Sarı mimozalarla süslü bir kadın şapkası belirmişti ekranda. Geçmiş zamanlardan gelen bir sesle ürperdiğimi anımsıyorum. O sese, o vurgulara hiç de yabancı değildim aslında:

“Emsal, Dilruba, Zürişen Hanım… Duymuyorlar beni, belki de duymak istemiyorlar. Yalnız onlar mı, bizimkiler de dört nesildir hep kendilerini dinliyorlar. Şimdi size de anlatacaklar. Yanıldılar. Gözlerimle gördüm. Yaaa, hep yanıldılar. Ancak sıkıştıkları vakit bana geldiler. Bir tek Yusuf gelmiyor ama. Böyle işte. Ne yapayım? Emsal Kalfa… ”

Hatırlıyorum; 1980’lerin sonunda, Okan Uysaler’in yönetiminde zengin bir oyuncu kadrosuyla, TRT için çekilen “Geçmiş Bahar Mimozaları” adlı dizide başrolü Filiz Akın oynamıştı.

Senaryosunu Nevin İnanç’ın yazdığı, “Geçmiş Bahar Mimozaları” yepyeni bir Filiz Akın’ı taşımıştı ekrana. Çok daha güzelleşmişti sanki. Yine ışıklar, haleler içindeydi. Ve yine şıklığıyla, tartışılmaz zarafetiyle bir numaraydı. Dahası aşırı kerte gelişmiş sezgileri, oyunculuk tekniğiyle kuşkusuz en başarılı oyunlarından birini sergilemişti “Geçmiş Bahar Mimozaları”nda.

Sinemayı bıraktıktan on dört yıl sonra, yeniden kamera önündeydi. Karşısında Rutkay Aziz, Güler Ökten, Müşfik Kenter, Maral Üner, Oya Sensev, Nurseli İdiz, Can Kolukısa, Ceylan Palay, Civan Kalafat, Gönen Bozbey, Mehmet Günsur, İleri Atıl, Kenan Bal, Merih Çimenciler, Musa Uzunlar, Engin İnal gibi önemli sanatçılar vardı.

İncecik, eflatun bir ışık huzmesi sızdı duvara. Sandık odasında bir rafta unutulmuş, mimozalarla süslü o krem renkli şapkayı hatırladım ansızın. Neden bilmem, birden boğazıma bir düğüm gelip oturdu sanki. Gerçekle ötesi arasında kalmıştım yine. Uçuşan sarı saçlar. Pencereler açıktı. Tüller savruluyordu.

“Paris’e yerleştikten tam dokuz yıl sonra, ‘Geçmiş Bahar Mimozaları’ndaki Hümeyra rolü teklif edildi. Aslında katı ilkeleri olan bir kadındı. Benden farklıydı. Ancak hatalarını anlayıp aileyi yeniden bir araya  getirme uğraşı ile farklı bir kimlik sergiliyordu ve dizinin başkadın rolüydü.”

“Tiyatro kökenli oyuncuları ve teknik kadrosuyla unutulmaz güzel günler yaşadık çekim boyunca. Hele yönetmenimiz Okan Uysaler o denli sevecen ve yüreği sevgiyle doluydu ki. Ne yazık ki bir süre sonra bu güzel insanı kaybettik. Sinirli sinirli bağırmasına karşın yufka yüreği vardı. Şefkatli tavrı, şakaları ve esprilerini asla unutmayacağımı çok iyi biliyorum.”(1)

Duyguları kadar, anıların, geçmişe ait yaşanmışlıkların meydan savaşını veriyordu Hümeyra. Bohem çöküşler, yasak aşklar, yaş dönümü sarsıntılarıyla çevrelenmişti hayatı. Cinden bir şeyin düşüp tuz buz oluşunu hissetti bir an.

Gecenin kalbinde çoğalmaktaydı hüzün. Gözlerindeki buğu dağılır gibi oldu. Uzakta, denizin üstünde göğün karanlığı ağarıyordu.

Yeni yılın ilk sabahıydı. Gülümsedi Hümeyra. Bahçeden toprak kokusu geliyordu. Serin ve loş.

Gözleri yaşlarla doldu. Ama akmadı yaşlar. Bakışları dalıp gitmişti. Martılara bakıyordu. Yağan yağmura ya da hiçbir şeye. Belki her şeye.

Derin bir iç geçirdi Hümeyra. Parmaklarını sıkıca kenetledi. Aristokrasi, değer verdiği duyarlılıklar çözülüyordu tek tek. Bu gidişe ‘dur’ diyemiyordu.

