1979 yapımı “Alien” filmi, sinema tarihinin kültleri arasında kendine yer bulmuş sıra dışı filmlerden biridir. Günümüzde “Alien” serisi, kendine ait bir evrene de sahiptir. Akışa göre anlatılan 4, geçmişi anlatan da 2 olmak üzere toplamda 6 adet film, bu serinin sinema evrenini oluşturur. Adından anlaşılacağı üzere bu bir uzaylı filmi aslında. Temelde doğru bir bakış olsa da, hikaye ortalığı birbirine katan bir uzaylı yaratıktan çok daha fazlasıdır. Ancak buna yazının sonlarında değineceğim.

Alien (1979)

İsviçreli ressam H. R. Giger (H. R. G.), 1977 yılında Necronomicon adında, içinde çalışmalarından bazıları yer alan kitabını tamamlamıştır. Necronomicon adı, Giger’ın da etkilendiği yazar da olan Howard Phillips Lovecraft’ın (H. P. L.) Necronomicon eserine dayanmaktadır. Eserde kurgusal bir büyü kitabından bahsedilir. Lovecraft’ın bu kısa öykü ya da denemeyi ne zaman yazdığı bilinmese de 1927’de yazdığı sanılır. Başkarakter, Emevi halifelerinin hüküm sürdüğü Yemen/Sana’da yaşadığı varsayılan deli Arap Abdül Alhazred’dir. Bahsi geçen büyü kitabı 700 yılı civarı bu Arap tarafından derlenmiş ya da yazılmıştır.

H. R. Giger, Necronomicon

Lovecraft’ın meşhur Cthulhu Mitosu‘ndaki Cthulhu ve Yog-Sothoth gibi tanrısal figürlerin yine Necronomicon adlı eserde bahsi geçmektedir.

Alexander Liptak, Cthulhu

Giger’ın eseri tamamlandıktan sonra birkaç dilde çevrilip 1977 yılı sonbaharında basılmıştır. Kopyalardan bir tanesi Dan O’Bannon‘a gönderilir. O’Bannon, Alien senaryosunun yazarıdır. Daha doğrusu Ronald Shusett ile birlikte iki yazarından birisidir. Dan O’Bannon’ın kariyeri de Dark Star adlı 1974 yapımı film ile başlamıştır. Ancak bu başlangıçta yalnız da değildir. Kısa filmlerini saymazsak ilk uzun metrajlı filmine imza atan John Carpenter da O’Bannon iledir Dark Star’da. Korku kuşağının vazgeçilmez bir diğer kültü Halloween filminin yönetmeni de Carpenter’dır. Kulakları bile paranoyak eden o meşhur müziğin bestecisi de bizzat John’dur.

Dark Star (1974)

Dan O’Bannon, eline ulaşan çizimleri İngiliz yönetmen Ridley Scott‘a gösterir. Ancak R. Scott’ı şimdiki gibi düşünmeyin. 1977 yılına kadar, daha çok tv dizilerinde birkaç bölüm çalışmış ve yalnızca tek uzun metrajlı filmi olan 1977 yapımı Düellocu (The Duellists) filmini çekmiştir. 2 yıl sonra Alien‘a, 5 yıl sonra ise Blade Runner‘a imza atacaktır.

Sigourney Weaver ve Ridley Scott, Alien film seti, 1979 (20th Century Fox)

Ridley Scott dışında 20 Century Fox ile görüşen O’Bannon, Alien projesi için gerekli finansal desteği ve prodüksiyonu bulduysa da şirket H. R. Giger’a güvenmedi sanırım. Her nasılsa şirket Giger’ın bu iş için doğru kişi olduğuna çok geçmeden ikna olmuş. Bunun yanında Giger da aslında o zamana kadar birçok çalışma ortaya koymuş, ancak çok tanınmayan bir sanatçıydı.

