19. yüzyıl Fransa’sının değişen sosyal, ekonomik ve sanatsal yapısı içerisinde ressamlığa adımını atmışolan Degas, Empresyonizm (İzlenimcilik) akımının ürünü olan yapıtlar ortaya koymuştur. Ayrıca sanatçı sekiz İzlenimci serginin yedisinde sayılı ressamlardan biri olmuştur. Hukuk öğrenimini bırakaran Paris Güzel Sanatlar Okulu’na giderek Ingres’ın öğrencisinin sınıfında eğitim almıştır. Daha sonra Roma’da Leonardo da Vinci üslubunda çalışmış ve 15 ve 16. yüzyıl İtalyan sanatçılarının fresklerini kopya ederek kendini geliştirme fırsatı bulmuştur. İlk yapıtları Neo-Klasik dönem sanatçısı Ingres’ın akademik geleneğine bağlı tarihsel resimler ve aile portreleridir. Aile portreleri Barok dönemde de görülmüş yaygın bir resim türü olmuştur ve akıllara direkt olarak Barok dönem sanatçısı Velazquez’in yaptığı “Nedimeler” isimli yapıt gelecektir. “Belleli Ailesi” ise Degas’nın, Ingres’ın sanat anlayışı çizgisinde ortaya koyduğu yapıtlarından biridir.

VELAZQUEZ
NEDİMELER (LAS MENINAS) (1656)
Museo del Prado

INGRES
AİLE PORTRESİ (1817)

EDGAR DEGAS
BELLELI AİLESİ (1858-1868)
Musee d’Orsay

Paris’e döndükten sonra Louvre’da Manet ile karşılaşmış ve Genç İzlenimciler grubuna katılmıştır. Bu dönemden sonra da daha çok yarış konularına ağırlık vermiş, opera, sirk ve tiyatro sahnelerine yönelmiştir. Manzara resimlerini bu yarış temalı resimlerninin arkasına yerleştirmiş ve daha çok figüre yönelmiştir. “Yarış Pisti” adlı yapıtı bu alandaki yapıtları arasında önemli bir yer tutmuş ve abartılı renk kullanımına rağmen kompozisyonun gerçekliği dikkat çekmiştir.

EDGAR DEGAS
YARIŞ PİSTİ (1876-1887)
Musee d’Orsay

EDGAR DEGAS
GEÇİT TÖRENİ (1866-1868)
Musee d’Orsay

Hareketi kaydeden fotoğraf makinelerinin yaygın kullanımına bağlı olarak, o döneme kadar yanlış kullanılan ve merak edilen unsurlar üzerine gidilmiştir. Bunlardan biri Degas’nın yarış temalarına bağlı olarak resmettiği atlardır. Gericault’un Romantisizm döneminde resmettiği “Epsom Derbisi” adlı yapıtında atın tüm bacakları havada ve hiçbir yerden destek almadan gösterilmiştir. Bunun nedeni seyircilerin yarış esnasında hızlı hareket eden atın bacaklarının şeklini tam olarak seçememesi ve o yıllarda fotoğraf makinesi hareketi kaydedememesidir. Eğer fotoğraf makinesi hareketi kaydedebilseydi hızla koşan at donacak ve bacaklarının şekli tam olarak belirlenecekti.

GERICAULT
EPSOM DERBİSİ (1821)
Louvre Museum

EDGAR DEGAS
AT ESKİZLERİ

EDGAR DEGAS
AT ESKİZLERİ

İzlenimcileri bir araya getiren, tuval üzerindeki renklerin ışık değerleri sayesinde belirlenmesi ilkesini sonuna kadar devam ettiren Degas, özellikle sahnede çalışan balerinleri resmettiği eserlerinde bunu açıkça göstermiştir. Balerinleri resmettiği eserlerinde ışık değerlerinin vücuda yansıma şeklinin yanında bedenin dans sırasında zorlanmasını da göstermiştir. Operada Dans Fuayesi sanatçının bu konuda yaptığı çalışmalarının ortak bir ürüdür.

EDGAR DEGAS
BALE SAHNESİNDE PROVA (1874)
Musee d’Orsay

EDGAR DEGAS
MAVİ DANSÇILAR (1897)
Pushkin Museum

EDGAR DEGAS
DANS SINIFI (1874)
Metropolitan Museum of Art

İç mekan resimlerinde de ışık değerlerinin tüm resme yansımasına bağlı kalmış, dönemin Fransa’sında moda olmuş mekanlarda moda kıyafetler giyen insanları betimlemiştir. Sanatçı aynı zamanda dalgın ve içe kapanık figürleri, klasik resim değerlerinde olduğu gibi, resmin merkezine yerleştirilme ilkesine bağlı kalmadan betimlemiştir.

EDGAR DEGAS
ABSENT İÇENLER (1876)
Musee d’Orsay

Balerinlerin yanında yıkanan kadınları da tema olarak belirlemiş olan Degas, bir dönem dönem bu konuda yapıtlar üretmiştir. Sonuç olarak sanatçı, dış ve iç mekanda banyo yapan kızların vücutlarına değer güneşin ıslaklıkla buluşmasını etkili bir biçimde vermiştir. Bunu yaparken insan bedeninin hareket sınırlarını da araştırmıştır.

EDGAR DEGAS
KÜVET (1885-1886)
Hill-Stead Museum

EDGAR DEGAS
BANYO YAPAN KADIN (1892)
Art Gallery of Ortario

11 yaşındayken kendine bir hikaye defteri edinip uyumadan önce hikayeler yazıyorken, hayatta hangi yola saparsa sapsın mutlaka ama mutlaka isminin başına “yazar” sözcüğünün getirileceğini hissediyor olmalıydı. Sanatın içine doğmuş bir çocuktan aksi beklenemezmiş gibi, zamanla yolunu sanat tarihine doğru çizdi. Ve halen İstanbul Üniversitesinde Sanat Tarihi ve Tarih bölümlerindeki eğitimlerine devam etmektedir.