Günlerden bir gün, Antik Yunan’ın efsanelere gebe zamanlarında Ephyra kralının yiğit oğul Hipponus (Bellerophon) kardeşi ile birlikte ava çıkmış. Gayet masum başlayan av, bu kahramanlarımızın hayatını sonsuza dek değiştirecekmiş çünkü Hipponus, kardeşinin ölümüne sebep olmuş. Bu olayın kederi içinde baba ocağını terk edip yollara düşen Hipponus, Tiryns kentinin kralına sığınmış. Tam anlamıyla krallar gibi ağırlanan Bellerophon’a aşık olan kralın karısı Ante her defasında reddedilince çeşitli entrikalar ile kocasının aklına girmiş. Kral elini misafirinin kanına bulamamak için öldürülmesini emreden bir notu Lykia kralına postalamış.Kral Lobates her şeyden habersiz tanrı misafiri konuğuna pek iyi davranmış, her gün bir boğa kestirip yörede büyük baş hayvan kıtlığına yol açacak da olsa misafirini beslemiş fakat iş mektubu okuma kısmına geldiğinde o da elini kana bulamak istememiş. Bunun ardından ülkenin dehşet saçan ejderhası Chimera halletsin en iyisi bu işi diyerek Bellerophon’u ejderhaya yönlendirmiş.

Chimera ejderhası dönemin en ünlü mitolojik yaratıklarından birisi olup Olimpos Dağı’nın eteklerinde yaşayan, aslan başlı, keçi memeli, yılan kuyruklu enteresan bir canlıymış. Dertler peşini bırakmayan ama hiçbir şeyden haberdar olmaya kahramanımız Bellerophon düşmüş yollara, canavar ile karşılaşmak üzere. Canavar onu en misafirperver ateşiyle karşılamış, Bellerophon tek başına bu karmaşık canlıyla baş edemeyeceğini anlayınca tanrılardan yardım istemiş ve imdadına Pegasus yetişmiş. Pegasus’u gören ejderha tabanları yağlayıp denize doğru koşmaya başlamış. Onu tam deniz kıyısında yakalayan Bellerophon ve Pegasus yükselerek yanardağ tepesinin üzerinde Chimera’yı mızrak ile öldürmüş. Ejderha “Bir Chimera geçti bu dünyadan” demek istercesine son nefesiyle olanca gücüyle ateş püskürtmüş ve günümüzde Antalya’nın Kemer ilçesinin Çıralı köyünde yıllardır yanmakta olan -efsane ne derece doğrudur tartışılır- kimera bize efsaneden fazlasını, ‘Kimerizm’ fenomenini bırakmıştır.

Pegasus ve Chimera karşılaşması tasviri

Olimpos Yanartaş

Günümüzde aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu birilerini görme uyarıcılar almadan pek mümkün değil ama daha enteresan vakalar sürekli karşımıza çıkıp “Nasıl oluyor bu işler?” dedirtmeye devam ediyor. Genetik anlamda ‘Kimerizm’ farklı zigotlardan çoğalan hücrelerin tek bir zigot oluşturması -yani iki yavru oluşturması gerekirken onun birleşmesiyle tek canlıyı oluşturması- olayıdır. Hayvanlarda, bitkilerde ve insanlarda pek sık olmasa da görüşen ve nedeni belirlenemeyen bir durumdur. Hayvan Kimeralar, döllenmiş yumurtaların birleşmesiyle oluşurken bitkilerde durum hücre bölünmesi sırasında oluşan mutasyonların aynı zigottan farklı dokular oluşturulmasıyla gerçekleşir. Kimerizm, canlılarda birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. Deri rengi, göz rengi, kan grubu ya da doku farklılıkları gibi ileriye gidebilen durumları ortaya çıkartabilir. Hayvanlarda doku nakillerinden sonra gelen yabancı DNA, bazen kendi hükümdarlığını kurarak genomu da ele geçirebilir.

Çoğu kimerin vücudundan sadece UV Işık altında görülebilen ‘Blaschko Çizgileri’ vardır; bu çizgiler iki ayrı ten rengi tonu kodlayan farklı embriyo hücrelerinin rahim içinde gelişimleri boyunca yaşadıkları hücre göçü sonucunda oluşur.

Blaschko Çizgileri

Tabi işin farklı göz rengi gibi zararsız sonuçlarının anne – babalık testi sonuçlarının etkilenmesi gibi daha ciddi olaylara yol açabilmesi de söz konusu olabilir. Bazı durumlarda iki kardeşin genetik yapısı tamamen farlı olup testlerde kardeş olmadıkları sonucuna varılırken bazen annenin bile çocuğuyla genetik benzerliği çıkmayabilir. Bu fenomene göre bazı annelerin çocuklarıyla mesafeli bir ilişki geliştirdiği, kimerizmin çocuğa karşı sevgisizlik yarattığı ama tam sebebinin bilinmediği kayıtlara geçmiştir.

