İnsan ayağa kalktığı zaman, koltuğu hâlâ kendisinin ruhuyla doludur.

Bragaglia

İyi fotoğraf ve kötü fotoğraf yoktur. Özellikle kötü fotoğraf hiç yoktur. Neyi, nasıl anlattığına dair bir ipucu değeri yer alıyorsa çerçevenin içerisinde o vakit tartışmaya açıktır. Bir de tartışmaya kapalı fotoğraflar vardır ki bütün yollar kapalıdır. Yorar insanı. Biz, tartışmaya açık fotoğraflarla yolculuğumuza devam edeceğiz.

Fotoğrafın iyi ya da kötü yanına ulaşabilmenin izleyicinin bünyesinde biriktirdiklerine bağlıdır. Fotoğrafın iyi ya da kötü yanı; sanatçının niyetidir. Niyet ise işçiliktir. İzleyicinin bilgi ve birikimine bağlı olarak sanatçının kötü işçiliği yahut iyi işçiliği üzerinden yorumlamalarla izler oluşacaktır. Ancak bunu tek bir fotoğraf üzerinden söz sahibi olmanın imkânı yoktur. Sanatçının devamında ürettiği/yarattığı fotoğrafların sürekliliğine konsantre olunmalı. İşte bu doğrultuda photozine çalışmaları büyük önem taşımaktadır.

Son zamanlarda artan photozine çalışmaları dikkat çekici bir hal almaya başlamıştır. Genç sanatçılarının kendilerini ifade edebilme biçimi olarak var olan photozine, izleyici tarafından kolay incelenebilir ve çabuk ulaşılabilir yapıtlar hâline dönüştüren iyimser bir tarafıdır sanatçının. Bir taraftan çalışmalar artarken işçiliği de elden bırakmamak gerek. Photozine, aynı zamanda sömürülmeye açık bir alandır. Kanayan bir yaraya dönüşmemeli. Photozine çalışmaları içerisinde Okan Pulat’ın Existence/Varoluş fanzin çalışmasına değinmeden sözü bitirmek olmaz.

İnsan zihniyle çevresi arasında sık sık kurulan, oldukça karmaşık iletişim süreçlerinin arasında sadece “an” diye nitelendirilen şeylerin öznel adıdır Okan Pulat’ın fotoğrafları. Cenk Mirat Pekcanattı ile yaptığı söyleşisinde “ (…) hissettiğim, bana dokunan anları fotoğraflamaya çalışıyorum. Bana dokunan, bir bütünlük oluşturan anlar var. İnsana tanıdık gelen fakat ne olduğunuzu tam anlayamadığınız şeyleri toplayıp eve götürmek gibi.” der. Okan Pulat’ın eve getirdiği Existence ise sorgulamadan algılatan şeylerin, sizin şeylerin hakkında biriktirdiklerinizin toplamından doğan imgelerle doludur. Kâğıdın yüzeyinde sadece kuru bir yaprak olarak kalmıyorlar. Fotoğrafın varlık biçimi, kendi için varlıktır. Onun için var olmak, kendi varoluşunun bilincinde olmaktır. Oradaki kuru yapraklar da varoluş biçiminin farklı bir duruşunu sergilemektedir. Okan Pulat kendi varoluşunda bütün şeylerin, özellikle fotoğrafını çektiği şeylerin varoluşunu harmanlar. Sözcükleri cilalayarak güçlü bir metin oluşturan bir kalem gibi sanatçı da fotoğraf makinesini kullanarak ışığını yontar, kendine özgü tonlamalar yaratır.

Okan Pulat yakaladığı ve kullandığı imgelerle yeni bir dil oluşturmaya çalıştığı “Existence” ile insan olarak hissettiği şeylerin anı ile metafizik bir deneyim yaşatır.