Kimilerince bir çocuğun çizim kabiliyeti, ilkokul ya da ortaokul gibi eğitimin ilk basamaklarından evvel fark edilebilmekte. Buna karşın 15-16 gibi yine çok da geç olmayan yaşlar, fark yaratabilmek için geç sayılmaz. Kazimir Maleviç, neredeyse hayatının ilk çeyreğini geride bıraktıktan sonra resmi anlamda resim eğitimi almaya başlamış bir sanatçıdır. Lokasyon da doğduğu yer de olan Kiev‘dir.

Yolda Üç Kadın, 1900 (Empresyonizm)

Elbette Kazimir Maleviç ile birlikte akıllara gelen ilk kavram Süprematizm olmaktadır. Ancak buna doğrudan geçmeden evvel, nelerin geride bırakıldığını ya da deneyimlendiğini de düşünmek şarttır. Daha evvel Georges Braque‘ın kübist resimlerinden evvelki fovist, Henri Matisse‘in de fovist öncesi realist çalışmalarına da değinmiştim. Bu durum birçok sanatçı için, özellikle de 19 ve 20. yüzyılda geçerlidir.

Düğün, 1907
(Post-Empresyonizm)

Duvak, 1908
(Sembolizm)

Burdan yola çıkarak Maleviç’i de empresyonist çalışmaları ile değerlendirmeye başlamak mümkün görünür. 15 gibi erken bir yaşta resme başlamasının yanı sıra günümüzde bilinen en erken eserleri 1900 ve sonrasına tarihlendirilmektedir. Bu yüzden Maleviç’in kırsal kesim ya da çeşitli manzara resimleri öncesindeki 4-5 yıllık dönemde ne tarz çalışmalar yaptığı biraz soru işaretidir. Empresyonizm öncesi realizmin varlığından haberdar olsak da, en azından ben bu konuda kesin bir şey söyleme taraftarı değilim. Empresyonizm dışında sembolizm, kübizm ya da neo-primitivizm gibi çeşitli sanat akımlarından da sanatçının nasiplendiğini söyleyebiliriz.

Otoportre, 1910
(Fovizm)

Enstrüman, 1913
(Kübizm)

Sosisçi Lodz’a Geldi, 1914
(Primitivizm)

Tüm bu denemeler ve tecrübe birikimlerinin sonucunda da günümüzde süprematizm adının verdiğimiz ve Maleviç’in sanatının doruk noktasını teşkil eden anlayış ortaya çıkmıştır. Ahu Antmen 20. Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar adlı kitabında, bu konuyla ilgili Kazimir Maleviç’in 1927 yılında yazmış olduğu bir metine yer vermiştir. “Süprematizm” adlı bu metinde, ilk kez 1913 yılında “…sanatı objektifliğin safrasından çaresizce kurtarma çabası içinde kareye sığınıp beyaz bir zemin üzerinde siyah bir kareyi sergilediğimde…” şeklinde bir ibare geçmektedir. Bu akımın başlangıcı da çoğunlukla bu yıl olarak kabul görmektedir.

Siyah Kare, 1915
(Süprematizm)

Dört Kare, 1915
(Süprematizm)

Dönemin sanat eleştirmenleri, Maleviç’in arzuladığı reaksiyonu ona vermeseler de, Maleviç’in yaptığı işteki tutkusu her sanatçıda olduğu gibi yerli yerindeydi. “Sevdiğimiz her şeyi yitirdik. Bir çöldeyiz sanki…” şeklinde gelen yorum karşısında Maleviç’in tutumu bunu destekler haldeydi. “Ama bu çöl, her yeri kaplayan non-objektif (nesnesiz) duygunun ruhuyla doludur.” şeklinde kendini ifade eden sanatçının esas savunduğu nokta da içine doğru çekildiği çöl, yani non-objektif kavramdır. Beyaz bir zemin üzerinde siyah bir kareden başka bir şey görmeyen eleştirmenlerin aksine O, yalnızca bir kare değil duygusal bir yoğunluk görmekte ve hissetmekteydi. Bu da yine non-objektif idi. Bunlar doğrudan Maleviç’in düşünceleridir.

Süprematizm, 1915

Süprematizm, 1915

Aynı zamanda Maleviç’in eserleri, “non-objektif” kavram ile nesneyi kendinden dışlarken asıl anlatımı renk aracılığı ile yapmayı da kendine alışkanlık edinmektedir. Kendine yarattığı yeni dünya, bir nevi nesnesiz bir dünyadır. Tüm bu gelişmelerin temelinde de geometrinin, esas güzelliği yansıttığı düşüncesi de aranabilir. Maleviç’in yaptığı işle ilgili bizzat kaleme aldığı yazıların, onun sanatını anlamakta oldukça yardımcı olduğunu da söyleyebilirim. 1927 yılında sonra da, Maleviç’in “Süprematizm Sonrası Dönem” ya da Neo-Süprematizm olarak adlandırılabilecek yeni bir anlayışa geçtiği görülmektedir. Bu konuya girmeden yalnızca birkaç örnek paylaşmak adına, nesnesiz dünyaya artık nesnelerin tekrar girdiğini söyleyebiliriz. Birkaç örnek ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Marangoz, 1927

Tarladaki Köylüler, 1929

İki Erkek Figür, 1930

Maleviç, 15 Mayıs 1935 yılında hayatını kaybettikten sonra vasiyeti üzerine, beyaz bir küp ve üzerinde siyah kare olan bir mezara gömülmüştür.

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.