Ben sustum.

Ben düştüm.

Hem düştüm hem de bir düş.

Düşüşün sonu kalkış.

Düşün sonu yokuş.

Sustum ama ben.

Uyandım gündüz düşlerimde, sözcüklerimde, fırçamdan savurduğum alacalı renklerimde.

Bir ah, dağa yıkıla.

Bir vah, gece uçurumdan düşe.

Vara yoğa, düşe kalka, yıkıla savrula.

Bir ben bir bende.

Hepsi bir düştü; düş-tü.

Askılarımı indirdim. Omzumda gece. Yürümek, ipte cambaz oyunu. Ateşe dans, ateşe savruluş. Tenimden içime geçen. Tenim yumuşak sert. İçimi yakan ateş. Sonra ben; beni.

Valizlerimi doldurdum yoktan dolanla. Yalanmış meğer elime aldıklarım. Ağırlığı hafifliğindendi. Şaşkınlığım mahsus. Yürüdüm sonra. Yürüdüm. Yürüdüm.

Gece mora çalarken maviden azade. Bir haykırış duyuldu uzaktan. Karanlık onu da yuttu yavaşça. Nefesini kese kese. Kuyruğundan çeke çeke. Tutan olmadı belli ki. Yerinde kıpırdandı ruhum, bedenim buz keskinliğinde. Yastığımdaki yünleri boşalttım. Sığamadım koca dünyaya da şuncacık dört duvar sarıp sarmaladı beni. Eskidi yaşlarım. Beş duvar, derdim hep aslında. Dördü; sağımda solumda, önümde arkamda. Beşincisi yakınımın uzağında. Git gel, sayamaz oldum adımlarımı. Gider gibi yaptım her geri gelişlerimi avuçlarken. İpliği hizasından çekmeli. O söküğün arkası gelmeli (–meliydi). Gelirse durmaz hiç. Hizası kalmayana dek. Delicesine. Hoyratça. Tutamadı parmak uçlarım ipin başını. Bulamadı. Beşincisi görüyordu. İzliyordu. Gülüyordu. Duvarın ardından değil, kendisinden kopuyordu kahkahası.

Hava soğuk. Pencerem yarı açık. Karanlığın içindeki karanlığa bakarak yürümek gerek, dedim. Dudağımdaki sigarayı saran parmaklarımın gölgesini ezerek yürümeli.  Süzülmek beşincinin ardına, uzağına. Koyu kara tren yanımdan sessizce kayarken aksi istikamete gölgemi uzattım (–malıydı).

Arka sokakların ıssızlığına sokuluyorum. Sokulduğum, ince bir bedende köprücük kemiğinin oyuklarıydı oysa. Zaman, gergin bir halatı andırıyordu. Gerginliğinden aldığı güçle her an parçalanacak kadar sabırsız. Gölgedeki halim, benden daha temkinli bir bekleyişte. Kimi kimden kurtarmalı? Bedenimdeki damarlar, inatçı sarmaşığın hastalıklı köklerinin uzantısı. Bana uzanışı. Ve bırakmayışı. Saniyeler arası nefes alışlarım. Bir nefes, bir saniye. Olmaya bırakılan, olmuşluktan doğan olmamışlığın erişilmezliği. Öyledir bazen, olmamışlar zaten olmuş gibi henüz olmadan önce.

Kör sözcüklerin sonuçlarıyız biz bazen. Bazen de sebebi olmaktan uzağa gidemeyiz.  Yazdıklarım ve yazamadıklarım beni yalnız bırakıyor sonuçta. Kayıplarımın üstüne eklenen kayıplarla dolu geçmişim kâğıdın boşluğunda. Boşuna bekleyişlerin içinde yuvarlanırken büyüyen boşluklar arasında küçücük kalıyor insan.

Sabahın gelişini izleyememek. Bir türlü gelmeyen sabahın gecesinde.

Gece ağrılı. Gece hoyrat. Gece gölgesiz. Yalnızım. Yalnız. Yalnızız. Biz. Hepimiz.