Fazıl Say’ın dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan ‘Beethoven Ödülü’ne’ layık görülmesinin ardından Fazıl Say’ın bestelerini büyük bir gururla tek tek dinledim bütün gün.

13 Kasım’da üçüncü kez izlediğim Genco Erkal’ın ‘Yaşamaya Dair’ oyununda Fazıl Say bestesi ile Nazım Hikmet’in şiirleriyle buluşmasının sarhoşluğu üzerimdeyken bu güzel haber bana bu satırları yazdırdı.

fazil-say-ile-can-bulan-nazim-hikmet-siirleri

Türkiye’de edebiyata duyulan ilginin ne kadar yetersiz olduğunu şüphesiz tahmin ediyorsunuz. Çok satanlar bölümünde yer alan kitapların nitelikten yoksunluğunu tartışmamıza dahi gerek yok.

Yaratıcı yazarlık dersi aldığım Hakan Akdoğan bu konu üzerine düşüncelerini şu şekilde iletmişti bir dersinde: ‘O kitaplardan rastgele sayfaları koparın ve yan yana dizin. O sayfaların hangi yazara ait olduğunu söyleyemezsiniz. Araya bir sayfa Yaşar Kemal, Orhan Pamuk gibi özgün sanatçı koyun. O satırları okur okumaz kime ait olduğunu kesinlikle söyleyebilirsiniz.’

Çok da doğru bir tespittir bu. Kitap piyasasında okunacak kaliteli birçok kitabın yanında birçok da edebi zevkten uzak eser bulunmaktadır. Ancak köklü yazarlar, edebiyatın ne olduğunu bize eserleriyle sunmaktadır. İyi bir okursanız sorun yok, doğru eserlerle her zaman buluşacaksınız.

Ancak ben bu yazımda ‘edebiyatın üvey evladı’ olarak tanımladığım ‘şiir’den söz etmek istiyorum. Roman ve hikayenin her daim okuyucu kitlesi varken şiir nedense tercih edilmiyor. Şiirlerin gücüne inanmıyoruz sanırım toplum olarak. Oysa sanal ortamlarda kullanılan birçok alıntı söz, şiirlerin içinden seçilmiştir. Nice sanatçının dillere pelesenk olmuş şarkıları, yüzüne dahi bakmadığımız şiirlerden doğmuştur. Nazım Hikmet’in şiirleri buna belki de verilebilecek en güzel örneklerdendir.

Nazım… Büyük usta… Birçok dizenin başmimarı. Nice sanatçı onun dizelerine kayıtsız kalamamış ve eserlerini bestelemiştir. Onur Akın’ın seslendirdiği ‘Seviyorum Seni’ parçasını hatırlatmak istiyorum sizlere.

Bu parça, şüphesiz hepimizi etkileyen, değerli bir eserdir. Ancak ben, klasik müzik hayranı olarak Fazıl Say’ın ruhunun yansıması ‘Nazım Hikmet’ eserlerine değinmek istiyorum. Fazıl Say, Nazım Hikmet’in eserlerinden birkaçını klasik müziğin büyüsüyle buluşturmuştur. Açıkçası Nazım Hikmet’in eserlerini bir vücuda sokacak en doğru isim benim için Fazıl Say’dır. Cemal Süreya, Orhan Veli, Can Yücel, Metin Altıok, Pir Sultan Abdal, Ömer Hayyam gibi birçok şairin eserini bize armağan etmiştir.

Ruhunuzu temizlemek için Fazıl Say’ın muhteşem bestelerini Selda Bağcan’ın yeğeni Serenad Bağcan’ın sesinden dinlemenizi hatta fırsat yaratabilirseniz canlı canlı dinlemenizi tavsiye ederim.

Nazım Hikmet’in Bursa cezaevinde geçirdiği günleri oyunlaştıran Genco Erkal, Fazıl Say’ın bestelerini de kullanarak hafızalarımızdan silinmeyecek bir oyuna imza atmıştır. Genco Erkal’a oyun boyunca eşlik eden Tülay Günal kadife gibi sesiyle bizi büyülemekte ve sahnede devleşmektedir.

Fazıl Say’ın ‘Nazım Hikmet Oratoryo’su birçok kişi tarafından başyapıt olarak nitelendirilebilecek denli güçlü bir eserdir.

Nazım Hikmet’in ‘Vatan Haini’ şiirini bir de Fazıl Say ve Genco Erkal yorumuyla dinlemelisiniz.

Fazıl Say, Genco Erkal, Nazım Hikmet iyi ki var. İyi ki bu dünyadan sadece gelip geçmediler. Ruhlarıyla bize dokunan ustalara selam olsun!

Edebiyat öğretmeni olmanın yanında çocukluk hayalinin peşinden emin adımlarla ilerliyor. Kendi platformunu oluşturarak dostlarını bir araya topladı. Dostlarıyla sanatın her alanında üretim yapıyor ve inatla yapmaya devam edecek. Saplantılı edebiyat takipçisi. Kimi zaman Kafka’nın böceğinin peşinde, kimi zaman Slyvia Plath’in kafasını soktuğu fırının içinde. Kimi zaman Dostoyevski’nin yarattığı ‘Öteki’ ile ilgileniyor. Ama en çok da bir ‘şair’in dizelerinin misafiri.