Günümüz İtalya sınırlarından doğarak filizlenmiş, dünyaya hakim olmuş bir imparatorluk olan Roma İmparatorluğu’nun Anadolu coğrafyasındaki etkisi kimi araştırmacılarca batılı olarak ele alınmışken, kimi araştırmacılar tarafından da bu bağ reddedilmiştir. Buna rağmen, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis kentinin defalarca kez İtalyan işgaline uğradığı ya da İtalyan kolonileriyle isteğe bağlı – ticari – ya da istem dışı – politik – olarak bir bağ içinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, günümüz İstanbul’undaki İtalyan etkili mimari birikim varlığını hissettirmektedir.

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Venediklilerin ve Amalfililerin zaten başkent Konstantinopolis’teki varlıkları biliniyordu. Bununla birlikte IV. Haçlı Seferi ile Latinler tarafından başkentin yağmalanması ile birlikte Konstantinopolis’te kurulan Latin İmparatorluğu halk üzerindeki etkisini bitirdiğinde elbette ki tamamen kenti terk etmemişti. Yaklaşık 10. Yüzyıldan başlayarak günümüze dek azalarak da olsa İstanbul sınırları içinde barınan bir İtalyan nüfustan bahsediyoruz kısacası. Fakat İstanbul’da yaşayan İtalyan halkın ihtiyaçlarından doğan mimari üretime kıyasla, özellikle önemli bir Rönesans sanatçısı tarafından öne sürülmüş bir proje oldukça büyük önem arz ediyor: Leonardo Da Vinci’nin Haliç Köprüsü Projesi

Gerçekleşse dahi İstanbul’un sürekli değişen kent dokusundan ötürü bugüne kadar ulaşıp ulaşamayacağını düşündüğüm bir köprü projesidir.

Fatih Sultan Mehmet devrinde tasarlanan köprü projesi istenilen performansı sağlayamadıktan sonra ulaşımı sağlayan tek araç kayıklar olmuş belirli bir süre. II. Bayezid devrinde ise İstanbul’un nüfus yoğunluğunun Haliç ve çevresini etkilemesiyle kayıklarla iki yöne de erişim sorun yarattığından bir köprü yaptırma fikri yeniden gündeme gelmiştir. Ortaya atılan bu imar girişimi düşüncesi de devrin önemli Rönesans sanatçılarından Leonardo da Vinci’yi oldukça heyecanlandırmış olacak ki, kendisi sultan II. Bayezid’e bizzat mektup yazarak bu arzusunu iletmiştir. Adının”Altın Boynuz” anlamına gelen Haliç için adına yakışır bir köprü tasarlamak istemiştir ve boynuza benzeyen bir köprü fikri ile II. Bayezid’in karşısına çıkmıştır. Fakat bu köprü tasarımı hiçbir zaman imar faaliyetlerine dönüştürülmemiştir.

Leonardo da Vinci tarafından Sultan II. Bayezid’e yazıldığı düşünülen mektup

Leonardo da Vinci’nin göndermiş olduğu mektup Topkapı Sarayı arşivince 6184 sayılı belgeyle “Ceneviz’den Leonardo adlı kâfirin gönderdiği belgeyle mektubun suretidir” başlığı altında saklanmaktadır.

Leonardo’nun tasarlamış olduğu köprü, günümüzde dahi yapımı oldukça zor olarak ele alınıyor. Genişliği 40 arşın, su üzerinden yüksekliği 70 arşın, uzunluğu 600 arşın ve bunun 400 arşını karada kendi kendini omuzlayacak şekilde bir ölçü planı çıkartmış sanatçı. “İstanbul’daki İtalyan İzi” adlı kitapta karşılaşmış olduğum bir alıntı beni oldukça düşündürdü.

“Profesör F. Stussi, bu köprü taslağının pek sağlıklı ve güvenilir olmadığını kanıtlayarak şöyle bir karara varmıştır: ‘Köprüyü gerçekleştirmemek Leonardo açısından şanssızlık mıydı, yoksa aksi mi? Böylece Leonardo, büyük şöhretini gölgeleyecek başarısızlıklara düşmekten kurtuldu mu yoksa dünya eşsiz bir köprünün yapımından yoksun mu kaldı? Buna yanıt veremiyorum.’”

Ya da böyle bir köprünün inşası gerçekleşseydi, bu köprü günümüze dek ulaşabilir miydi? Peki ya günümüze dek ulaşmış olsaydı, İstanbul’un kent dokusuna etkisi ne olacaktı? Sorular, sorular.

Gerçekten uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalı olan bu proje Leonardo da Vinci’nin tasarlamış olduğu köprü Norveçli sanatçı Vebjoern Sand tarafından ilgiyle incelendi ve ölçüleri indirgenmiş bir proje ile hayata geçirildi. Proje 2001 yılında Oslo’nun güneyindeki Aas kasabasında bir karayolu üzerine üst geçit olarak tasarlandı.

 

1996’da Antalya’da doğdu. İlk kez “Büyüyünce ne olacaksın?” dediklerinde “Yazar!” diye cevap verdi, o günden sonra verdiği bu cevap da hiç değişmedi. Sanatla iç içe büyüdü, sanatçı olmak istedi. Sanatçı olamayınca, sanat tarihçisi olmak istedi. Şu anda Akdeniz Üniversitesi’nde Sanat Tarihi eğitimi alıyor ve elinden geldikçe yazmaya gayret gösteriyor.