En çok tüp bebek uygulamaları sonucu yaşanan kimerizm vakaları toplum baskısı yüzünden ülkemizde incelemelerden uzak tutuluyor. Prof. Dr. Osman Demirhan, ikiziyle birleşip yeni bir genoma bürünen bebekleri, sevgi besleyemeyen annelerin sonraki kendi genlerini taşıyan çocuklara karşı sevgi besleyebildiğini söylüyor. Belki de çocuğun hem teyzesi hem annesi olmak kadınları genetik anlımda baskıya sokuyor olabilir.

Çekirdek aileden çıkıp işin kriminal kısmına geçecek olursak; kimer suçlular yakalansalar bile DNA örnekleri her seferinde farklı çıkabileceğinden en büyük kanıttan izole rahat bir yaşam sürebilir. Suçlanan kişinin tek dokusundan alınan DNA örneği yerine (kan ve karaciğer dokusunda örnekler farklı çıkabilir) birçok farklı dokudan gen alıp karşılaştırmak yerine yarattıkları biyolojik sahte kimlikleri yok etmeyi sağlayabilir.

Prof. Dr. Volkan Baltacı konu hakkında şu bilgileri veriyor: Son zamanlarda ortaya atılan bir iddia henüz ispat edilmemiş olmakla birlikte şöyle; tüp bebek uygulamalarında birden fazla embriyo transfer edildiği zaman bu embriyoların anne rahminde birleşerek tek bir embriyo haline geçerek büyümesidir. Yani aynı anne babaya ait iki ayrı kardeşin tek bir bebek olarak dünyaya geliyor olması. Böyle bir bebekte bazı organlar bir kardeşin genetik özelliklerini taşırken diğer organların farklı kardeşe ait genetik özellikleri taşıması söz konusu (kimerizm). Bu durumda olan bir birey farklı genetik özelliklerde organ ve dokulara sahip olabilir örneğin; iki farklı göz rengine sahip olabilir ya da iki ayrı cinsiyet hücrelerini (erkek ve dişi cinsiyet dokularını) bir arada (hermafroditizm) taşıyabilir. Bu durum farklı organlarda farklı DNA içeriklerinin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor.

Kimerik Vakalar

Karen Keegan

Karen bir gün tiroid nodüllerine teşekkür edeceğini düşünür müydü dersiniz? Karen Keegan’ın böbrek nakline ihtiyacı vardı ve işe en yakınlarından başlanarak iki oğlundan da doku alındı fakat sonuç şaşırtıcıydı, iki oğlunun da kendisiyle genetik benzerliği yoktu.Testler kan, saç ve ağız hücreletinden alınan örneklerle tekrarlandı ama sonuç aynıydı. Sonra birinin aklına, bir süre önce alınan tiroid nodülünden örnek alınması geldi ve bingo! Tiroid dokusundaki DNA ile çocukların DNA sonuçları benzerlik gösterdi ve sonrasında anlaşıldı ki Karen anne karnında fizyona uğradığı için ikizinin de DNA niteliklerine sahipti, çocuklarının hem annesi hem teyzesiydi.

Lydia Fairchild

Çoğu insan gibi Lydia da kimerik olduğunu bilmeyen, kendi halinde bir Amerikan vatandaşıydı. Üçüncü çocuğuna hamileyken eşiyle ayrıldı ve çocuk yardımından faydalanabilmek için başvurdu, işler de burada karıştı. Baba ve annenin örnekleri istendi ve Lydia’nın hiçbir çocuğuyla ortak genlere sahip olmadığı ortaya çıktı. Lydia da bunun getirisi olarak dolandırıcılık ile suçlandı, mahkeme karşısına çıkartıldı. Savcılar işi ileri götürüp çocukları Lydia’dan almak için girişimler yaptı fakat bu sırada rüzgar Lydia’dan tarafa esmeye başladı. Lydia’nın doğum vakti gelmişti ve bir şahitle birlikte doğuma girdi, şahit karşısında bebekten ve kendisinden kan örnekleri alındı ve ikinci bingo! Sonuçlar üçüncü çocuğun da Lydia’dan olmadığını gösteriyordu. Olayın duyulmasından sonra avukatların aklına bu durumun bir kimerizm vakası olabileceği geldi nihayet ve durum kayıtlara geçti.

Yani ayıla bayıla okuduğumuz ve okurken hayaller kurduğumuz efsanevi yaratıklar aslında metroda, vapurda, parkta, yanıbaşımızdalar. Onları görmek için ihtiyacınız olan tek şey iyi bir çocuk olmak ve temiz bir petri kabı…

 

Selin Nazlı Onan (babası kimlik çıkartmaya bir sevinçle gidip Nazlı'yı eklemeyi unutsa bile kendisi eklemekten hiç vazgeçmedi)3 Temmuz 1994'te Fatih'in bavyerası sayılan Cerrahpaşa'da 9 ay 13 günlükken bir cuma günü dünyaya gelerek ailesine ve sağlık personellerine klişe korku filmlerinin tatlı heyecanını yaşattı. Çocukluğundan beri DNA'yı nedense pek sevdi, büyüdüğünde kendini Moleküler Biyoloji okurken buldu. Şu sıra derslerini bir an önce verip özgürlüğüne kavuşma ve çılgın bir bilim insanı olma yolunda.