2016 – 2017 Tiyatro Sezonu neredeyse bitmek üzere…  Henüz izleme fırsatınız olmamışsa Tiyatro Tatavla’nın sergilediği ANTİGONE’yi  özellikle öneririm…

Oyun bittiğinde yavaş adımlarla salondan çıktım. Serin hava hoşuma gitti birden,  yüzüme çarpan soğukla birlikte Antigone’nin çığlığını da içime çektim.

Eraslan Sağlam ne menem bir tiyatro adamıdır, diye düşündüm bir an. Gülriz Sururi’nin ‘Tiyatro Adamı’ kavramıyla ile ilgili sözlerini hatırladım ister istemez : “İdealist, söylenecek sözü olan, organizatör, oyun ve oyuncu seçiminde usta, çalıştığı grubu disiplinle bir yerden alıp başka yerlere taşıma yeteneğine sahip, kültürlü, yaptığı işte bilgili, otoriter, çevre düzeni, kostüm, ışık, yani tiyatronun olmazsa olmazlarına hakim, güven veren, bir sanat politikası olan, kendini tiyatroya adamış insan ve daha fazlası..”

Sahnede her defasında sahici karakterler yaratan, safkan bir aktör Eraslan Sağlam. Perspektif bolluğu, çeşitliliği, çok mercekli karakter çözümlemeleri, keskin tespit ve gözlemleri, etkileyici, abartısız, yalın tiyatro diliyle eline kolay su dökülemez bir yönetmen ayrıca. Dahası,  ne diyeceğini, ne zaman ve nasıl diyeceğini bilen, tavizsiz, örnek sanatçı tavrı, belli bir sanat politikası olan, öğrenci yetiştiren, gerektiğinde yumuşak bir bahar yağmuru olup gözyaşlarıyla  güzelliklere, gerçeklere can suyu katan bir autheure. Oyun seçiminde usta..

“Antigone” başarılı çevre ve ışık tasarımı, dozu iyi ayarlanmış gerilim ve tragedya öğeleriyle, mevsimin tartışılacak oyunlarından biri, hiç kuşkusuz. Rol alan tüm oyuncular, ekip çalışmasının ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini başarıyla sergiliyor.

Aysan Sümercan, Erhan Tuna, Oğuzalp Kutlu, Ekremcan Arslandağ, Gökçe Taş harikulade. İsmene kompozisyonuyla Tuba Sağlam ve Antigone’de Ayça Bildik göz dolduruyor. Özellikle ikinci bölükten muhafız Jonas rolünde, Sadettin Okumuş son derece başarılı bir yorumla, gelecekteki başarılarının işaret fişeğini sergilemekte. Cihan Aşar’ın sahne tasarımı oyunun seyirciye yansıtması gereken tüm duyguları eksiksiz veriyor.

“Antigone’nin ilk antresiyle seyirci o gerilimi, acıyı hissediyor aslında. Eraslan Sağlam elindeki malzemeyi kıvamında ve çok doğru biçimde kullanarak üst düzeyde bir başarıya imza atmış yine. Özellikle final sahnesinde Tuba Sağlam belleklerden kolay silinmeyecek gibi. Jean Anouilh’den Yaşar Avunç’un dilimize çevirdiği “Antigone’nin dramaturjisini de Eraslan Sağlam üstlenmiş.Tekst o kadar güzel ki zaten.

Kreon’un buyruğuydu;Etenokles‘in cesedi gömülecek, onun adına ağıtlar yakılmayacaktı. Polinikes’in cansız bedeni açıkta çürümeye terk edilecekti. Antigone ölümü göze almıştı bir kez, kaderini kendi çizmişti. Öldürdüğü adamın babası, yattığı kadının annesi olduğuna, artık kendisini hiçbir şeyin,evet artık hiçbir şeyin kendisini kurtaramayacağına kesinlikle inandıktan sonra güzelleşen, babası Kral Oidipus’u hatırladı bir an. Kral Oidipus’un kızıydı Antigone. Yasaları çiğneyebilmek için bu gerçeğin yeterli olduğunu sanıyordu. Thebai Kenti bir kez daha kan ve çürümüş et kokuyordu.

“ Yine de gömmek zorundayım. Gömülmeyen ölülerin ruhu sonsuza dek dolaşır durur, hiçbir zaman huzura kavuşamaz..”

Fonda Lili Marleen şarkısı ve iki Nazi Subayı, neredeyse bin yıllardan bugüne seslenen Sophokles’in sesine eşlik etmekte… Bin yıllarca demlenen, çoktan karanlık, derin lacivert geceye karışmış acıları taşıyarak.

“Aktör Kean”, “Cadı Kazanı”, “ İnsandan Kaçanın” ardından, “Antigone” ile Tiyatro Tatavla yeni bir başarıya daha imza atmış, yürekten kutlanılası bir başarıya.