Halklar tarafından yeni nesillere aktarılan, içinde insanların yaşamına, doğaüstü güçlerin ve yaratıkların saldırılarına yer veren ve çoğunlukla da sonunda iyilerin ödüllendirildiği ve kötülerin cezalandırıldığı mucizevi anlatılardır.

Hepimizin severek dinlediği, okuduğu bu masallar psikanaliz bilimi ile ortaklığa ve bu bilimle masalların derinlikli okuma olanağına sahiptir. Psikanaliz bilinç ve bilinç dışından beslenir. Masallarda bir nevi bilinç ürünüdür. Bir ulusun anonim bilincinden türediği için garip bilinç dışı veriler sunar. İçinde şifrelenmiş örtük anlamlar bulundurur.

Toplum eğer bir masalı zararsız, faydalı görüyorsa yeni nesillere aktarıyor. Faydasız, zararlı görüyorsa yeni nesillere aktarmıyor. Bu toplumun “koruyucu sansürüdür”. Psikanalistlere göre mitlerin ve masalların bizimle bilinç dışı içeriği temsil eden simge diliyle konuştukları yolunda gerçek bir görüş vardır.

Uyumadan önce çocuğa okunan bir peri masalı, onu kendi bilinçaltında ister istemez değerlendirmeye alır. Bu masalların gizli bir şekilde bilinçaltına ahlaki açıdan olumlu göndermeler sunar. Sonunda iyilerin kazanıp kötülerin ölmesi de çocuklar için alınabilecek bir derstir. Peri masalları bu bağlamda çocuklar için bir kılavuzdur. Peri masallarının biçimi ve yapısı çocuğa, düşlemlerini oluşturmada ve bu düşlemlerle yaşamına daha iyi bir yön verebilmede yararlanabileceği imgeler sunar. Çocukluğunda masallar dinlemiş olan bir çocuk ile dinlememiş bir çocuğun hayal gücü ve olaylara, hayata bakış açısı mutlaka farklı olacaktır.

Kırmızı Başlıklı Kız masalında erkekler, saldırgan ve korkutucu, kandırıcı bir hayvan olarak gösterilmiştir. Cinsel ilişki ise yamyamlıkla eş tutulmuştur. Çünkü bu masala göre, bir cinsel ilişkide erkek kadını yutar. Bu aslında, erkeklere ve cinselliğe karşı duyulan nefretin bir göstergesi olabilir. Yani burada, alt metinlerde kadın-erkek çatışması olayını görebiliriz. Masallar bir ulusu ulus kılan temel kültür kaynaklarından biridir. Köklü analizler yapıldığında onlardan rasyonel bilgiler sağlanabilir.

Pamuk Prenses, kötü kalpli üvey annesinden kaçıp ormanda bir kulübeye sığındığında orada hemen toplumun kadına dayattığı toplumsal rolleri üstlenir. Evin temizliği, yemek yapmak, cücelerin bakımı vb. görevleri üstlenir. Pamuk Prenses üvey annesinden kaçmış fakat toplumun dayadığı kadınlık rollerinden kaçamamıştır. Bu kadınlık şablonuna göre şekillenen güçsüz Pamuk Prenses onu himayesi altına alacak olan Yedi Cüceler ve beyaz atlı prense ihtiyaç duyar. Bu ataerkil toplumun ortaya çıkardığı masal örneklerindendir. Cüceleri masalda kız çocuğunu koruyan erkek kardeşler ya da baba figürleri ile özdeşleştirebiliriz. Cücelerin Pamuk Prenses’e yaptığı uyarılara rağmen Pamuk Prenses’in yabancılarla konuşması sonucunda bir elma aracılığıyla zehirlenir. Burada koruyucu cücelere itaatsizliğin cezasını çeker. Sonra onu bir prens kurtarır.

Masallarda evlilik kadınlar için hep çok mutlu bir olaymış gibi görünür. Evlilik ataerkil yapının kadınlar için sunduğu tek düşüncedir. Masallarda kahramanın yasaklarla karşılaşması, yasakların çiğnenmesi, ceza-ödül gibi genel kavramlar yer alır.

Masallardaki olay örgüsündeki kahramanların özel bir adı yoktur ve çoğunlukla özellikleriyle bağlantılı olarak ‘Pamuk Prenses’, ‘Külkedisi’, ‘Uyuyan Güzel’, ‘Kraliçe’ gibi genel ya da betimleyici adlar alırlar. Bunun nedeni sayısız kadınlardan yalnızca birisini sembolize etmesidir. Erkekler ise ‘Prens’, ‘Avcı’, ‘Kral’ vb. gibi cesur, güçlü kişiler olarak sunulur. Masallara göre iyi kalpli kızları kötülüklerden kurtaran hep erkeklerdir. İşte ataerkil düzenin bu şekilde masallarla çocuklara sunulması, onların bilinçaltına işlenmesi sağlanır.