Eveeet. Ödül sezonu açıldığından beri aslında herkesin başından beri beklediği kısma yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Kimine göre dünyanın en prestijli sinema ödülleri, kimine göre siyasi ideolojilerle çevrili ve Amerikan halkının insiyatiflerine göre şekillenen, popülist, objektif olmayan ve bu yüzden de değersizleşmiş sinema ödülleri, Akademi Ödülleri yani bilindik adı ile Oscar. Bu durumun yegâne sebepleri var tabii ki. Öncelikle Amerika tartışmasız en büyük stüdyolara, en kaliteli kameralara ve sinema için koca bir şehri ayırmış ve sinema sektörünün lokomotifi konumunda olan Hollywood’a sahip. Bu da göreceli olarak çoğu kişi tarafından buradaki insanları bilirkişi konumuna koyuyor, dünyanın verimli sinemasına sahip olmakta Amerika’ya söz hakkı veriyor. Ama Amerikan sinemasının ve Hollywood’un amacı her zaman bellidir. Kültürel emperyalizm için yegâne silah olarak kullanılan Amerikan sineması, çok para harcayarak, CGI ile neredeyse imkânsızın yaratıldığı kolay tüketilebilir filmlerle kişiler üzerinde çok etkili olup amacına ulaşmayı hedefler. Bu hedeflere ulaşmak için büyük yatırımlar yapılır. Durum böyle olunca da sineması ister istemez inanılmaz bir gelişim gösteriyor.  Büyük blockbusterlarla dünyada ulaşılmadık insan bırakmayan Hollywood, gelişimini de bu orantıda sürdürüyor. E böyle büyük bir sektörel merkeze sahip olan ülkenin dünyanın en prestijli(!) sinema ödüllerini dağıtması çok da şaşırılır değil. Kendi nezdimde benim için Oscar’dan kalite olarak önde gelen yaklaşık 20 sinema ödülü var lakin halkça tutulma ve marka değeri olarak önüne geçebilecek hiçbir oluşum yok. Sinema gibi popülizmin göbeğinde olan bir sanat dalı için ise maalesef bu söylediklerimizin büyük önemi var. Sektörel varoluş için ürününü satmak zorunda olan kişiler adına Oscar önemli bir ödül.

Isle of Dogs

Her sene Oscar ile ilgili genel kanılar vardır. Örneğin; “siyahi aday sayısı” ya da “ ideolojiden dolayı ödül alacak filmler” gibi. Bu sorular zaten Oscar’ın objektifliğini ve güvenilirliğini sorgulatıyor. Peki, bu kadar güvenilir ve objektif olmayan bir ödül niçin bu kadar önemseniyor? Çünkü reklam değeri çok yüksek. Sinema dünyasının büyük yıldızları, haber değeri olan bütün kişiler orada oluyor. Bu da gözlerin oraya çevrilmesini sağlıyor. Ayrıca Oscar markası ile güçlenen yönetmenler/filmler mevcut. Uzun süre sinema yapmak isteyen herkes Oscar’ı kucaklamak istiyor. Ayrıca evrensellik açısından en göz önündeki ödül. Yani Oscar’ı almak, kişi ve ya ürün için bir nevi ulusal tasdiklenme sağlıyor. Film dvdlerine “ Oscar Ödüllü” ya da “ .. Oscar adaylığı” gibi ibareler eklemek filmi sattırıyor.

Roma

Oscar her sene skandalları, olayları, magazinel durumları, duruş savaşları gibi birçok olayla gündeme gelir. Bu da Oscar kürsüsünü önemli kılar. Ama bu sene durum biraz daha farklı. 2018 Oscar Ödülleri biter bitmez, 2019 Oscar ödülleri için olaylar gelişmeye başlamıştı. “White Oscar” kampanyası ile siyahi oyuncuların ve yönetmenlerin adaylıklarının azlığı tartışılmaya başlandı. Büyük yıldızların da bunu desteklemesiyle bu bir harekete dönüştü. Aslında hepimizin hâkim olduğu bu konu çerçevesinde bu konuya “oryantalist Avrupalının Orta Doğu görüşü” durumundan öteye geçemeyen fikirlerimizle kendi içimizde çözmeye çalışsak da bu konu Amerikan halkı için çok daha mühim. Yıllarca ırkçılıkla mücadele eden ve 3. sınıf vatandaş kisvesinden kurtulmak için canını veren kişiler için bu bir kurtuluş savaşı değerinde önem arz ediyor. Durum buyken geçen seneden kalan ve bir çığ gibi büyüyen sektördeki kadınlara karşı tacizin ve zorlamaların gün yüzüne çıktığı “Me to” hareketi ile Oscar daha başlamadan ideolojik bir baskı altında kaldı. Nitekim bu baskının hafiflememesi ve hareketlerin giderek çok daha büyümesi de Oscar’ı etkileyecekti. 2018 yılı ödül sezonu için çok verimsiz bir sene olması da Oscar için büyük bir veli nimet olarak görülebilir. Kaliteli filmden yoksun bir sene geçirdik. İyi olması beklenen çoğu film, vasatı aşamazken büyük yönetmenlerinde vasat filmlerini seyrettik. Böyle karmaşık bir ortamda Oscar adaylıkları açıklandı. Adaylıkları alan filmlere baktığımızda iki hareketin etkisini net bir şekilde görebiliriz. Adaylık alan filmler baktığımızda her adaydan en az 3 tane daha iyi film sayabiliriz. Bu durumda olması da Oscar’ı bu sene farklı bir tartışmanın içine itti. “Hak edene mi yoksa halkın nabzını düşürene mi adaylık/ödül veriliyor?” Geçtiğimiz senelerde “Michelle Obama neden ödül verdi? Halle Berry kesinlikle hak etmiş miydi?” gibi söylemleri savunan/tartışanlar;  şu an Oscar’ın hareketlerden etkilenişini sorguluyor. Filmlere baktığımızda geneli siyahi yönetmenler ve castlardan oluşan filmler. Ve birkaç film dışında hiçbiri objektif olarak seçilmemiş olan filmler.  Bazılarınız bu yazıyı okurken “ Ee golden Globe’da da aynı adaylar vardı? “ diyebilirsiniz. Golden Globe – Critics Choice gibi ödül törenleri Oscar’ın lacivertidir. İsimler farklı fakat adaylıkları seçen ekipler aynı. Hal böyle olunca da bir danışıklı dövüş mevzusu oluyor.

