“Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak.”

Ahmet Telli

Maçın sonlarına doğru bir gol daha atmıştım, ilk golde olduğu gibi yine gole sevinemeden tribüne baktım; lakin amatör bir maçta olması beklenenden çok daha az seyirci olduğundan, babamın yokluğunu anlamak pek zor olmadı benim için. O güne kadar her çocuk gibi benim de kahramanım babamdı, onun gibi futbolcu olabilmek için çıkmıştım yola; ancak yeteneklerimin sınırlı olduğunun farkında değildim. Sanıyorum ki babam bunu gayet iyi biliyordu ve belki de tribünde olmayışı bu yüzdendi.

Eve dönüş yolunda içimde oluşan boşluk duygusunun nedeni, toprak sahanın neden olduğu derisi soyulmuş dizimin acısı mı? Yoksa kendimi başarısız hissetmemle mi ilgiliydi? Bilemiyordum; ama o sene maçlar bittikten sonra bir daha futbol oynamadım.

Çıktığım yolun bana başka yollar sunabileceğini ve hepsinin farklı öğretilerle dolu olduğunu bugün  çok daha iyi anlayabiliyorum. Yolun varacağı nokta mutlaka önemli; fakat yolun kendisi ve getirdiklerini de  fark edebilmek, gerektiğinde başka yollardan gidebilmekte fazlasıyla değerli.

Danimarkalı Magnum fotoğrafçısı Jacop Aue Sobol 1999 yılında, okulu daha henüz bitmişken Grönland’a doğru bir yola çıktı. Yola çıkma motivasyonunu, kendi fotoğraf dilini oluşturabilmek olarak ifade etmiş ve Grönland’ı tercih etmesinin en önemli nedenlerini ise o yıllarda ölen babasından, Grönland hakkında duymuş olduğu hikayeler ile eline geçen bir şiir kitabı sayesinde olduğunu söylemiştir. Sadece birkaç hafta geçirmeyi planladığı bu yolculukta, Grönland’ın doğu sahilinde bulunan Tiniteqilaaq’da karşılaştığı Sabine’den sonra yolculuğu ona yeni bir yol, farklı bir deneyim getirmiştir. Eve döndükten kısa bir süre sonra Sabine’e olan aşkının etkisiyle tekrar Tiniteqilaaq’a giden ve iki yıl kadar burada yerel halk ile beraber yaşamaya başlayan Sobol  başlangıçta yaklaşık 6 ay hiç fotoğraf çekmez; çünkü yapması gereken daha önemli işleri olduğunu düşünür. Yerel dili öğrenmeye çalışarak, avcılık ve balıkçılık yaparak günlerini geçirir. İlerleyen zamanlarda ise Sabine’in fotoğraflarını çekmeye başlar, bu dönemde sevgilisini ve günlük hayatı fotoğraflayan Sobol “Temelde sevgi ve meraktan ilham aldım,” sözleriyle güç aldığı duyguların altını çizmiştir.

Grönland’da çekmiş olduğu fotoğrafları sonraki yıllarda ‘Sabine’ başlığı altında projelendiren Sobol’un, kariyerinin başlarında çekmiş olduğu bu fotoğraflar kendi hayatında ve fotoğraf kariyerinde çok önemli bir yer tutarken bizleri de çıkmış olduğu yolculuğa ortak ederek yolun yeni yollara açılmasına, aşka, değişen duygu durumlarına, farklı hayatlara ve yaşam biçimlerine şahit olmamızı sağlamaktadır.

Sonuçlara odaklanmak iyi bir konsantrasyon aracı olabilir; ancak hedefe doğru giden yolun kendisi ve sunacağı yeni yolları görebilmek, gerektiğinde  gidilmemiş olanlardan da gidebilme cesaretine sahip olmak her zaman heyecan verici yeni bir deneyim olacaktır.

Yeni hikayelere açılan yollarda kaybolmak ve kayboldukça yeniden kendimizi bulmak, bizi hedefe ulaşmaktan daha mutlu edebilecek güce sahiptir.