Günlerdir söz ve müziği Murat Güneş’e ait, Saadet Sun’un sıra dışı yorumuyla taçlanmış, Ossi Müzik / Hakan Eren yapımı “Mükafat”ı dinliyorum.

Yıllar, üstelik çok uzun yıllar sonra yine yepyeni, ‘yaş’sız, her yorumladığı esere kattığı o eşsiz  teatral edayla, divalara, medya çöplüğünde yaldızları döküldü dökülecek nice popstarlara inat, “katıksız, safkan” bir yorumcu Saadet Sun var karşımızda.

İtiraf etmeliyim ki, “Mükafat”ı her dinlediğimde, “yaşamın herhangi bir zamanından alınmış bir kesit olmalı bu şarkı,” diye düşünüyorum. Anlatılan o kadar sahici ve tanıdık ki..

An geliyor, kopkoyu bir dövme olup tenimize işliyor Saadet Sun’un yorumu, kalplerimizi, hatıralarımızı simleyip, büyülüyor giderek. Bizi tutsak alıyor.

Bilinen kimi gerçekleri bozup darma duman ederek, adeta farklı gerçeklerle yüzleştiriyor bizi. Duygularımızı altüst eden bir esintiye dönüşüyor.

İçimizde uğuldayan, bizi sarsan sözcükler ve o ses..

“Gözlerin, özlemimdir.”

Şarkının içinde yapayalnız (uzatmaları, direnişleri yedeğimde taşıyarak) yürüdüğümü ayrımsıyorum birden. Sanki bir tülün ardındayım. Erguvan sağnaklarıyla sırılsıklam ıslanmış. Hüzünle aşılanmış anılar çarpıyor yüzüme. Ürperiyorum.

“Senden önce, ben yine bendim ama..”

Romantizmi ve aşkı çok özlemişim meğer. Saadet Sun’un yorumuyla anlıyorum bunu. Kora daldırılmış paslı bir çakı değiyor tenime :

“İnsanoğlu hayatta aşk ile tamamlanır…”

Ne zamandır tanıyorum Saadet Sun’u? Doğrusu ya, pek bir fikrim yok. Sanki hep tanıyordum.

Metin Erksan imzalı “Hicran” filmini, hatırlıyorum mesela. Kuşağının özel oyuncularından biri olduğunu kanıtlayan Nazan personası. Şu an adı aklıma gelmeyen, siyah beyaz televizyon döneminin en güzel dizilerinden birinde kusursuz yorumuyla Saadet Sun…

Mustafa Alabora, Erdal Özyağcılar’ın da rol aldığı dizide, bir kotra sahnesinde, öyle bir Saadet Sun performansı vardı ki dudak kıyısında ince, alaycı bir tebessümle baktığı o kısacık an. Sergilediği, soluk kesen, yalın, aşılması zor oyunculuk tekniğiyle Saadet Sun bir kez daha belleklerimizde yerini almıştı.

Bir düş kronolojisi içindeyim dakikalardır;

“Tekrar Seni Sevecek”, “Sıfıra Sıfır”, “Ya Seninle Ya Sensiz “,” Olamaz ” , ” Sen Olmadan “, “Sen Nereye”, “Ol Gözü Kara”, “Hatırlarsın”, “Yazık Bana” şarkılarını, hatırlıyorum bir bir. Kalite skalası yüksek şarkıların, göz alıcı sahne estetiğiyle alaşımlanması. Hep bahsettiğim, o teatral tavırla yorumlanan duyarlıklar. Kısaca ve sadece Saadet Sun.

“Yeter Ki”, “Sevgilim” gibi iki başyapıtın ardından “Mükafat” Saadet Sun’u bir kez daha doruklara taşıyor.

Hüzün denize vurmuştu çoktan. Şamdandan yansıyan ışığın fincanda oynaşmasına takıldı bir an gözüm.

“Senden önce, nasıl bir hayatım vardı. Unuttum.”

Ömrümün kaçırılmış tüm sevgileriyle kucaklaşma zamanıydı artık. Bu ne güzel bir “Mükafat”, ne güzel bir saadetti.