Bu sabah uyandığımda, Empatopya’da yaşamak istediğimi fark ettim. İnsanların birbirini kırmadığı, örselemediği bir düzeni vaat ettiği için belki de. Empatopya, bir tür “Harikalar Diyarı” hiç kuşkusuz. Üstelik Alice’in tavşanı gibi tek dakika için çook erken ya da o tek dakika için çok geç kalmak da gerekmiyor.

Empatopya’da sosyal statü, rekabet, ayrımcılık yok; “Empatik Toplum Modeli” ile eşitlik, sevgi, anlayış, hoşgörü ve varoluşsal bir huzur var! Ve insana, tercihlerine saygı. Cinsel kimlik kişiye özel olarak tanımlanmış mesela. Herkes gülümsüyor, herkes mutlu. Birbirlerine “esenlik” diliyor. Gülümsüyor. En önemlisi de gözlerinin içiyle gülümsüyor.

Bebeklerin bile ağlamadığı yüksek yaşam kalitesiyle Empatopya’da olumsuz hiçbir duygu yok.

Empatopya’da çirkin yok, çünkü Empatopya’da çirkin diye bir kavram yok. Empatopya’da daha iyi olamayacak kadar iyi hiçbir şey yok!

Empatopya var olabilecek en güzel “Yokyer”.

Rebekka Kricheldorf’un yazdığı, “Empatopya” yı (Homo Empathicus) dilimize Mehpare Bakır çevirmiş, Oğuz Utku Güneş’in kusursuz rejisine eşlik eden;

Koreografide Utku Demirkaya,

Işık tasarımında Ayşe Ayter,

Dekor ve kostüm tasarımında Makbule Mercan ve ses tasarımında Vehbi Can Uyaroğlu son derece başarılı çalışmalara imza atmışlar. Belli ki, tüm ekip yarattıkları tiyatro hadisesinin farkında.

“Empatopya”nın başarısını, temposunu bir an bile düşürmeden zirveye taşıyan, doğal ve usta işi takım oyunculuklarıyla; Ali Rıza Kubilay, Aykut Akdere, Ayşegül Tekin, Derya Artamel, Goncagül Sunar, Elif Melda Yılmaz, Murat Okay, Melina Özprodomos, Mustafa Ergüven, Onur Öztay, Tuğrul Tülek, Volkan Akçaalan, ‘ fizik, tepki, doğru beden dili kullanımı, tüm tonlamaları’yla üst düzey bir performansla, belleklerden kolay silinmeyecek karakterleri yaşar kılıyorlar. Özellikle Tuğrul Tülek, Mustafa Ergüven, izleyiciyi avuçlarının içine alan müthiş sahne ve rol hâkimiyetleriyle oyunun iki atardamarı. Jestlerini, mimiklerini mükemmel kullanıyorlar.

Yapımcılığını Feri Baycu Güler’in üstlendiği “Empatopya” reji, oyunculuk, içerik, anlatım, bildiri, yaratılan sahne illüzyonuyla sezonun, kuşkusuz en ilginç ve etkileyici oyunlarından biri. Mutluluk, sevinç, güzel duygular uyandırıyor seyircide. Ve ayrıca şeker kıvamında bir tat kalıyor geride. Daha ne olsun? Koşulsuz sevgiye, mutluluğa hasret değil miyiz, epeydir? Ve anlayışa. O halde, “Empatopya” diyorum. Hemen izleyin, hayran kalacaksınız.

Ve bir itiraf; kendimi oyuna o kadar kaptırdım ki, hiç bitmesin, istedim. Bitince masallar tükendi sandım, içim burkuldu. Üzüldüm.