“Brick: Ne kazanacaksın? Kızgın damdaki bir kedinin zaferi ne olabilir ki?

Maggie: Dayanabildiğin kadar durabilmek, sanırım!”

Mam’art yapımı olan “Kızgın Damdaki Kedi” oyununu izlerken, doğrusunu isterseniz riyakarlık, hırs, yalan, bastırılmış cinsellik, çıkar ilişkileriyle dolu iki yüzlü hayatların çıkışsız anaforunda buldum kendimi.

Cinsel sarsıntılar geçiren Maggie ile bir dizi söylentinin inkarı ve gerçek sureti arasında gelgitler yaşayan Brick’i, nereden ve nasıl olmuş da bu denli yakından tanıdığımı düşünmedim değil oyun boyunca. Sahi kimdi onlar?

Bazen yıllar sonra, bazen de hiçbir zaman açıklanmaması gereken sırlar vardır, hani geçmiş hesapların ortaya dökülmesi bu nedenle sakıncalıdır. Bu nedenle korkutur bizleri. Susmak, reddetmek işimize gelir çünkü.

Çıkışsız bir anaforda “mış, muş, miş, müş”lerle maskelenmiş ‘bir tür travesti yaşam’ daha mı korunaklıdır yoksa? Brick ve Maggie kapatıldıkları kafeste evcilik oyununa ne zamana kadar devam edeceklerdir? Belki de, birbirleri için hem yem hem ökse olmak işlerine gelmektedir.

Gerçekle yüzleşmektense ham hayallerin tutsağı olmak yeğlenir genelde. İnkâr mekanizmasına sığınılır. Skipper ve Brick arasında yaşananlar sadece dedikodudur. Aslı astarı olmamalıdır. Latent (gizli) eşcinsel eğilimler söze dökülemez. Alkol girer devreye ve duygusal şiddet, reddediş.

Mae, Gooper, Maggie, Brick mutsuzluğun ateşinde yanarken, sadece kazanma ve iktidar ihtirası, onlara katlanma gücü vermektedir. Kış uykusudur onlarınki… Soğuktan korkmaktalardır çünkü yabancı ve yalnızlardır. Gerçekte bir trajedinin içine çekildiklerinin farkında bile değillerdir.

Brick karmaşa ve uzlaşmazlık içindedir. Açığa çıkmaktan, sosyal baskılardan ürkmektedir. Tedirgindir, homofobiktir. Aslında ne Skipper, ne Maggie’yi sevmiştir. Evliliği bir tür hayat kaçaklığıdır. Kimi söylentilerin önünü keseceğine inandığı bir barınaktır belki de. Maggie ile cinsel yaşamları hemen hemen yok gibidir zaten.

Maggie histerik, mutsuz, öfkeli, doyumsuzdur. Brick tarafından arzulanmamak ona acı verse de mazoşist bir biçimde kocasına bağlıdır. Öte yandan, çocuk sahibi olmadığı için aile içinde kendisini güvensiz ve tehdit altında hissetmektedir. Kayınvalidesi, kayınpederi, eltisi, yeğenleri ve Brick’in erkek kardeşiyle bitmeyen bir çekişme içindedir.

Birck ve Maggie’de Sezin Akbaşoğulları ve Tuğrul Tülek hünerli oyunculuklarıyla harikalar yaratıyor.

Tennessee Williams’ın 1955 yılında yazdığı ve 24 Mart 1955 tarihinde Broadway Morosco Tiyatrosu’nda ilk kez izleyiciyle buluşan “Cat on the Hot Tin Roof” oyunu, aynı yıl Pulitzer Drama Ödülü’nü de kazanmıştı.

Yönetmen Serkan Salihoğlu eseri sahneye taşırken, karakterlerin gerçeğe uygunluğunu, olayların mantığını, canlandırılan hislerin sahiciliğini başarılı bir biçimde ele almış. Zaten oyuncuların yaşar kıldıkları kimliklerle kurdukları içsel bağ çok belirgin. Sahne geçişleri çapaksız. Her duygu aktarımının altında yer alan dramatik anlatım etkileyici oyunculuklarla izleyiciye yansıtılmakta.

Özenli reji, sahne, kostüm, ışık tasarımları, Sezin Akbaşoğulları, Tuğrul Tülek, Ayten Uncuoğlu, Ünal Silver, Bennur Duyucu, Ömür Kayakırılmaz’ın bilinçli, yaratıcı ve üst düzey ekip oyunculukları her açıdan Tennessee Williams’a layık, tam çizgisinde bir piyese imza atıyor. Ayrıca Tuğrul Tülek, Serkan Salihoğlu, Feri Baycu Güler’in ortak çalışması olan metin çevirisi de hayli başarılı ve övgüye değer.

Kısacası, 2017-2018 Tiyatro Sezonu’nun hoş sürprizlerinden biri olan “Kızgın Damdaki Kedi” düşündüren, duygulandıran, sorgulayan akıcı temposu kadar çok başarılı oyunculukları ve rejisiyle de mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.