Okulumu kazandığım günden beri içine girmeye can attığım ama bir yandan da varlığımı nasıl duyuracağımı hep düşündüğüm bilim dünyası 8 Mart’a yaklaştığımız şu günlerde yeniden beyin kıvrımları harekete geçirdi. Türkiye’de bilim kadını olmak bir hayli zor ve bu nedenle yazma ihtiyacı hissettim.

Türkiye’de bilimle, sporla, sanatla uğraşmak hep zor olmuştur.

Ama bu alanlardan en az biriyle uğraşan kişi bilir ki o denize bir kez daldıysanız tüm resifleri keşfetmeden mümkünse de birkaç deniz yıldızı çıkarmadan çıkamazsınız.

Kadın, erkek herkes için zordur aslında bu serüven ama tüm dünyada tarihin başlarından beri en çok zorluklar kadınlar için adeta set olmuştur. Evlerinde oturup çocuk büyütmesi, derede yorgan yıkaması ya da kanaviçe işlemesi uygun görülen kadınlar nasıl olur da DNA ile uğraşır? Onunla uğraştı diyelim, ne haddine radyoaktiviteyi bulmak ya da bugünün konuğu Neva Çiftçioğlu Banes gibi NASA’ya giden uzun bir yolculuğa çıkmak.

Bunları bize hiçbir zaman reva görmediler ama biz onları umursamıyorduk zaten, yolumuza bakmakla meşguldük .

Neva Çifçioğlu da kendi yolunu çizen cesur kadınlardan biri.

Neva Çiftçioğlu 1963 yılında Erzurum’da doğar, memur bir ailenin kızıdır. Devlet okullarında eğitim görür, hiçbir zaman büyük imkanlara sahip olmaz.

Sıkı bir çalışmasının sonucunda 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden mezun olur.

Aynı yıl Ankara Üniversitesi Tıp Mikrobiyoloji Bölümü’nde mastır ve doktora yapar.

1991’de devlet bursu kazanarak Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyoteknoloji bölümünde çalışmaya başlar ve aynı üniversitede doçent olur. (Aslında Ankara Tıp Fakültesinde stajyerlik yaptığı sırada keşfettiği astıma neden olan bakteri tezi çöpe atılınca Finlandiya’da doçentlik unvanı alan ilk Türk oluyor. Teşekkürler Ankara Tıp Fakültesi!) Türkiye’ye geldiği sırada iş bulamaz. Yaklaşık dokuz ay boyunca dışkı analizi yapar. Kelimenin tam anlamıyla harcanır.

İşler aslında tam da burada değişir.

Hepimizin hayatında dönüm noktaları olur. Neva Çiftçioğlu’nun dönüm noktası da Finlandiya’da karşısına çıkar. Öyle ki  Türk vatandaşlığı unvanı onu bilim dünyasından dışlamasın diye Finlandiyalı olarak anılır. Fakat kendisi bu durumdan hiç memnun değildir. O dönemlerde bu durumu düzeltmeyle uğraşamayacak kadar  önemli bir işle meşgul olur. Fin devleti desteğiyle ABD’ye gönderilir ve adını dünyaya duyuran vücutta kireçlenmelere neden olan “nanobakteri” adını verdikleri yeni bir mikro-organizmayı izole etmeyi başarır.

Amerikalıların da o dönemde Mars’ta aynı bakteriyi keşfetmesiyle olaylar dizisi başlar. Çalışmaları 1998 yılında Amerikan Uzay Ajansı’nın (NASA) dikkatini çeker ve kendisine yapılan öneri ile bu kurumun Astrobiyoloji Enstitüsünde asil üye olarak göreve başlar. Böylece astrobiyolog unvanını alır.

2001 yılında da NASA Johnson Uzay Merkezi’nden gelen teklif üzerine bu bölüme geçer.

5 Avrupa ülkesi ile Kanada ve Amerika’da ortak çalışmalar sürdürür.

Bugüne kadar 10 uluslararası ödüle layık görülür.

Halen Mars’ta hayat araştırma ve yer çekimi olmayan koşullarda astronotlarda böbrek taşı oluşumunun sebepleri isimli projelerde yetkili uzman olarak çalışmakta olan Neva Çiftçioğlu Banes aynı zamanda bilim yazıları da yazmakta, bilimi halka ulaştırmanın yollarını aramaktadır.

 

Neva Çiftçioğlu Banes’in eski yazılarını okumak için ;

http://www.haberturk.com/htyazar/neva-ciftcioglu-banes

linkini tıklayabilir ve yeni kurduğu sitesi nevalogy’den eş zamanlı takip edebilirsiniz.

http://www.nevalogy.com/