Bir keresinde karanlığın üzerine hiç dokunmadığı bir takvim yaprağı gördüğünü söylemiştin düşünde. O burada. Koca bir caddenin üzerinde. Paramparça edilmiş binlerce eşyanın arasında yatıyor. Ve kanlar içinde.

 

Görüyorum, karanlığın onun bedenine sapladığı kırık camları tutan, kana bulanmış ellerini.

Duyuyorum, ellerinden damlayan kanın yere düştüğünde çıkardığı sesi. Gölgesinde boğulan terk edilmiş sokakların verdiği son nefesi.

 

Ardından terk etti orayı, tanklar ve eli silahlı seyirciler eşliğinde.

 

Kaldırıyorum yattığı yerden bedeni, kanlar içindekini. Ve yalvarıyorum sana. Onun gibi bir takvim yaprağı daha görürsen, izin verme gitmesine!