Ridley Scott

Giger’ın çevrimiçi veritabanlarına göre yapmış olduğu ilk çizimler 1969 yılına aittir. Biomechanoiden adlı bu çizimleri, ileride Alien serisinin ana karakterine dönüşecek Xenomorph‘un da temelleri olarak düşünülebilir. Benzer biyolojik unsurları, mekanik bir çerçevede vermiştir.

H. R. Giger
Biomechanoiden
1969

H. R. Giger
Biomechanoiden Levhası
1969

1976 yılında yaptığı Necronom IV adlı çalışması, muhtemelen Xenomorph’a en yakın olan çizimidir. Kafatası yapısındaki bazı farklılıkların dışında iskelet ve sırt uzuvları da kaynak açısından oldukça yakındır.

H. R. Giger
Necronom IV
1976

Diğer bir çift çizimini ise müzik grubu için yapmıştır. 1973 yılında ELP olarak da bilinen müzik grubu Emerson, Lake & Palmer’ın Avrupa turu vardır ve iki günü Zürih’te geçecektir. Giger da o dönem Zürih’te yaşamaktadır. Konserden sonra grup üyelerinden Keith Emerson ve menajer Peter Zumsteg Giger’ı evinde ziyaret etmeye karar verir. Bir albüm kapağına ihtiyaç duyduklarından bahsederler. Giger’ın Brain Salad Surgery adlı albüm için yapmış olduğu iki çizim grubun plak kapağı olur.

H. R. Giger
ELP I (Brain Salad Surgery)
1973

H. R. Giger
ELP II (Brain Salad Surgery)
1973

Alien evreninin temel yapı taşı olan Xenomorph dışında, onun yumurtadan başlayan serüvenine kadar tüm ayrıntıları Giger bizzat tasarlamıştı. Buradan tasarım sürecinin basit bir uzaylıdan ibaret olmadığı sonucuna varabiliriz. Bu çizimler akışında var olacak yaratık kısaca şöyle bir serüven izlemektedir:

 

Öncelikle yaşamsal aktivite, Ovomorph adı verilen biyolojik bir kapsül ile başlar. Kelime kökü olarak da muhtemelen Antik Yunancadan yararlanılmıştır. “Morph” zaten form anlamına gelen bir sözcükten geliyor. Latincede “ovum” ya da buna yakın, İtalyancada ise “(il) uovo” kelimeleri yumurta demek. Antik Yunancada da bunlara yakın bir kelime olması ihtimal dışı değil sanırım. Yani “ovo” kısmı da yumurtayı karşılıyor. Bu kapsül yumurta olarak da adlandırılıyor. Kapsül, yakınına potansiyel bir taşıyıcı geldiği zaman onu algılar ve hazırlığa başlar. İçerisinde doğrudan yüze yapışan bir organizma yer alır.

H. R. Giger
Ovomorph
1977

Buna da Facehugger yani kucaklayıcı denir. Bu arkadaşın tek görevi, taşıyıcı olacak canlıya bir diğer safhaya geçilmesini sağlayacak embriyoyu yerleştirmektir. Görevini tamamlayınca ölür.

H. R. Giger
Facehugger
1978

Taşıyıcı canlının göğüs kafesini patlatarak çıkan Chestburster, embriyo sonucu doğan canlıdır. Xenomorph’un bebek hali olarak da düşünülebilir. Filmlerde oldukça hızlı olgunlaşır ve yetişkin formuna kavuşur. Giger’ı yalnızca bir uzaylı çizen değil de tüm bu süreci, yani bir canlının var oluş sürecini tasarlayan kişi olarak düşünmenin çok daha doğru olduğunu düşünüyorum.

“Alien Monster III” eserini tamamlarken H. R. Giger
1978

Günümüzden yaklaşık 500 milyon yıl önce, antik dünyanın denizlerinde yaşamış olan trilobit adlı kabuklular ister istemez Giger’ın tasarımlarını akıllara getirir. Tespit etmesi de bilim insanlarınca oldukça kolay olan bu canlı, fosil dünyanın en önemli canlılarından biridir. Yani basitçe, bir taşta bu canlı fosiline rastlarsanız oranın milyonlarca yıl evvel sular altında olduğu gibi basit bir çıkarım yapmak mümkündür. Gerçi neredeyse her yer de zamanında öyleymiş.

