Öncelikle belirtmek istediğim; “Suç ve Ceza”nın günümüz Türk tiyatrosunun kaydını tutan hemen herkes tarafından mutlaka izlemesi gerektiği olacak.

Etkileyici tiyatro dili, kusursuz bir roman uyarlaması olduğu kadar, doğrudan oyuncu performansına dayalı son derece başarılı bir yapımla karşı karşıyayız çünkü. Dahası tepkileri, beden dili kullanımlarıyla; Yiğit Uçan, Gülay Say, Deniz Hamzaoğlu yaşar kıldıkları kimliklere derinlemesine sahip çıkmalarının yanı sıra, rollerine kattıkları teknik ve duygusal boyutla da harikalar yaratmışlar.

Rodison Romonoviç Raskolnikof, Alyona Ivanovna, Porfir Petroviç, Marmeladov, Nastasya, Sonya an geliyor kanın kararıp pıhtılaşmış haline dönüşüyor sahnede. Altısı da o kadar sahici, o kadar yanı başımızda ki.

Tam anlamıyla Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’ye yaraşan yorumlar, diyebiliriz.

“Suçlar üzerine… Bir cinayetin işlenişi sırasında katilin zihni kararmaktadır. Bu durum ona bir sürü tedbirsizlik yaptırarak sonunda adaletin pençesine düşmesine neden olmaktadır. Sıradan insanların yakalanma nedeni işte bu zihin karışıklığıdır.”

Son derece başarılı sahne ve duygu geçişleri ve yineliyorum, kusursuz, çapaksız bir roman uyarlaması. Deniz Hamzaoğlu’nun izleyiciyi alıp götüren, duyarlıklı rejisi aslında her detay, her replik 19.yüzyıl Rusya’sından gelen belli belirsiz bir hüzün senfonisine eşlik etmekte…

Raskolnikof baltayı usulca kavradı.

“Ne iğrenç şey şu kan! Tırnaklarımın arasında hala..”

Yabancı Sahne üst düzey yapımlara imza atmaya devam ediyor: ” Suç ve Ceza “, “Netoçka Nezvanova” ve sırada “Beyaz Geceler”.

Hiç kuşkusuz, kolay unutulmayacak, belleklerde kalacak bir piyes “Suç ve Ceza”. Ustalıklı teatral  anlatımıyla da her türlü övgüye değer.

Ve bir not: Yavuz Pak’ın “Çağdaş Bir Tragedya” (*) başlıklı yazısını da, oyunu izledikten sonra okumanızı özellikle öneririm.

(*) http://www.tiyatrodergisi.com.tr/cagdas-bir-tragedya-suc-ve-ceza.html