1- Uzaydaki Yerimiz…

Güneş sistemi; yabancı gezegenleri, gizemli ayları ve garip olayları ile oldukça ilginç bir yerdir. Örneğin Mars, Amerika kıtası büyüklüğünde gerçekten “büyük” bir kanyona ev sahipliği yaparken bilim adamları Pluto’da buz saçan volkanlar keşfetmiştir. Neptün’ün ötesinde bir yerde gizlenen devasa, keşfedilmemiş bir gezegen bile olabilir. Güneş sistemi etrafındaki gezegenler, cüce gezegenler, kuyruklu yıldızlar ve diğer inanılmaz nesneler hakkında bazı gerçeklere değinelim.

2- Uranüs’ün Eğikliği…

Uranüs ilk bakışta özelliksiz bir mavi top gibi görünüyor, ancak dış güneş sisteminin bu dev gezegeni daha yakından incelendiğinde oldukça gariptir.  Öncelikle  gezegen bilim adamlarının tam olarak anlamadığı nedenlerle döner. En olası açıklama, eski çağda bir ya da daha fazla çarpışma geçirmiş olmasıdır. Her durumda, eğimi Uranüs’ü güneş sistemi gezegenleri arasında eşsiz kılar.

Uranüs ayrıca, 1977’de gezegenin bir yıldızın önünden geçerken (Dünya’nın perspektifinden) doğrulandığı zayıf halkalara da sahiptir. Yıldızın ışığı defalarca yanıp sönerken, gökbilimciler, yıldız ışığını engelleyenin bir gezegenden başka bir şey olmadığını fark ettiler. Yakın geçmişte, gökbilimciler Uranüs’ün güneşe en yakın yaklaşımından birkaç yıl sonra Uranüs atmosferi içinde fırtınalar gözlemlediler.

3- Jüpiter’in ayı Io’nun volkanik patlamaları…

Dünyamızın nispeten faal olmayan uydusu olduğu gibi Jüpiter’in uydularından biri olan  Io’nun kaotik manzarası büyük bir sürpriz olabilir. Jüpiter’in ayında yüzlerce volkan bulunur ve güneş sistemindeki en aktif ay olarak kabul edilir. Io’nun patlamaları, maruz kaldığı muazzam yer çekiminden kaynaklanır ve Jüpiter’in yerçekimi kuyusunda yer alır. Bilim adamları yine de Io’nun iç kısmına nasıl sıcaklığın yayılmakta olduğunu anlamaya çalışıyorlar, ancak volkanlar tek başına bilimsel modeller kullanarak neler olduğunu tahmin etmeyi zorlaştırıyorlar.

4- Mars (bildiğimiz) en büyük yanardağa sahip…

Mars şimdi sessiz gibi görünse de, geçmişte bir şeylerin dev volkanların oluşmasına ve patlamalarına neden olduğunu biliyoruz. Güneş sisteminde şimdiye kadar keşfedilen en büyük volkan olan “Olympus Mons” , Dünya’nın en yüksek dağı Everest ile karşılaştırılırsa üç kat daha yüksektir. Dağın yüksekliği 26 bin 400 metredir. Olympus Dağı, görüntü olarak Dünya’da yer alan dağlardan farklıdır. Örnek verecek olunursa, bu dağın tepesi eğimli değil tamamen düzdür. Bu görüntü çok hafif eğimleri olan ovayı anımsatmaktadır. Bir dağ denilince akla gelen ilk şeylerden birisi olan dik yamaçlar, bu dağ için geçerli değildir. Bu dağın yamaçları dik değildir. Öyle ki, yamaçların eğimi 1 ile 3 derece arasında değişmektedir. Mars’ta Volkanlar çok büyük boyutlara ulaşabilir, çünkü Yerçekimi Kızıl Gezegen üzerinde Dünya üzerinde olduğundan daha zayıftır.

5- En Uzun Vadi Mars’ta…

Büyük Kanyon’un büyük olduğunu düşündüyseniz, bu Valles Marineris’e kıyasla fazla bir şey değildir. 4,000 km uzunluğundaki bu büyük Mars kanyonu sistemi, Arizona’daki Büyük Kanyon’dan on kat daha uzun, yedi kat daha geniş ve yedi kat daha derindir. Valles Marineris, 1971 yılında Mariner 9 adlı uzay aracı tarafından küresel haritalama görevi sırasında tespit edilmiştir.

6- Venüs Süper Güçlü Rüzgarları…

Venüs, yüzeyinde yüksek sıcaklık, yüksek basınçlı cehennem koşullarına sahip bir gezegendir. Bilim adamları yüzeydeki rüzgarlarının gezegenin rotasyonundan 50 kat daha hızlı aktığını bulmuşlardır. Avrupa Venüs Ekspres uzay aracı (2006 ile 2014 yılları arasında gezegenin etrafında tur attı) rüzgarları uzun süreler boyunca izledi ve periyodik varyasyonlar tespit etti.

7- Merkür’de Tektonik Hareketler…

Bilim insanları, uzun yıllar boyunca Güneş sisteminde tektonik olarak etkin olan tek gezegenin Dünya olduğuna inanıyorlardı. Bu düşünce Merkür yüzeyinin incelenmesinden sonra değişti; MESSENGER uzay aracı Merkür’de ilk yörünge görevini yaptı. Tüm gezegen yüksek çözünürlükte haritalandırıp yüzeyindeki özelliklere incelendi. 2016’da MESSENGER’ın verileri uçurum benzeri yeryüzü şekillerini ortaya koydu.

8- Pluto’nun Tuhaf Atmosferi…

Pluto’nun atmosferi gözlendikten sonra tüm tahminler yıkıldı. Bilim insanları, Pluto’nun atmosferinde, beklenenden daha serin ve kompakt olan yaklaşık 20 katman buldu. NASA’nın Yeni Ufuklar ekibi tonlarca azot gazının cüce gezegenden nasıl kaçtığını buluyor ancak bir şekilde Pluto da kaybettiği  azotu sürekli olarak besleyebiliyor. Cüce gezegen muhtemelen jeolojik etkinlik yoluyla daha fazlasını yaratmaktadır.

Kaynak : www.space.com , https://www.nasa.gov/