Cold War

Oscar’ın tartışılırlığı bu sene en net halini almışken, iki kategori bu eleştirilerden sıyrılıyor. “En iyi Animasyon” ve “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorileri bu seneki en objektif olmaya aday kategoriler. Genel olarak Oscar’da farkı bu iki kategori yaratır.

Shoplifters

Never Look Away

Yabancı dilde en iyi film adayları; yılın en elle tutulur filmi Meksikalı yönetmen CUARON’un ustalık eseri olan “ROMA” , Cannes’da Altın Palmiye Ödülü’nü almış olan Japon Yönetmen Hirokozu Koreeda’dan “SHOPLIFTERS”, Orta Doğu coğrafyasının en üretken yönetmenlerinden Nadine Labaki’den “ Capernaum” , Polonya’nın en değerli yönetmeni ve Oscar’ın gediklisi Pawel Pawlikowski’den  “COLD WAR” ve adaylığı en büyük sürpriz olan Alman yönetmen Florian Henckel von D. Den “Never Look Away”. Bu filmlerin içinde olmamasına en çok şaşırdığımız film tabii ki Murakami hikâyesinden uyarlama ve çoğuları için tartışmasız yılın en iyi filmi olan “BURNING” . Oscar adaylık belirlemelerinde ters köşeleri ile meşhurdur. Bu sene bundan nasibini “ Burning” aldı. Adayları tartışmasız en kaliteli olan kategori her zaman bu kategori olmuştur. Bu sene bu kadar net bir ortamda verilecek olan ödüller için fazla çekişmeli ve zor bir yarış olacak. Bir diğeri ise animasyon ödülleri. Bu sene diğer senelere göre daha net bir kazananı olan kategori Oscar’ın ödüllerdeki tek ters köşe yapabileceği kısım. Herkesin beklentisi “Spider Man: Into The Spider Verse”ten yana. Nitekim her aday gösterildiği ödülü de aldı. Ama Oscar tek ters köşe yapabileceği kategoriyi es geçmeyebilir. Bu durumda bu kategori de bir fluluğa neden oluyor. Bu senenin tartışmasız en merak edilen ödülleri bu iki kategoriden ödül alanlar olacak. Kime gitse hak etti diyeceğimiz, alamayanlara üzüleceğimiz bu iki kategori, bu sene Oscar heyecanını sunan nadir olaylardan.

Capernaum

Spider-man: Into the Spider-Verse

İdeolojik baskı, hareketlerin getirisi ve akademinin misyonları arasında belirlenen adaylara dağıtılacak Oscarlar bu sene neredeyse hiçbir şey vaat etmiyor. Nitekim sahne şovlarının da olmayacağı ve sunucusununda olmadığı bir ödül töreni olacağını düşünürsek, belki de Oscar tarihinin en kısa ödül törenini izleyebiliriz. Bu net ama bir o kadar da muallak durumda olan, kimilerine göre “artık sonu geldi” kimilerine göre ise “halka inen akademi”nin bir işareti olan bu ödüller nelere gebe hep birlikte göreceğiz. Ne olursa olsun Oscar’ın bu karmaşık yapıyla insanlara ne sunacağı bile takip etmek için yeterli bir sebep. Takip edilecektir ama ne kadar ciddiye alınır orası muamma. Dileriz Oscar artık bir ruha bürünür ve sinema için çalışmayı yeğleyip kendisine sermaye sağlayanlara karşı duruşunu ve tavrını ortaya koyup dış etkileri en aza indirger. Çok önemli ama bir o kadar önemsiz olan Oscar Ödülleri’nde bakalım bizleri neler bekliyor. Bu yazım tartışmasız en karmaşık Oscar ödül töreninde size ufak bir rehberlik hizmetidir. Umarım hedefine ulaşır. Saygılar.