Merhaba sinemasever dostlar,

Bu hafta öncekilerden farklı olarak vizyonda olan bir filmi değil vizyona girecek olan bir film hakkında konuşarak bu filme hazırlık yapacağız. Böylelikle filmi beklemenin heyecanını beraber yaşayacağımızı düşündüm. Hem iyi yanı hem kötü yanı olan bir şey bu. İyi yanı sabırsızlanmak kötü yani ise beklentiyi arttırıp tatmin çıtasını yükseltmek. Ancak ben filmin başrol oyuncusuna sonuna kadar güvendiğim için sizlerin beklentilerinizi yükselmekte bir sakınca görmüyorum. Film vizyona girdiğinde lütfen bana eleştiri maili atın (emrebeceren@yahoo.com) böylece daha interaktif bir paylaşımımız olacaktır…

Evet dostlar heyecanla beklediğimiz film ilki 2014 yılında vizyona girmiş olan ve yönetmenliğini David Leitch ve Chad Stahelski’nin yaptığı başrolünü Keanu Reeves’in oynadığı aksiyon ve gerilim türündeki JOHN WICK serisinin devam filmi olan JOHN WICK 2. Yalnız bilmeyenlerimiz için öncesinde Keanu Reeves hakkında küçük bir paragraf yazmak istiyorum:

Keanu Charles Reeves 2 Eylül 1964 senesinde Beyrut’ta bir barda tanışarak evlenen Çin ve Hawaii asıllı Amerikan vatandaşı jeolog Samuel Nowlin Reeves ile kostüm tasarımcısı şov kızı Patricia Taylor’in iki çocuğundan biri olarak Kanada’da dünyaya gelmiştir. Henüz 2 yaşındayken anne ve babasının ayrılması sonucu annesi ve kızkardeşi ile hayatına devam eden Keanu Reeves annesinin yapmış olduğu evlilikler sonucunda 4 farklı okul değiştirerek okumaya çalışmış ama disleksi hastalığının da etkisiyle mezun dahi olamadan 15 yaşında “Wolfboy” adlı oyun ile oyunculuk kariyerine başlamıştır. Lise yıllarında hokey takımında oynayan Keanu Reeves sakatlık sonrası Kanada milli takımı hayallerinden de vazgeçmek zorunda kalmıştır. İşte bu yıllarda en iyi arkadaşı olan River Phoenix’i yüksek doz uyuşturucudan kaybeden Keanu 1998 yılında Jennifer Syme’a ilk görüşte aşık olup evlendi ancak mutlulukları çok uzun sürmedi. 1999 senesinde hamile kalan Jennifer doğuma az zaman kala düşük yapınca çift bu travmayı atlatamamış, 18 ay gibi bir süre geçtikten sonra Jennifer Syme bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Bu olaydan çok etkilenen Keanu Reeves o zamandan sonra ciddi ilişkilerden ve çocuk sahibi olma fikrinden iyice uzaklaşmıştır. Bu yıllarda kız kardeşinin lösemi hastası olduğunu öğrenen Keanu onunla yakından ilgilenerek onu hayata bağlamaya çalışmıştır. Ayrıca Matrix filmlerinden kazandığı paranın %70 gibi bir kısmını lösemi ile mücadele eden sağlık kurumlarına bağışlamıştır. Kendi cümleleriyle “Hayatınızda ne olup bittiğinin önemi yok, hepsinin üstesinden gelebilirsiniz, hayat yaşamaya değer,” diyen yıldız oyuncu mütevazı kişiliği ile sevenleri tarafından hep farklı bir yerde olmuştur.

