Ilan Hatsor’un yazdığı, Nebil Tarhan’ın dilimize çevirdiği “Maskeliler ” adlı oyunu, ilk kez on sezon önce, İBBŞT’de Taner Barlas’ın rejisinden izlemiş; Mehmet Gülhan, Serdar Orçin, Levent Üzümcü’nün yorumlarına hayran kalmıştım.

Ve bu akşam, yani aşağı yukarı tam on yıl sonra …

Tiyatrotek yapımı olan “Maskeliler”de Ersin Umulu, her zaman olduğu gibi yine özenli, tempolu bir sahne üstü çalışması yapmış. Eserin dinamik, akıcı, düşündürücü yanlarından etkileyici bir görsel üslup bütünlüğü oluşturmayı başarırken tekst, yönetmen, oyuncu, sahne, kostüm ve ışık, afiş tasarımlarının kusursuz uyumunu sağlamış. Sonuçta da, izleyicileri ürperten, adeta güçlü bir zehir gibi hızla kana karışan, ölüm ve ihanetin yaşamla, güzel duygularla takas edildiği bir savaş tragedyasına imzasını atmış.

Dahası envai çeşit alt okumalar içeren tekstten, kolay unutulmayacak, belleklerde yer edecek bir hüzün senfonisi çıkartmış. Adeta yazar ve piyesle hemhal olmuş.

“Maskeliler”de,  hiç kuşkusuz “Medea”, “Bir Yıldız Seç Kendine” , “Yedi Tepeli Aşk” , “Dört Kişilik Bahçe”, “Bak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar”ın ardından ‘Ersin Umulu rejisi’nin köşetaşlarından biri olarak değerlendirilecektir.

Mert Doğan, İhsan Önal, Haluk Yüce yaşar kıldıkları karakterlerde başarılı…

Halit, Naim ve Davut üç kardeş yakınımızda bir yerlerde. Onlara hiç de yabancı değiliz aslında. Hem, “Gerçekleri saptıranlar, yüzlerine masumiyet maskesi takanlardır,” madem onları tanımadığımızı iddia edemeyiz ki.