Filozof, yalnızca teorik bilgelikle değil, aynı zamanda pratik bilgelikle de; yani kaba teorik fikirleri ince pratik eylemlere dönüştürebilme becerisi ile sınanır. Bu beceri aynı zamanda tarihsel bir sınamadır; eylemde incelik, filozofun bedenini yeryüzünde anıtlaştırır, ve hâtıralarını ise efsanevîleştirir. Buradan baktığımızda, coğrafyamızın yakın tarihinde süzebildiğimiz tek bir gerçek filozof vardır – Ulus Baker. O; ilkel felsefî refleksleri, modern ve modern-sonrası dönem için bir prensip hâline getirmesiyle, yirminci asırdan ziyade on dokuzuncu asrın filozof kalıbına oturacaktır. Buradaki felsefî konsept, düşünce ve eylem arasındaki sarsılmaz bağdır; filozof, yazdığını yaşamaktan, yaşadığını yazmaktan, korktuğunu bozmaktan, bozduğundan korkmaktan imtina etmez. Bütün modern hücumlara rağmen ilkel reflekslerini yitirmez ve düşünüşün özünü de burada arar. Bu öz, Ulus Baker’de şu temrinle ortaya çıkar:

“Televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, gelip geçen bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar, ve asıl önemlisi akşamları gökgürültülü sürpriz programlar var. filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton, ancak oldukça realist.”

Ulus Baker, 1960 senesinin 14 Temmuz’unda –yani Gilles Deleuze, Spinoza: Pratik Felsefe’yi ile Spinoza ve İfade Problemi’ni yazmazdan biraz önce−, psikiyatr Sedat Baker ile şâir Pembe Marmara’nın çocuğu olarak dünyaya geldi. Aslen Kıbrıslı idi, erken yaşlarından itibaren Fransızca, Rusça ve İngilizce başta olmak üzere birçok dile hâkim oldu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olan Baker, yalnızca bu disipline bağlı kalmadı ve kendisini felsefe, sinema, şiir gibi birçok disiplinde yetkinleştirdi. Baruch Spinoza ve Gilles Deleuze üzerine çalışmaları ve çevirileri ile Türkiye’deki klâsik felsefe anlayışına yeni ve pratik bir pencere kazandırdı. Mezun olduğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin yanında, İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Özgür Üniversite’de de, sinema ve sosyoloji alanlarında dersler verdi. Bu sırada birçok dergi ve ansiklopedi için de yazılar ve eleştiriler yazan Ulus Baker, Dolaylı Eylem, Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru, Yüzeybilim Fragmanlar, Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme gibi birçok kitabı da kaleme aldı. Kırk yedi senelik bir yeryüzü konukluğunun ardından Ulus, 2007 senesinde, yine bir Temmuz günü, kalp ve böbrek yetmezliği sebebiyle yeryüzüne veda etti. Ve doğduğu günde, yani 14 Temmuz’da, Lefkoşa’da toprağa teslim edildi.

***

Bir filozof hakkında ne kadar az şey biliyor isek ve bildiklerimizin hatırı sayılır bir kısmı da söylencelerden ve efsanelerden ileri geliyorsa –sözgelimi Baruch Spinoza’da, Friedrich Nietzsche’de ya da Arthur Schopenhauer’da olduğu gibi−; bu, o filozofun şanındandır. Ulus Baker konusunda da durum bundan farklı sayılmaz. Pek çok şey anlatıldığı gibi, pek az şey bilinir. Oysaki o, yaşamın tam içindedir. Öğrencileri, arkadaşları, dostları, ailesi vardır. Gezer, konuşur, yazar, eylemdedir ve her şeyden göz önündedir, gizlenmez ve çıplaktır. Nispeten kısa yaşamına pek çok şey sığdırmıştır Ulus Baker; pek çok hâtıra, pek çok yazı, pek çok ders ve pek çok gezinti. Bu yüzden yine birçok filozof gibi, erkenden yorgun düşmüş, bedensel olarak tükenmiştir – ki belirtmek gerekir ki izlediği Baruch Spinoza’dan yalnızca iki sene fazla kalmıştır yeryüzünde. Bütün bunlar, birer felsefî ipucudur. Yaşamın içinde olmak, eylemdelik, lüksten uzak kısa ve sedası az bir yaşam, akademinin dışına taşabilme cüreti, pratik bilgelik ve çok üretim. Ulus Baker bütün bu anlamlarda, yakın tarihimizin tek gerçek filozofudur. Lâkin bedeni hâlen sıcaktır, tarih onun yerini tayin etmekte pek aceleci davranmayacaktır. Bizden sonraki nesle, emin olmak gerekir ki daha fazla Ulus Baker kalacaktır.

“Ölüm konusundaki en ilginç felsefi tutumu Spinoza’da buluyoruz; canlı bireyin özünün değil varoluşunun sonlanışı olarak ölüm onun için bir hiçtir ve onun bilincine hiçbir kavram sunamaz. Başka bir deyişle bir hiçlik olan ölümü düşünmek bir hiçten ibarettir.”

Kitapları:

Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme, Dolaylı Eylem, Aşındırma Denemeleri, Beyin Ekran, Yüzeybilim Fragmanlar, Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru, Sanat ve Arzu.

Gilles Deleuze Çevirileri:

Spinoza Üzerine On Bir Ders, Spinoza. Pratik Felsefe, Leibniz Üzerine Beş Ders, İki Konferans (Yaratma Eylemi Nedir? Müzikal Zaman), Spinoza ve İfade Problemi.

Bazı Konuşmaları:

Ve elbette; hüzün geriye kalandır, biraz blues dinleyin onun için…