Çok yıllık, soğansı ve otsu bir bitki olan lalenin Anadolu’ya yolculuğunun başlangıç noktası Orta Asya’dır. Pamir Dağları’nda yetişen lalenin yolculuğu göçebe bir toplum olan Türklerle birlikte Anadolu’ya ve buradan da Avrupa’ya uzanır. Özünde yabani bir bitki olan lale, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şeyhülislam Mehmet Ebussuud Efendi tarafından ıslah edilmiş, lalenin çeşitlenmesi ile birlikte yetiştiricilik büyük hız kazanmış ve lale artık bir Osmanlı İmparatorluğu sembolü haline gelmiştir.

Lalenin Avrupa’ya yolculuğu hakkında çeşitli tartışmalar olsa da bugün yaygın olarak kabul gören düşünce İmparator I. Ferdinand’ın Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki elçisi Busbecq’in İstanbul’dan Avrupa’ya götürdüğü bitkiler arasında lale soğanlarının da bulunduğu yönündedir. 1554’te Busbecq ile Almanya’ya giden lale, çok geçmeden Avrupa’da büyük itibar gördükten sonra 1634 -1640 yılında Hollanda’da çılgınca bir rağbetle karşılandı ve itibarının en yüksek mertebesine ulaştı.

On altıncı yüzyılın sonları ve tüm on yedinci yüzyıl boyunca Benelüks ülkelerinde binlerce çiçek natürmortu yapıldı. Lale bu dönemde aristokrat, banker ve entelijansiya üyelerinin sahibi oldukları, her geçen gün daha da  zenginleştirilen olağanüstü pahalı, sırf zevk için düzenlenen botanik bahçelerin rakipsiz moda çiçeği haline gelmişti. Bu tür bahçelerin inşası o kadar külfetli bir işti ki bu işi fonlayabilecek kaynakları sadece ya bir prens ya da bir devlet bulabiliyordu ve böyle bir himayenin sonucunda bahçecilik ile siyasal iktidar arasında simgesel bir ilişki doğuyor, dolayısıyla da Hollanda çiçek resimciliği büyük bir toplumsal prestije kavuşuyordu.

1606 yılında saray ressamlığına tayin edilen ve ölümüne dek bu makamda kalan Büyük Jan Brueghel, Kuzey Avrupalı çiçek ressamlarının en büyük ustalarındandır. Brueghel’in çiçek resimleri yaptığı yıllarda lale zenginlerin tekelindeydi. Saray ressamı olması nedeniyle pek çok ayrıcalığı bulunun Brueghel’e Arşidük Albert tarafından özel botanik bahçelerine giriş izni verilmişti. Lalenin Hollanda çiçek resimlerinde erken örnekleri onun resimlerinde karşımıza çıkar.

Çok pahalı olan ve tane ile satılan lale için Hollanda’da on yedinci yüzyıl boyunca özel vazolar dahi tasarlanmıştır. Abartılı formlara ulaşan bu vazoların ağızlarında tek bir lale için küçük bir delik bulunurdu. Hiç kuşkusuz o dönemde lalenin demet olarak sergilenmesi ekonomik açıdan mümkün değildi.

Başlangıçta lale büyük oranda bilimsel açıdan merak uyandırdıysa da yaklaşık 1630’dan itibaren laleler mali açıdan cazip hale geldi. Lale ve lale soğanları çılgınca satın alındı ve satıldı ve bu ticaret 1637’de spekülasyona dönüştü. Bu döneme daha sonraları “Tulipmania” yani “Lale Çılgınlığı” adı verilmiştir. 1637’den sonra piyasa hızla düşüşe geçmiş olsa da Hollanda’da laleye olan ilgi hiç azalmadı. Tulipmania’nın sanata yansıması ise genellikle bir eleştiri içerir. Genç Jan Brueghel, “The Satire of Tulip Mania” adlı eserinde spekülatörleri “beyinsiz maymunlar” olarak resmetmişti.

Lale çılgınlığı döneminde ekonomik olarak bir travma geçiren Hollanda’da 1640’lı yıllara kadar çiçek resimlerinde azalma görülür. Belki de, en azından birkaç yıl boyunca, lale büyüsünün aşırılıkları ve takip ettiği travmatik anılar, Hollandalı sanat koleksiyoncuları için bu kadar rahatsız ediciydi ki, duvarda asılı bir lale resmi bu travmayı tetikliyordu. Fakat bu çılgınlığın yarattığı çöküşün etkileri azaldıkça Hollanda sanatında çiçek resimleri ve bu resimlerde lalenin kullanımı iki yüzyıl boyunca etkisini sürdürmüştür.

Protestan ahlak anlayışının resim sanatında altın çağını yaşadığı on yedinci yüzyıl Hollanda’sında lalenin ekonomide yarattığı bu büyük dalgalanma sanata da aynı eleştirel çerçeveden yansıtılmıştır. Unutulmamalıdır ki doğal çiçeklerin kısacık ömrü, dünyadaki tüm yaratıkların faniliğini gösteren ahlaki bir metafordur. Bu bağlamda çiçek resmi estetik bir “memento mori (ölümü hatırlatan imge)” işlevi görür. Jacop Marrel’ın natürmortunda olduğu gibi bir zamanlar değerli olan lale, solgun görünümüyle artık bu değerin geçiciliğinin bir simgesi olarak Hollanda resminde varlığını sürdürmeye devam eder.

KAYNAKÇA:

GLÜCK, Heinrich, 16.- 18. Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçıları ile Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi, Eski Türk Sanatı ve Avrupaya Etkisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1972

Lale, TDV İslâm Ansiklopedisi, C.IX, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1994.

LEPPERT, Richard, Sanatta Anlamın Görüntüsü İmgelerin Toplumsal İşlevi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2002