“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak.

Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.”

Nâzım Hikmet

 

İnsanoğlu çoğu zaman kendi zorunu kendi yaratır hayatında. Başaramama duygusuna öyle inandırır ki kendisini, bu girdaptan kurtulmanın en kolay yolunu seçer ve vazgeçer. Her zorluğa rağmen pes etmemek, kalıp mücadele etmek, her karanlığın bir aydınlıkla buluşacağına inanmak ve daha önemlisi yılmadan, zor olana katlanmak kolay değildir. Kolay olanı seçip vazgeçer kimileri.

Kimileri için ise kalıp mücadele etmekten başka bir seçenek yoktur. Çünkü hayatın  pes edemeyecekleri bir savaş olduğu doğarken bir elbise misali giydirilmiştir üzerlerine. Yaşama sevinçleri ile hayata daha güçlü tutunur onlar.

İşte kendisine biçilen hayatın zorluklarına rağmen pes etmeyen, keşkeleri bir kenara atıp başarabilmiş olmanın mutluluğunu ve haklı gururunu yaşayan büyük yürekli biri ile; Achmad Zulkarnain ile tanışacağız bugün.

Tutku arayışında engeller söz konusu olduğunda, Achmad Zulkarnain herkes için bir rol modeli olabilir. 25 yaşındaki Endonezyalı fotoğrafçı, kolları ve bacakları olmadan dünyaya gelmiştir. Ancak kimilerine göre engel olarak adlandırılan bu durum, onu bugünlerde büyük bir başarı elde ettiği sanat formunu ve tutkusunu takip etmekten hiçbir zaman alıkoymaz.

Arkadaşları ve çevresi tarafından Dzoel olarak seslenilen Achmad sekiz yaşına kadar fiziksel olarak diğer arkadaşlarından farklı olduğunu bilmediğini söylüyor ve şöyle devam ediyor sözlerine: “Büyük bir ayna buldum. İşte o zaman diğerlerinden farklı olduğumu anladım.”

Bu fark ediş sonrası yaşadığı depresyon ile hayata küser ve kendini kapatır Achmad Zulkarnain. İlerleyen zamanda ailesinin ve arkadaşlarının desteğiyle okul hayatına geri dönüp liseyi bitirir. Aynı zamanda internet kafede bulduğu bir iş ile de çalışmaya başlar. Üretiyor ve başarabiliyor olmanın farkındalığı ile o yıllarda tanışır Achmad.

Fotoğraf çekmeye başlama hikayesini de şöyle anlatıyor: “Çalışmaya başladığım yerde bir fotoğrafçılık hizmeti vardı. Kredi ile fotoğraf makinesi almaya karar verdim. Fotoğrafçı olarak tanınana kadar sürekli öğrendim, öğrendim ve öğrendim.”

Hobi olarak başladığı fotoğrafçılık, zamanla sergilediği başarı ile ciddi bir kariyer haline gelir. Manzara ve moda çekimlerindeki çarpıcı imgeleriyle Instagram ‘da binlerce takipçi kazanır. Ayrıca yerel bir gençlik kulübünde gönüllü olarak fotoğrafçılık eğitimi vermeye başlar.

Achmad, kolları olmadan vizöre bakabilmek için kendince bir dizi teknik geliştirir. Kamerayı kapatıp açmak için ağzını kullanmaya ve deklanşöre basmak için kollarının uçlarını kullanmaya başlar. Çektiği fotoğrafların düzenlemelerini de kendisi yapar.

Achmad etrafı dolaşıp çekim yapmak için ailesinin ve arkadaşlarının yardımıyla tasarlayıp yaptığı go-kart benzeri bir araç kullanıyor.

Çarpıcı portreler çekmek için ışık kullandığı yakın çekimleri bulunuyor.Bazı fotoğraflarında geleneksel kıyafetler giyen mankenler yer alıyor. Yaratıcılık ve başarı için dünyanın başka ucundaki engelli insanlara da ilham kaynağı olan Achmad, severek yaptığı ve her gün daha da başarılı olduğu işindeki rolü için “Engelli değilim. Ben sadece farklı yaratılmış biriyim. Bir şeyler yapabilmek adına kendi tarzımı yarattım.Ve insanların yalnızca yaratıcılığıma tanık olmalarını istiyorum’’ diyor.

Birçok insan için ilham kaynağı ve belki de bir ışık olabilecek Achmad’ın işlerini incelemek için bangdzoel_ adıyla tanımlı Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

Kararlılıkla her türlü engelin aşılabileceğini kanıtlıyan Achmad Zulkarnain ve dünya üzerinde zorlu hayatlarını pes etmeden sürdüren tüm engellilerimizin (birkaç gün gecikme ile de olsa) “ 3 Aralık Dünya Engelliler Günü“ nü kutluyor ve hayata olan bağlarının ve inançlarının hep daim olmasını diliyorum.

Zihinlerdeki ve yüreklerdeki engellerin yıkıldığı, sevgi dolu, engelsiz bir dünya dileğiyle.