı oyun severlerin oynadığı ya da oynamayı düşüneceği oyunlardan bir tanesi Outlast’tır hiç şüphesiz. Oyunun belli bir yerinde hikâye gereği görülen karakterin (mümkün mertebe spoiler içermemesine dikkat ediyorum) odasında bir tablo asılıdır. Tabloda, Prometheus’un başkarakter olduğu hikâyenin bir kesiti gösterilmiştir. İşin elbette ilgimi çeken yanı, oyun olmasına rağmen tablonun gerçekten bir ressam tarafından yapılmış olduğudur.

Bunun yanı sıra bir de oyunda toplamanız gereken dokümanlardan tekinde şöyle bir detay yakalıyorsunuz.

Belki bilenler vardır, Marry Shelley’in yazdığı bir kitaptan da bahsediliyor bu notta. Daha fazla detayı yazımıza karıştırmazsak, bu yazının fikri bu oyundan bu şekilde çıkmıştır. Şimdi kısaca olaya değinelim; ancak akılda kalıcılığı gereği, hatırlanmayacak detayları kendimce aktaracağım. İlgililer için ise yazının sonunda daha detaylı bilgiye ulaşabilecekleri bir kaynak belirteceğim.**

Heinrich Füger, Prometheus’un Ateşi İnsanlara Getirmesi, 1817

Prometheus, bir titan çocuğudur ve dünyayı sırtında taşıma cezası verilen Atlas’ın da kardeşidir. İnsanları yarattığı değil yaptığı belirtilmiştir. Bu da, su ya da gözyaşlarına kil karıştırarak gerçekleşmiştir. İlk ölümlünün bedenine bu sayede şekil vermiştir. Bir söyleme göre o bedene ilk yaşam soluğunu üfleyen kendisidir, bir başka söyleme göre ise Athena’dır.

Bedrettin Cömert, Hesiodos’un anlattığı bir olayı şöyle aktarır: Tanrılar ve ölümlü insanlar Mekone isimli bir yerde toplanmıştır. Kesilen her kurbanda da tanrılara ait olan pay saptırılıyormuş. Prometheus da büyük bir öküzü ikiye bölüp bir yana üstü işkembe örtülü etini bir yana da üstü parlak yağla örtülü kemikleri koymuş. Zeus’a da bir payı seçmesini söylemiş. Zeus, parlak olan yağların tarafını seçince görmüş ki kandırılmış. Bu şekilde güzel taraf insanlarda kalmış. Kızan Zeus, insanların elinden ateşi alıvermiş.

Dirck van Babueren, Prometheus’un Zincirlenmesi, 1623

Prometheus ellerinden ateşleri alınan insanlar için düşünmüş, düşünmüş ve bir yol bulmuştur. Olympos’a çıkıp bir kamış içine kıvılcım saklayarak yeryüzüne indirmiş ve bu sayede insanlar yeniden ateşe kavuşmuşlardır. Elbette bunu öğrenen Zeus daha da sinirlenmiş ve Prometheus’u cezalandıracak yeni yollar düşünmeye koyulur.

Zeus insanlara bela olsun diye, Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a kadın Pandora’yı gönderir. Prometheus kardeşini tembihlese de kardeşi Pandora’nın güzelliğine dayanamaz ve onunla evlenir. Bu kısmın önemli noktası ise Pandora’nın sahip olduğu kutudur. Evlenince kutu da açılmış ve Prometheus’un lafları da boşa gitmiştir. Kutudan acılar ve dertler saçılmaya başlar etrafa. Tam umut da gidiverecekken kapatılır kutu.

John W. Waterhouse, Pandora, 1898

Prometheus da cezalandırılmış tabii… Zeus onu zincirlerle kayalara bağlatarak karaciğerini bir kartala yedirtmiş. Kartal Prometheus’un ciğerini yedikçe, ciğer büyüyormuş da. Bu kötü işkenceden kurtuluşu da yine kendi sayesinde olur ama. Hem de Zeus’un geleceğine dair bildiği bir sır sayesinde. Bu sırrı bilen tek kişi de Prometheus’tur. Bunun üzerine Zeus onu salıverir ve kartalı öldürmesi için de Herkül yollanır. Bu kuşun, akbaba olduğu da bazı yerlerde belirtilmesine karşın orijinalinin kartal olduğunu biliyoruz.

Artık özgür olan Prometheus, tanrıların katına yeniden kabul edilerek bildiklerini aktardı Zeus’a… Zeus’un birlikte olacağı bir kadın ve doğacak çocuktan bahseder Prometheus. Zeus’un endişe duyması gereken nokta ise, doğacak çocuğun Zeus’un krallığına son verecek olmasıdır.

Ve hikâye Zeus’un bu uyarıyla beraber o kadınla evlenmemesi şeklinde ve yaşanan birkaç başka hadiseyle devam eder. Baş karakter Prometheus’u Outlast’ta gördüğüm tablo, Flaman ressam Theodoor Rombouts’a ait. 17. yüzyıl sanatçısı, ünlü İtalyan ressam Caravaggio’dan da etkilenen Caravaggisti grubuna dâhil edilen bir ressam. Bu vesileyle kısaca mitolojiye değindik ve günümüzde ne kadar ilginç yerlerde dahi bu tarz bir eserle karşılaşabildiğimize tanık olduk. Bir başka konuda görüşmek dileği ile…

Esen kalın…

 

*Silmarillion, J.R.R. Tolkie

**Mitoloji ve İkonografi, Bedrettin Cömert