Gaye Su Akyol, son günlerde birçok müzik alanında adına eriştiğimiz bir isimdir. Türk sanat müziği, saykodelik ve indie rock’u harmanlayan şarkıcı Gaye Su Akyol’un yeni albümü yurt dışı müzik kritiklerinde ciddi anlamda güzel notlar aldı. Hatta şaşırtan yanlarından bir tanesi de Gaye Su Akyol tarzı dışında metal gruplarınca da hayranlarına önerilen müzisyenler arasında yer aldı.

Gaye Su Akyol , bir süredir karşılaşıyor olsam da açıp dinlediğim bir isim değildi. Bir ara aşırı popüler hale gelen furyada ortaya çıkmış ve nedense bana bir türlü sıcak gelmemişti ama sevdiğim metal gruplarının da önerdiğini görünce dinlemek istedim. Yabancı sitelerde görür görmez de müzik uygulamamdan hemen bir indirme gerçekleştirdim ve sırasıyla müzikleri dinledim. Açık konuşmam gerekirse pişmanlık duymadım ve keyif aldım ama neden ve nasıl?

İlk olarak bazı tuhaf gelen şeyler olmadı değil, saykodelik bir müzik tarzı ile Türk sanat müziğini harmanlamak ve bunun üzerine yürümek oldukça zor bir şey. Kaldı ki Türk sanat müziği gırtlağı ve nağmeleri ile birlikte söylenen bir şarkıda “Pink Floyd’un dediği gibi” şeklinde bir cümle duyduğumda da bu bana itici gelmedi de diyemem.

Zorlama ve kendini tekrar eden bazı kelimelere rastladım. Bu kelimelerden bazıları ise;
uzay,
uçuyoruz,
kaçıyoruz ,
feza
gibi.

Tabii bu belki de şarkıcı tarafından düşünülmüş bir hareketti ama yine de pek sevimli bulmadığımı söylemekte fayda var. Aslında sevimlilikten de ziyade sıkılıyorum diyebilirim. Albüme adını veren şarkı aslında bu dediklerimden çok uzak durmasa da albümün genelinde sözlere baktığımda absürtlük, uzaya çıkmalar, kafalar, hülyalar vs. oldukça tadında. İkincisi Gaye Su Akyol’un müzik yelpazesinin genişliği beni şaşırttı ve sevindirdi.

Gelelim benim Gaye Su Akyol dinlememe sebeplerimden belki de en büyüğüne. 2000’li yılların başlarında Türkçe rock müziğin yeniden doruklara çıkmasına sebep olan bir grup vardı ve o efsane grubun adı “Çilekeş” idi. Çilekeş grubunun solisti Görkem Karabudak ve gitaristi Ali Güçlü Şimşek, Gaye Su Akyol’un arkasında (Ali Güçlü Şimşek : Elektro gitar ve Görkem Karabudak: Bass gitar ve klavye) çalıyorlar.

Tabii bir de onlara ek olarak Ediz Hafızoğlu’nun da bateride olduğu gerçeği Gaye Su Akyol’un başarısının tesadüf olmadığını kanıtlıyor. Çilekeş grubunun elemanları Ali ve Görkem, Çilekeş’ten sonra Bubituzak adlı grupta yer değiştirerek karşımıza gelmiş olsalar da bir süre sonra Gaye Su Akyol’a da dahil olmuşlar ve bu ismin dünya çapında işler yapmasına fayda sağlamışlar. Evet, Gaye Su Akyol belki yetenekli biri ama bu tınıları ve bu tarzları birbirine eklemek her babayiğidin harcı değildir ki bu ekip bunun üstesinden gelebilecek kadar referansa sahip. Albüm enstrümantal olsa bile su gibi aktarmış. Tabii ki Gaye Su Akyol olmasa bu güzel besteler de olmayacaktı ama bu bahsettiğim üçlü şarkıları nakış gibi işlemiş. Akyol’a da bu güzelliğin üstüne seslendirmek kalmış. Belki dünyanın en geniş aralığına sahip şarkıcısı değil ama Akyol sesini nerede, nasıl kullanacağını bilen, Türk musikisine hakim, kendi şarkılarını çok iyi yorumlayan birisi. Bilinçli de olsa biraz soğuk ve ciddi bir yorumu da var. “Yanıyorum”“bitiyorum” derken bile kendini bozmayan, duygularını içine atmaya çalışan biri gibi duyuluyor.

Albümün yabancılar tarafından tam not alması

Burada asıl karşılık bulan şey, Batı’nın perçinlediği bir tarza etnik bir şeyler serpiştirmiş olan bir ekibin olmasıdır diyebiliriz. Zaten bundan dolayı olacaktır ki metal grupları dahi eleştirmenlere katılır nitelikte açıklamalarda bulunmuş.

Perküsyonların serpiştirilmesi, etnik müziğin hissedilmesi ve enstrümanlara eşlik eden bir Türk nağmeleri taşıyan kadın vokal sesi (bazı şarkılarda vokalin fazla açıldığını düşünüyorum) bir arada olunca nasıl sevilmesin bu albüm dedirtiyor. 1970’lerin Anadolu rock akımından ve daha da öncesinin Türk sanat müziğinden tınılar da bu müziğin içinde yerini almış. Belki de bu yüzden olacaktır ki ben başarılı buldum derken sınırın öte yanında yaşayan herkes “muhteşem” diyebiliyor.

Bu şarkılar ya Gaye Su Akyol ile özdeşleşmiş müzikten daha uzak durmakta (“Bağrımızda Taş” ve “Meftunum Sana”) ya da öyle bir düzenlenmiş ki dinlemelere doyulmuyor (“Bir Yaralı kKuştum” ve “Hemşerim Memleket Nire?”).

Sonuç olarak; bu tarz müziği sevmeseniz bile Gaye Su Akyol bir şansı hak eden bir albüm yapmış…

Eğer saykodelik tarzda harmanlanmış Türk müziğini dinlemek istiyorsanız , Türk sanat müziğini seven ve yeni şeyler dinlemek isteyen bir kitledenseniz bu albüm kaçmaz. Enstrüman çalan biriyseniz, sadece enstrümanları çalanları dinlemek için dahi bu albüm dinlenir arkadaşlar.

Albümde öne çıkan şarkılar:
*İstikrarlı Hayat Hakikattir,
*Şahmeran,
*Meftunum Sana,

olarak göze çarpsa da sizleri geçmişe götürebilecek şarkı “Bir Yaralı Kuştum” olabilir. Ya da Barış Manço’nun unutulmaz şarkısı “Hemşerim Memleket Nire?” versiyonunu dinleyebilir yine Barış Manço tarzında bir şarkı dinlemek istiyorsanız “Bağrımızda Taş” dinlemek isteyebilirsiniz.

Son olarak benim notum 5 üzerinden 3.5