Geçen hafta izlediğim, “Nihayet Makamı” nın halen tesiri altındayım.

Harikulade, kusursuz bir tekst, içe işleyen oyunculuklar, her detayı özenle ortaya koyan reji, esere mükemmel bir biçimde eşlik eden ışık, kostüm, müzik ve sahne tasarımları…

Hayat, sanrı ve gerçeklerle dolu bir trajedi olmalıydı Besleme Sabriye için. Belki de tıpkı Şehvar Hanım gibi, o da acı çekmeyi sevdiği için acı çekiyordu. Acı ve yalnızlık düşlerini çoğaltıyor, yüreğinde filizlenen ufunetli elemleri döllüyordu tek tek.

Şehvar –  Kapı çaldı. Kimse açmadı. Hayatımda ilk defa inip kapı açtım. Başımı bile örtmemişim, evde açık gezerim hep… Zerzevatçı gelmiş, alacağını istemeye. Ne rezillik ya Rabbi. Veremedim. Ben, Tütüncüzade Atıf Bey’ın kızı Şehvar. Boğaz alemlerinin şöhretli güftekarı, o talihsiz aşıkların ulaşılmaz gayesi, Şaire Şehvar. Zerzevatçının parasını veremedim.

Fonda hep hüzün bulaşığı şarkılar, ödeşmeler, yasak tutkular ve cinsel sarsıntılar, engeller vardı. Kızgınlıklar. Kabullenişler. Çaresizliğin şekillendirdiği puslu aldırmazlıklar. Onulmaz hayal kırıklıkları. İçe çekilişler de.

Şaire Şehvar Hanım’ın mai elbisesi, eflatun danteller, mehtaplı gecelerde sandallardan yükselen şarkılar, Tamburi Cemil Bey’e ait bir beste… Kimse farkında değildi ama, eşiği kırılan tambur değil, Besleme Sabriye’nin kalbiydi aslında. Ve o tek damla gözyaşı.

İki kadın birlerinin yüzlerindeki kabuğu araladıklarında belki hiç tanımadıkları ya da çok iyi bildikleri çehrelerle karşılaşmaktan mı korkuyorlardı en çok? Kim bilir?

Sabriye – Siz nasıl oluyor da, duymuyorsunuz Şehvar Hanım? Siz nasıl oluyor da bu şarkıları, hiç, ama hiç, hiç, hiç, hiç, hiç duymuyorsunuz .Ben bu şarkıları bir türlü unutamıyorum. Yıllarca zihnime işledim, kalbime işledim, unutmamak için, günü gelince size dinletebilmek için, yıllarca, şimdi de unutamıyorum.O ysa şarkıları kuş gibi uçurmak lazımdı. Tüm şarkıların içinden siz çıkıp geliyorsunuz, bütün gölgelerden, bütün sessizliklerden, bunca yıl, bir ömür, koynumda beslediğim bu şarkılar şimdi kafamın içinde tuzak kuruyor bana. Allahım! Bu şarkılarla nasıl yaşayacağım?

Hani, gün kararır ya ansızın, aydınlığın içinden, bir düş sahnelemesi başlar aynı anda. Bazen yıllar sonra, bazen de hiçbir zaman yaşanmayacak, yaşanamayacak yüzleşmelerin sağanağında “Nihayet Makamı”nın büyüsüne kapılma vaktidir artık.

Sabriye başını kaldırdı. Gözlerime, gözlerimin ta içine baktı.

Şehvar Hanım pas ve küf kokan hatıralar arasındaydı. Eski, geçmiş, yok olmuş zamanların girdabındaydı, hiç kuşkusuz. Herkes gibi, herkes kadar. Herkesten farklı. Hayat belki de böyle bir şeydi, işte. Gözleri uzaklara dalmıştı yine. Sessizdi. Güneş batmıştı.

Bugün, yarın öleceğini biliyordu Şehvar Hanım. Hiç kuşkusuz, hummadan öldüğünü düşünecektik oysa, zamanın hoyratlığıydı onu öldüren, nefessiz bırakan.

“Kökü cılız bir ağaçmışım ben, bakın, toprağım biraz açılınca ayakta duramadım.”

Nice matemlere teyelleyen o şarkılar, hep o şarkılar ve melodramın uçsuz bucaksız lezzeti.

Burçak Çöllü’nün yazar ve yönetmen olarak ortaya koyduğu eser o kadar etkileyici ve gerçek ki gecenin içine süzülen ışıklı hayaletler, acılar adeta mücevher gibi işlenmiş. Hem de mükemmel bir anlatımla.

Ayşegül Uraz ve Gülhan Kadim incelikle ele alıp ustalıkla yorumladıkları “Sabriye” ve “Şehvar” karakterleriyle sahnede büyük bir başarıya imza atıyorlar. Başrolünde duygunun, derin acıların olduğu oyunda Burçak Çöllü “Sazende” ve Ayşegül Aykaç/ Dolunay Pircioglu “Hanende” olarak izleyiciyi bambaşka diyarlara taşıyorlar. Her şey bir duygu sağanağı aslında. Notalar, sözcükler, tozlu avize.

Yıpranmış tüllerin, giysilerin, fistoların, dağıldı dağılacak sehpa örtüsüne düşen solgun ışık demetleri, eskimişliği vurgulayan ayrıntılar. Yiğit Sertdemir imzalı dekor tasarımı, hiç şüphesiz, piyese başlı başına artı değer ve tadına doyulmaz çeşniler katmakta.

Farklı katmanları, alt okumalarıyla “Nihayet Makamı” adeta bir duman gibi, izleyicinin içine işlerken kusursuz sahne illüzyonuyla da belleklerine yerleşiyor.

Başta “Kumbaracı50” olmak üzere, “Nihayet Makamı”nı gerçekleştiren herkese teşekkür ediyor ve başarılarını kutluyorum.