Trilobit fosili

Çeşitli türlerde trilobit fosilleri

Alien evreninin geçmişinin anlatılmaya başlandığı Prometheus adlı filmde de trilobit adında bir canlıdan bahsedilir. Az evvel anlattığıma benzer bir süreç de yine burada söz konusudur. Zamanında kabuklu birer canlı olan trilobitler, bu bahsettiğim kurgusal canlılara aslında doğrudan benzemezler. Ancak Giger’ın tasarladığı Facehugger ya da Xenomorph’a baktığımızda öykünmeler açıktır.

Ivan Manzella
Trilobit
(Prometheus filmi tasarımı)

H. R. Giger
Alien III-Çalışma 372
1978

En başta bahsettiğim ve göründüğü kadar basit olmadığını savunduğum olaya dönelim şimdi. Birçok Dünya dışı varlıklara ilişkin senaryoda, zaten orada yaşayan canlıların bilindiği kabul edilir. Alien’da da bir nevi bu canlının olduğu izleyici tarafından kabul edilmiştir. Ancak bunun ardında, hayatın nasıl yaratıldığına dair çok ilginç bir hikaye vardır. Prometheus filmi bize bu hikaye ile tanışma olanağı tanır. Xenomorph ırkının nasıl doğduğuna, uzayda dolaşan geminin hikayesine bizi yakınlaştıran da yine Prometheus ile girdiğimiz senaryodur. İsminin de “Prometheus” olması boşuna değildir. Yunan mitolojisinde, insanlarla tanrılara eşit koşulları sağlamak için Olympos‘tan ateşi çalıp insanlara veren titan bizzat Prometheus’tur.

Heinrich von Füger
Prometheus’un İnsanlığa Ateşi Getirmesi
1817

Filmde, H. R. Giger’ın aslında “Space Jockey” olarak oluşturduğu, bizim “Engineer” yani Mühendis olarak andığımız ırk açılışı yapar. Her ne kadar daha fazlasına inmek istesem de burada noktalamam gerekiyor. Ancak izleyecekler için, filmin açılışından itibaren gezegeni çok iyi gözlemlemelerini ve Mühendis’in yaptığı hamlenin konum itibari ile kritikliğine dikkat etmelerini tavsiye edebilirim.

Mühendis
(Diğer adı ile Mala’kak)

H. R. Giger
Necronom I
1976 (?)

Şu an film senaryosu ne yazık ki hayranlarını yüz üstü bırakmış durumda. H. R. Giger 2014, Ronald Shusett 2013, Dan O’Bannon ise 2009 yılında aramızdan ayrılmıştı. Ridley Scott’ı bu konuda biraz yalnız kalmış olarak düşünüyorum. 2017’de izlediğimiz Alien: Covenant filmi senaryosunda Jack Paglen ve Michael Green çalışmıştı. Bu isimlerin aramızdan ayrılışı bir yerde sadece sevenlerini değil, bu şaheser hikayeyi de yalnız bırakmış oldu. Umarım en kısa zamanda hikayenin hayranlarında yarattığı soru işaretleri cevabını bulur. Prometheus ile ilgili daha fazla bilgi için de bir an evvel Alien serisine başlamanızı ve teori kervanına katılmanızı öneririm.

Prometheus (2012)

Son olarak H. R. Giger’ın İsviçre‘de yer alan bir müzesi olduğu bilgisini de vermeliyim. 1998 yılında açılan müze, Giger’ın tasarladığı heykel, mobilya, aksesuar ve resimlerinden oluşan büyük bir koleksiyonu sergilemektedir. Müzenin bir de “Giger Bar” adında barı mevcut. Barın ne kadar sıra dışı olduğuna ise siz karar verin.

Giger Bar
(Andy Davies/Museum HR Giger)

Giger Bar
(Andy Davies/Museum HR Giger)