Herkese merhaba,

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” üzerine söylenecek sayfalar dolusu sözümüz var hepimizin. Biliyoruz!

“Kadın” olgu olarak ülkemizde hem tartışmaya çok açık hem de tabu olarak kalıplaşmış bir sorun. Ancak biz bugün erkeklere söz vermek istedik. Kadınlar kendini biliyor, tanıyor. Peki erkekler?

Bu nedenle Arsız Sanat’ın bünyesindeki erkek yazarlarımıza #hayatımıdeğiştirenkadın kimdir diye sorduk.

İşte cevapları:

 

Kanat Güner . “Hep ama hep aynı şeyi yaptım, sevgi aradım, sevgi istedim. Tatminsiz, doyumsuz, isterik bir şekilde, en çok sevgiye ihtiyaç duydum.”  Sevgi aradı, buldukları canını acıttı. Her şeyin paketine bakılan ülkemde, onun yazarlığıyla değil eroinmanlığıyla ilgilenildi. İşin özeti Reha Muhtar’a çıkan eroinman kız değildi, o Beyoğlu`nun en matrak yazarıydı.

İZZET ARSLAN

 

Zarif depresifler Woolf ve Sylvia, şiirin mucizesi Anne Sexton ve yaşama dair her şey: Beauvoir. Tarih “bedenin”, beden “savaşın” yurdudur. Nefes ne kadar derinse, o kadar derindir var olma iradesi. Yalnızca var değildir kadın, aynı zamanda vârdır; umutvâr, nefesvâr, dirençvâr.

HAMZA CELALETTİN OKUMUŞ

 

 

“Hatırlamak; öyle zannediyorum ki bu dünyada büyüklerin kavgasının ortasında kalan bir küçük çocuğun ağlaması, bir an için ayıcığının göğsünü fazladan kavraması, sıkması, sıkması gibidir. Çocuk kalakalsa da olduğu yerde etrafındaki kaos ve gürültü devam eder fakat çocuk bu ağlamayla kendini güvende hissetmektedir bir an için. Hatırlamak; hayat devam eder ve biz ağlar, bir yandan da ayıcığımızı ararız hep. Lavinia, bana bazı bazı şeyleri hatırlatmak yerine her şeyi bütün bütün unutturan kadın. Yirmi küsur senelik gürültünün ortasında bu kaosu kucakta ayıcık, gülümseyerek izlettiren kadın.

 

Adını gizleyeceğim

Sen de bilme, Lavinia.”

ALİ CEM AYDINCI

 

Dünya denilen gezegende var olan iki insan cinsinden biri olan KADIN başlangıçtan itibaren erkek bencilliğinin kendisine yönelik şiddetin ölümcül olanına kadar uzanan çeşitli görüntüleri veya bununla her an karşılaşma ihtimali ve o bencilliğe yakalanıp erkeğe benzeme riski altında var olma savaşı veriyor. Eğer yaşamımızda nihai hedefimiz insanlığın barışı ise kadınlar bu amaç doğrultusunda çok daha güvenilir ve ne yazık ki erkekler bunu fark edemiyor, bilmiyor ve işlerine de gelmiyor ve böylece de gerçek anlamda bir bütünleşme gerçekleşemiyor. Daha güvenilir olmalarının sebebi ise çocuk doğursun veya doğurmasın genelde bütün kadınlarda annelik içgüdüsünün, dolayısıyla bir canı koruma, kollama hissinin fazlasıyla bulunması. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

HÜSNÜ ÇORUK

 

Jasmine Choi. Neredeyse tamamen unutmak üzere olduğum bir enstrümanım vardı. Bir de bana onu tekrar hatırlatan bir kadın. Kore mitolojisinin flüt tanrıçası falan olmalıydı. O az daha unutmak üzere olduğum şeyi, beni ben yapan şeylerden birine dönüştürdü. Bu dünyayı onun dudaklarından dökülen notalar yönetmeliydi.

BEHLÜL ALEN UÇAR

 

Hayatının ön sözünü yazan kadınları düşündüm bir an. Duygularımın, kimliğimin sözcüsü olmuş kadınlar. Bana edebiyatı, tiyatroyu, sinemayı sevdiren kadınlar. Filiz Akın, Çolpan İlhan, Belgin Doruk, Duygu Asena, Tülay Bilginer, Tuna Serim, Ajda Pekkan, Yıldız Kenter, Birsen Kaplangı, Suna Pekuysal, Kerime Nadir, Güzide Sabri, Muazzez Tahsin Berkand, Fikret Şenes, Prof.Dr.Güzver Yıldıran, Dr.Güler Diler, Işıl Yücesoy, Ani İpekkaya.

Çiçek işlemeli ışıklar, sevgi ve duyarlılıklar sundular bana. Hayatın her kıvrımında yanımda olduklarını hissettim. Vazgeçilmezim oldular.

Ben onları çok sevdim.

Birsen Kaplangı 1965’te bana tiyatroyu sevdirdi. Prof.Dr.Güzver Yıldıran, Duygu Asena, Dr.Güler Diler, Tuna Serim, Tülay Bilginer, Nilgün Himmetoğlu yazmam konusunda hep teşvik ettiler, ışık tuttular yoluma.

Filiz Akın ile güzelliğe olan tutkumu keşfettim. Sevginin, hayranlığın en koşulsuzuydu bu bağ. 1966’dan bugüne devam eden, azalmadan, eskimeden.

Yaşadığım aşklar, en güzel yenilişler, yeniden bambaşka biri olarak başlamamda Fikret Şenes ve Ajda Pekkan vardı hep yanımda.

Onlar hayatımı değiştirdiler, kendimi fark etmemi sağladılar. Beni bir an olsun benimle bırakmadılar.

PINAR ENDER ÇEKİRGE

İlkokula göndermediklerinde, gizlice hayvanları otlatmak diye onları tepelerde bırakıp gizlice okula gitmen,
Ortaokula göndermekdiklerinde gizlice ağabeyinin yanına istanbul’a gitmen
Gizlice öğrenmen onun atölyesinde makina ile dikişi
Gizlice vermeleri seni babama
Bana hamileyken gizlice Tekel’e işe girmen
Gizlice sevgini göstermen, gizlice yaşaman, gizlice yaşlanman
Gönülden gönüle yol gizli gizliymiş bana bunu öğretmen…

MEHMET DENİZ KAYA