1943 yılının 2 Ocak günü, Üsküdar’da bulunan bir hastanede, hepimizin kahramanı olacağı henüz tahmin edilemeyen güzel bir çocuk dünyaya gelmiştir: Mehmet Barış Manço.

İsmail Hakkı ve Rikkat Hanım’ın ikinci çocukları olan Barış, çocukluk yıllarını plaklardaki şarkılara eşlik eden müzisyen annesini dinleyerek geçirmiştir.

Kadıköy’de ailesiyle beraber yaşayan Manço, Galatasaray Lisesini kazandıktan sonra müzik kariyerine ufak adımlarla başlamıştır. Arkadaşlarıyla beraber kurduğu “Kafadarlar” grubuyla mezuniyetlerde sahne almaya başlamış ve 20 yaşındayken İstanbul’dan Lyon’a, otostopla Lyon’dan Paris’e,  Paris’ten de buharlı trenle Belçika’ya gitmiştir.

Belçika Kraliyet Akademisine kayıt yaptırdıktan sonra, akademide iç mimarlık eğitimi alırken müzik çalışmalarına devam etmiştir. Sonraları Fransızca şarkılar okuduğu plağı satışa çıkmasına rağmen, Belçika’da başarı sağlayamayan Barış, kararını Türkçe şarkı söylemekten yana kullanmış ve İstanbul’a geri dönmüştür.

Şayet bu kararı vermeseydi, belki de koca bir nesil onun güzel şarkılarından mahrum kalacaktı. 7’den 77’ye herkesin gönlünde taht kuran bu güzel adama, yabancı kalacaktı belki de yüreğimiz. O, 7 farklı dilde şarkı söyleyebiliyor olmasına rağmen, kendi dilinde söylemeyi tercih etmiş ve hepimizin yüreğine ortak olmayı başarmıştır.

Kimi zaman yürekleri burkan şarkılara imza atmış, kimi zaman içimizi kıpır kıpır eden parçalarla bize eşlik etmiştir. Şüphesiz ki “Dağlar Dağlar” şarkısını dinleyip hüzünlenmeyenimiz pek azdır. Çünkü o, bulunduğu yerde yalnızca şarkı söylemek için var olmamıştır. Kendinden bir şeyler katmadan, yüreğinin bam telinden bir dem vurmadan geçmemiştir. Sesinin değdiği yerleri güzelleştirmek gibi bir meziyeti vardır üstelik. Adının hakkını verircesine insanları ayırmadan, sınıflandırmadan yaşamıştır. İçindeki insan sevgisini her şeyin üstünde tutmuştur. Sanatı hem halkı, hem de sanatın kendisi için önemsemiştir. Güzelliğe, iyiliğe, insanlığa ve barışa olan inancını hiç kaybetmemiştir.

Türkiye’de Anadolu rock denildiği zaman akla ilk gelenlerden olan Moğollar grubuyla beraber birçoğumuza bu tarzı sevdirmeyi başarmıştır.

Bu beraberliğin ardından piyasaya çıkan “Dağlar Dağlar” 45’liği, kendi müzik tarzının başlangıcı sayılmaktadır. 1972 yılında arkadaşlarıyla Kurtalan Ekspres’i kurmuş ve kendi müziğini yapmaya başlamıştır.

1988’de TRT’ye, Türk halkı için ilk olacak bir program yapmak amacıyla öneride bulunmuştur. Pasaportundaki gidilecek memleketler sorusuna, bütün yabancı memleketler yazarak yanıt veren sanatçı için bu görev biçilmiş bir kaftandır elbette.

Barış Manço’yla Dünya Turu programı sayesinde 150’den fazla ülkeyi gezip oradaki insanları kendi halkına tanıtmayı başarmıştır. Önemli Türk gezginlerinden biri olmayı başarmış ve yolda olmanın güzelliğini bizlere aşılamıştır. Bu programın ardından Türk halkı tarafından daha da sevilmeye başlamış ve güler yüzüyle hafızalarımıza kazınmıştır.