Neredeyse hepimiz onu 1994 yılında Sandra Bullock ile beraber çektiği “Speed” filmiyle tanıdık. Bu filmle kendisinin de beklemediği bir üne kavuşan Keanu Reeves daha sonra oynadığı filmlerle düşüşe geçse de Al Pacino gibi bir usta ile başrollerini paylaştığı ve Charlize Theron’un da eşlik ettiği “Şeytanın Avukatı” adlı yapımda Al Pacino karşısında oyunculuk yeteneğini göstermiş ve kalitesini kanıtlamıştır. Bu filmden sonra Matrix serileri gelmiş, seçilmiş kişi NEO karakteri ile sinema dünyasında yerini sağlamlaştırmıştır. 31 Ocak 2005’de Hollywood’daki Walk Of Fame’de kendisine bir yıldız verilerek ismi kaldırım üzerinde yıldızı bulunan değerli sinema oyuncuları arasına girmiştir. Hayat tarzı ve başına gelen onca üzücü ve yıpratıcı olaya rağmen hala ayakta kalan ve başarısını sürdüren Keanu Reeves diğer Hollywood aktörlerinden farklı olarak imkanı olmasına rağmen lüks malikânelerde değil sıradan bir evde yaşıyor, metroya binerek seyahat ediyor ve halkın arasında dolaşmayı seviyor. Geçtiğimiz senelerde metroda bir kadına yer verirken çekilmiş görüntüleri ona olan hayranlığın artmasını sağlamıştır. Filmi izlemeden önce Keanu Reeves’i daha yakından tanımak sizde de bir hayranlık uyandırmış olmalı.

10 Şubat 2017 tarihinde vizyona girecek olan ‘John Wick 2’ bir devam filmi olduğundan 2014 senesinde gösterilmiş olan ilk filmin konusu hakkında da hafızamızı tazeleyelim. John emekliye ayrılmış bir tetikçidir, çalıştığı dönemdeki acımasızlığı ve iş bitiriciliği tüm mafya dünyasında isim yapmasına sebep olmuş ve ona bulaşmak istemeyen herkes tarafından ayrılması saygıyla karşılanmıştır. Ne var ki emeklilik günlerinde karısının yakalandığı amansız hastalık sonucu onu kaybetmek John’u derinden etkilemiş, karısından geriye kalan köpeği ve çok sevdiği arabasıyla beladan uzak yaşantışını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak ne yazık ki John Wick efsanesinden haberi olmayan bir gangsterin oğlu tarafından sıradan bir benzincide “Araban satılık mı?” sorusuna “Hayır.” cevabı veren John Wick aynı gece bu gangsterin oğlu tarafından evinde saldırıya uğrayacak, arabası çalınarak sahip olduğu küçük köpek öldürülecektir. Hayatında değer verdiği şeyler elinden alınan ve kaybedecek bir şeyi kalmayan John Wick ise intikam için geri dönecektir. John Wick’i tanımayan gangsterin oğlunun babasıyla konuştuğu sahne çok etkileyicidir. Babasının “Sen ne yaptın?” sorusuna birinin arabasını çaldım ve köpeğini öldürdüm diyen oğluna “John senin için gelecek! Defol buradan.” demesi sanırım sizler için yeterince açıklayıcı olmuştur. Film Quentin Tarantino’nun filmlerine benzer düzeyde ağır şiddet sahneleri içeriyor. Yakın mesafeden vurulma şiddet ve kan konusunda hiç mütevazı olunmamış. Aksiyon düzeyi yüksek ve bu tarz filmleri sevenler için mükemmel denecek düzeyde bir filmdi JOHN WICK (2014).

Yeni filmin fragmanını izlediğinizde aynı aksiyonun devam ettiği ve aynı heyecanı bize yaşatacağını görebiliyoruz. Aslında John Wick karakterinden muhteşem bir oyun karakteri de yaratılabilir. Bunun örneğini yine Keanu Reeves’in başrolünü oynadığı “Constantine” adlı filmde görmüştük. Muhteşem bir film bizi bekliyor diyerek beklentileri bir tık daha ileri taşıyor ve film vizyona girdikten sonra fikirlerinizi bekliyorum.

Keyifli seyirler dilerim..