“Aşk eyleminde de fotoğrafta olduğu gibi bir yaşam tarzı ve bir tür yavaş ölüm vardır.”

 Nobuyoshi Araki

 

Mevsimin kışa dönmeye başladığı o akşam en son ikimiz kalmıştık masada, tam kalkmak üzereydim ki içime dert oldu. Çekeceğim fotoğrafın net olmayacağından emindim fakat yine de fotoğraf makinemi çıkarttım ve fotoğrafı çektim, daha sonra vedalaşarak masadan kalktım.

Dostluğa dair ne fotoğrafın ne de vedanın hakkını tam olarak verememiştim. O net olmayan fotoğrafa şimdi tekrar baktığımda sanki arkadaşım bana gerçek vedasını yapmış gibiydi. Göz kırpışı, dudağındaki hafif gülümseme ve net olmayan siyah beyaz bir fotoğraf dostluğumuzdan bana kalan son hatıra oldu.

Eğer sevdiğimiz bir insanın yakın zamanda hayatımızdan çıkma olasılığını öğrenmiş olsaydık ne yapardık?

Herkesin bu soruya cevabı farklı olacaktır mutlaka ancak ben de Nobuyoshi Araki gibi görsel bir günlük oluşturmayı tercih ederdim diye düşünüyorum.

Japonya’da yaşayan en üretken sanatçılardan biri olarak kabul edilen Araki’nin ilk çalışmaları karısı Yoko Araki’ye dair görsel birer günlüktür adeta, kendisi de bir röportajında “Benim için fotoğraf çekmek sadece bir günlük tutmak gibi olabilir,” demiştir.

Yoko’nun kanser olduğunu öğrendiği günden cenazesinin olduğu güne kadar çekmiş olduğu fotoğraflarla daha önceden çekmiş olduğu fotoğrafları bir araya getirerek “Kış Yolculuğu” isimli serisini meydana getirmiştir.

Yoko’nun ölümü Araki’nin sanat hayatında bir dönüm noktası olmuş, bundan sonra yaşam ve ölüm arasında ikisini de barındırdığına inandığı cinselliği yeniden tanımlamaya çalışmıştır. Benlik, Yaşam, Ölüm adını verdiği serileriyle çağdaş sanatın önemli isimleri arasına girmiştir.

Araki sıradan bir yorgunluk anında çekmiş olduğu bu fotoğrafı daha sonra ölümün fotoğrafı olarak tekrar yorumlamıştır.

Aşk ve ölümü en derin şekilde yaşayan Araki dışavurumunu “Kış Yolculuğu” serisiyle bize olabildiğince güçlü bir şekilde aktarmakta.

Yoko’nun ölümünden önce hastanede el ele tutuştukları bu fotoğraf ise Araki’nin vedası olmuştu belki de…

Hayat tüm hızıyla akıp giderken sevdiğimiz insanlara veya değer verdiğimiz şeylere ne kadar vakit ayırıyor, ne kadar özen gösteriyoruz?

O gece farkında olmadan vedalaştığım dostumla, bir daha tekrarlanması mümkün olmayan bir anın fotoğrafına sahip olduğum için kendimi şanslı hissederken, bir yandan da keşke çok daha fazla fotoğrafını çekebilseydim diye düşünmeden edemiyorum ne yazık ki.