Müzik kariyerindeki ilerlemeye ek olarak, özel hayatında da emin adımlarla ilerleyen Manço, 35 yaşındayken Lale Hanım ile hayatını birleştirmiştir. Bu evlilikten çok sevdiği çocukları Batıkan ve Doğukan Manço dünyaya gelmiştir.

Yalnız kendi çocuklarına değil, bütün çocuklara karşı içinde sonsuz bir sevgi barındıran sanatçı, “7’den 77’ye” ve “Adam Olacak Çocuk” programlarıyla büyük bir başarı yakalamıştır. Çocukların kendi yeteneklerini sergilemesine fırsat veren ve onlarla bir yetişkin gibi konuşan Manço, şimdilerde bile hasretle andığımız bu programla bütünleşmiştir.

Aldığı yüzlerce ödül ve kazandığı onlarca başarıyla beraber, dünya ülkelerinde de bilinen bir sanatçı olmaya başlamıştır. 1995’te Japonya’da çıktığı başarılı turne sayesinde ünü daha da yayılmış ve adından sıkça bahsedilen biri haline gelmiştir.

31 Ocak 1999 gece saat 23.30 civarında, İstanbul’un Moda semtindeki evinde, kalp krizi geçirmesinin ardından hayata veda eden şarkıcı, geriye birbirinden güzel parçalarını bırakmış ve yüreklerimizde derin bir yer edinmiştir.

Her şarkısında bizi alıp uzak diyarlara götürmeyi başarmış, içinde bulunduğu imkânsızlıklara rağmen var olmayı seçmiş bir sanatçıdır o.

Kariyerinin tek sinema film olan “Baba Bizi Eversene” filminde hınzır kişiliği ile herkesi güldürmeyi başarmış ve bir kez daha sanat için yaratıldığını ispat etmiştir.

Çocukluğumda çıktığım uzun yolculuklarda teybe takılan kasetler arasında, beni hem güldürebilen hem de ağlatabilen yalnızca Barış Manço şarkılarıyla dolu olan kasetti.  “Hal hal” şarkısını bağıra bağıra söylerken, “Dağlar Dağlar” çaldığında ansızın hüzün çökerdi üzerime. Onun kara sevdasının gölgesi üzerime vurmuşçasına, gözlerimden yaşlar süzülürdü, engel olamazdım. Onu ekranda gördüğüm zamanları hayal meyal hatırlamama rağmen söylediklerini halen anımsarım. Adı Barış olan bir insanın bütün güzelliğini barındırırdı yüreğinde.

Onun gibi sanatçıların değerini anlamak için çok da çaba sarf etmeye gerek yoktu üstelik. Çocuk aklımla ben bile anlayıvermiştim bunu. Bulunduğu yeri kendi elleriyle ve yüreğiyle güzelleştirmek gibi bir hüneri vardı çünkü. Nerede, ne yapıyorsa yapsın en güzeli için uğraşan bu güzel adamın bugün doğum günü.

Düşünsenize 2 Ocak 1943’te Mehmet Barış doğmasaydı ya da Barış isminin hakkını verip bu memleketin barışa aç pencerelerine gül kokulu çiçekler bırakmasaydı çocukluğumuzun bir parçası hep eksik kalacaktı.

Tıpkı benim çocukluğumda olduğu gibi, birçok insanın çocukluğunda da yer edinmeyi başarmıştı o. Gülpembe, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Alla Beni Pulla Beni, Can Bedenden Çıkmayınca, Gönül Ferman Dinlemiyor ve daha niceleri.

Müzik tarzı, şarkıları, kıyafetleri ve duruşuyla bizi etkileyen Barış Manço, çocuklarımıza hatta torunlarımıza bile anlatmak isteyeceğimiz türden bir sanatçı olmayı başarabildiğine göre, oturup bir düşünmek gerek belki de:

Barıştan yana olmak, sevgiden yana olmak, insandan yana olmak sanıldığı kadar zor mu?

Yoksa onun gibi müziği, insanları, dünyayı severek erişebilir miyiz bu güzel duygulara?

Bir şarkısında da dediği gibi:  “Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremizde.”

Bu doğum gününde onu ve şarkılarını anmak isterseniz, sizler için en güzel Barış Manço şarkılarını derleyen bu güzel gruba da göz atmayı ihmal etmeyin.