Kaşlar… Bir insanın yüz ifadesini tamamlayan tanecikli dokular… Kimi insanda bir hamam böceğinin bacağını hatırlatan kimi insanda da okunu az evvel azat etmiş bir yay gibidir. Tarif etmeye kalksak belki sonu gelmez ama her insanın kendine has bir kaş şekli olduğu aşikar. Estetik ya da değil, az ya da çok, alınmış ya da alınmamış onlar bizim birer parçamız.

Yeri geldiğinde modanın bir kurbanı da olsa kaşlar, önceleri kadınların bakım alanı iken günümüzde erkeklerin de ilgilendikleri bir konuya dönüştü. Geçmişte de bunun gözden kaçmayan bir detay olduğunu freskler, seramikler ya da tuval resimlerinde görmekteyiz.

 

 

Evrensel insan Leonardo’ya dönelim biraz da… Yazının bu kısmından itibaren bir önceki yazımda olduğu gibi Leonardo’nun notlarından bazı kısımları sizlere aktaracağım. Ama önce kaş meselesine bir nokta koyalım. Mona Lisa, her beş insandan üçü için Leonardo’nun akla gelen ilk eseri. Kalanların biri farklı bir eser söyleyip farkını koymaya çalışanlardan ve diğer teki ise –burada biraz iyimser olmak istiyorum- “DiCaprio olan mı? cevabını verenleri temsil eder.

 

 

Elbette şakayla karışık bir durum izah etmeye çalıştım; ancak takılmamız gereken kısım burası değil. Mona Lisa’nın güzel kaşları. Leonardo da Vinci, mükemmel altın oranı kullanan dahiyane isim… Çenemizden burnumuza, salyangozlardan papatyalara… Altın oran her zaman bizimle; ancak gözler ve alın arasındaki bu güzel betim gerçekten Leonardo’ nun elinden çıktığını belli ediyor.

 

 

Peki nasıl? Aslına bakarsanız Mona Lisa eserine baktığınızda kaşları görmeniz mümkün değil. Çünkü yoklar. Güncel araştırma ve incelemelere göre aslında kaşların yapıldığı ancak yıllar geçtikçe eserin dokusundaki kayıplara kaşların da katıldığı söylenir. Bu tespite kadar da Leonardo’ nun onları çizmediği ya da özellikle tahrip edildiği düşünülürdü. Gerçeği gözle görmeden bilmek elbet imkansız.

 

 

Bu kaş konusunda bir de Kolombiyalı sanatçı Fernando Botero’nun örneğini sizlerle paylaşma gereği gördüm. Onun Mona Lisa yorumuna baktığımızda ise bir çift kaş görüyoruz. Botero zaten var olduğunu bildiği şeyleri mi çizdi yoksa tamamen insan doğası gereği mi çizdi bunu da bilmiyorum. Ama Mona Lisa’nın kaşlarının tartışma konusu olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

 

 

Tüyler, kuş gibi göklere yükseltecek insanları: tüy ucuyla yazılmış harflerle. İnsanın eliyle yaptığı işler, ölümüne neden olacak: kılıçlar ve mızraklar. İnsanlar en korkulan şeyin peşinden gidecekler: demek ki sefalet korkusuyla sefil olacaklar. Dağılmış şeyler birleşecek ve kendiliklerinden öylesine büyük bir erdeme kavuşacaklar ki yitik belleklerini geri verecekler insanlara: ayrı parçalardan oluşan ve düşüncelerle insan eylemlerinin anısını yaşatan papirüs sayfaları.”

 

 

Boğulup gidecek, tanrısal ayin için ışık verenler: şamdanların mumunu yapan arılar. Ölüler çıkacak yerin altından ve vahşice saldırılarla nice insanı kovacaklar dünyadan: yer altından çıkan demir ölüdür ve onca insanı öldüren silahların yapımında kullanılır. En ulu dağlar, deniz kıyısından uzak bile olsalar, yerinden edecekler denizi: dağlardan alınmış toprağı taşıyan ve kıyılara yığan ırmaklar aracılığıyla; nereye toprak yığılmışsa, deniz oradan çekilir.”

 

 

Arsızlığımız üstümüzde bugün, esen kalın…

 

Kaynak:

Bilmeceler, Sel Yayıncılık, İstanbul 2013