Bugün belki bir hüzün vardır üzerinizde… Bir parça nefes ile süslenmeyi bekleyen vakti geldiğinde… Dışa vurmalı belki hüznü, ama mutluluğa da hazır etmeli kendini ansızın…

 

Hindistan Cevizleri, 1951

 

17 Eylül 1925… Günlerden perşembe… Sevgilim ile geçirdiğim sıradan bir sonbahar günüydü… Onunla beraber otobüse binmiştik ki o gün artık sıradanlıktan çıkmıştı…

 

Dikenli Armut ile Natürmort, 1938

 

Tramvay ile çarpışmıştı bindiğimiz otobüs ve sağ çıktığım için şanslıydım da bir parça… Fark etmem pek de geç olmadı şansımın gözlerimi açıp kapatana kadar olduğunu görmek… Tam olarak sol kalçamdan girmişti demir çubuk… Ve leğen kemiğimden çıkmıştı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

 

Papağan ile Natürmort, 1951

 

Acılarım vardı… Dinmek bilmeyen acılarım… Acılarımı hafifletmek için tuval ve boya hediye edilmeliydi bana. İç sesimi duydu birileri… Ailem idi… Acılarıma ortak bulmuştum… Kadife elbiseli, benim acılarımın ortağıydı artık…

 

Kadife Elbiseli Otoportre, 1926

 

Bir takım ameliyatlar geçirdim kaza sonrası, sayısı bende saklı kalsın şimdilik. Acılar hala ortaklardı, damarlarımda gezinen kanın dinmeden akmasına… Geçen iki senenin yüzüne kapatmışken kapıyı, ayaktaydım artık daha bir tutunmuş halde hayata…

 

Yeryüzünün Meyveleri, 1938

 

Bir ressam vardı ki arkadaşım vesilesiyle tanışma fırsatına sahip olmuştum. Öyle bir ressamdı ki bu adam, uzun soluklu aşkımın başlangıcı olacaktı… Sizlere Diego Rivera’yı takdim etmekten dolayı hüzün duyarım…

 

Diego Rivera’nın Portresi, 1937

 

Sadakat farklı bir iş ne de olsa değil mi? Bedenimdeki yaralar bir şekilde iyileşti iyileşmesine ama yenileri beni her an öldürüyordu sanki… Ve sonunda ağzımdan döküldü o sözcükler…

 

Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; biri Diego’ydu ve diğerinde ise bir tren az daha beni öldürüyordu. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı.

 

“My Dress Hangs There”, aldatılmamın yansıması oldu… Ya da ben böyle yorumlansın istemiş de olabilirim, bilinmez…

Elbisem Orada Asılı, 1933

Çocuk sahibi de olamadım ne yazık ki, hayatın belki de bana gülümseyeceği yanının bu olduğunu zannederek… Bir çocuk aldırmamın yanında iki kere de düşük yaptım. “Henry Ford Hospital” ile de bunu yansıttım çevreye.

 

Henry Ford Hastanesi, 1932

 

Yavaş yavaş öğreniyordum iyi bir insan olmasını bu hayatta… Murray ile tanışmam, bu durumu taçlandıran nokta olsa gerek. Aklım hala sende Diego, ancak acılarım da öyleler…

Bugün bu yazıda kendimi öldürtmeyeceğim… Belki bir başka gün…

 

Hindistan Cevizlerinin Göz Yaşları, 1951

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.