Merhaba değerli okuyucular,

Yazmak eylemi yalnızca zihindeki bir düşünceyi ifade etmenin bir yolu değil, aynı zamanda bir iletişimdir. Bizler de günlük hayatta göremediğimiz fakat bir o kadar değerli zihinlerle iletişim kurmak için yazıyoruz ; sizlerle!

Edgar Allan Poe, bir hikâyesinde cümleye şöyle başlamıştı : “Her ne kadar Balbec, Tadmore ve Persepolis’teki yıkılmış sütunların gölgelerini ruhum bir harabeye dönüşene dek içmiş olsam da…”

Dünya coğrafyasında kurulmuş sayısız kent vardır ve bu kentler geçmişten günümüze dek zamana tutunmaya çalışan yapılarla doludur. Kimisi göklere uzanmaya çalışırken, kimisi ise köklerini yerkürenin en karanlık köşelerine dek salmıştır.

Mimari bölümü olarak, sizler için her ay bir yeni dosya konusu oluşturacağız ve aynı zamanda mimari ile ilgili güncel gelişmeleri “Arsız Gündem” bünyesinde paylaşmaya devam edeceğiz.

Kasım ayı için “Şehir İkonları” ile başlamak istedik yayın hayatımıza. Çünkü şehirler, insan yaşamının temel ihtiyaçlarının hepsini karşılayan oluşumlardır : barınma, yeme, uyku. Bu şehirler ise onları süsleyen çeşit çeşit yapılardan oluşuyor. Günümüze nasıl bu kadar sağlam ulaştığına şaşırdığımız yapılardan biri olan Pantheon, İstanbul’un kalbinde tüm ihtişamıyla yükselen Galata Kulesi, üzerinden yüz yıl geçse de hâlâ tamamlanamamış La Sagrada Familia gibi dünyanın farklı şehirlerindeki büyüleyici yapıları sizler için yazıyoruz.

Şehir ikonları, göz kamaştıran edalarıyla şehirlerde yükselmeye devam edecekler. Ve bizler ise havada kaldığımız akşamlardan birinde, bu yapıların nelere şahitlik ettiklerini hayal ederek derin düşüncelerle onları seyre dalacağız. “İsmini hatırlayan son kişi öldüğünde, hiç doğmamış olacaksın. “ diye bir söz vardır. Bizler bu yapıları hatırlayıp başkalarına da hatırlatarak onları var edecek ve ölümsüz kılacağız; bunu kendimiz için yapamasak dahi.

Keyifli okumalar…