“Geçmiş Bahar Mimozaları”nda zaman zaman huysuz, aksi bir karakterdi Hümeyra. Uzlaşmazlık ve çelişkiler içinde. Bazen bir kış rüzgârı gibi esip kurutan. Sert. Kuralcı. Otoriter. Ve içinde mayalananıp duran o hüzün duygu girdapları.

“Seyredenler hatırlayacaktır,” diyor Burak Göral:

“Orada seyrettiğimiz Filiz Akın, önceki yıllarda seyrettiğimiz Filiz Akın gibi değildi. Şımarık ve yaramaz yönleri gitmiş, asaleti ve soyluluğu daha da ön plana çıkmıştı ve hâlâ ne kadar da güzeldi.”

Bu dizinin bir diğer özelliğiyse, sinemaya veda ettikten uzun yıllar sonra Filiz Akın’ı hayranlarıyla yeniden buluşturması, kendisine duyulan özlemi dindirmesiydi. Aslında altı çizilmesi gereken bir gerçek daha vardı ortada: Kolektif bilinçaltına sızmış imgeler kolay unutulmuyordu. Bir popüler ikon ve kült kişilik olarak Filiz Akın da hiç unutulmamıştı. Sinemadan uzak kalsa, yeni yıldızlar, yıldızcıklar yaratılmış olsa da. Seyirciyle kurulan sevgi, saygı ağırlıklı ilişki hiç kesintisiz devam etmekteydi. Onu sinema salonlarında hiç izlememiş olanlar bile Filiz Akın’a hayran olduklarını açıklamaktaydılar. Sadece uzak ya da yakın geçmişin değil, şimdiki baharların da tek mimozasıydı o.

Tamer Ay’a göre:

“Gurbet Kuşları ile açıp ‘Umutsuzlar’ ile kapattığı yaman parantezini, Okan Uysaler’in bir televizyon dizisinden, ‘Geçmiş Bahar Mimozaları’ndan evlerimize sarkıtır. Çocukluğumun şımarık ve haylaz Filiz Akın’ına hiç benzemeyen ama çocukluğumun Filiz Akın’ından da güzel, aşkıma kenar süsü bir Filiz Akın tablosunda, bakanı kalbiyle buluşturur.”

Filiz Akın, yer yer boyutlandırıcı, atmosfer yaratıcı, vurgulayıcı hatlar çizerek bulup ortaya çıkartarak Hümeyra’nın tüm ruhsal sarsıntılarını, içsel yolculuk / sürgünlerini olağanüstü bir biçimde izleyiciye aktarmıştı. Üstelik sıra dışı, iz bırakan, dengeli, tekrara düşmeyen, ustalıklı bir yorumla. Her zamanki titizliği ile hemen her sahnede, adeta bir senfoni yazar gibiydi Filiz Akın. Beyaz camda yaydığı ışık demeti gözlerimizi kamaştırıyor ve hayatlarımızı bir kez daha uçsuz bucaksız duyarlıklarla biliyordu. Ve Filiz Akın; “Kader “( 1968 )  ” Umutsuzlar “( 1971), ” Utanç “( 1972), ” Ankara Ekspresi ” (1970), ” Beyaz Güller “(1970),” Karlı Dağdaki Ateş “(1969), “Reyhan”( 1969), “Emine” ( 1972), “Memleketim “( 1974), ” Veda ” ( 1975) ” Almanyalı Yârim ( 1974)  ” Acı Hayat ” ( 1973) ‘ın ardından, “Geçmiş Bahar Mimozaları”(1989) ında yaşar kıldığı ‘Hümeyra’ yorumuyla ‘kendiyle, sanatla, insanla, yaşamla’ bir defa daha ödeşiyordu. Hani, bazen öyle bir an gelir, oyuncu rolle kaynaşır.

Hümeyra personası bir ‘oyunculuk olayı’ydı, hiç kuşkusuz. Çok gerçekçi rol çözümlemelerine eşlik eden, estetik duyarlılıklar, tecrübeyle şekillenmiş bir oyunculuk. Neticede, ‘Hayatın ne denli kısa, sanatın ne kadar uzun’ olduğunu hatırlatan, defalarca kutlanacak bir başarı…

“Umutsuzlar’, ‘ Utanç’ gibi, ‘ Geçmiş Bahar Mimozaları’ndan da bir ödülüm olsun isterdim..”(2)

“Geçmiş Bahar Mimozaları ” bugün hala aşılamamış oyunculukları, kusursuz reji ve senaryosuyla yıllara meydan okumaya devam ediyor.

 

(Bu muhteşem diziyi izlemek  isteyenler  http://www.trtarsiv.com‘u ziyaret edebilirler.)

(1,2) Akın, F.  “Güzelliklere Merhaba” Altın Kitaplar Yayınevi. Ist. 1992