Boşluk duygusu, sıkıntı, yalnızlık, yenilmişlik, yabancılık, bezginlik, şüphe, içe kapanma, küskünlük, tiksinme…

Bu duygulardan hangilerini aynı anda hissettiniz?

İkinci Yeni, tüm bu temaları içinde barındıran bir şiir akımı olarak edebiyatımızda yerini almıştır. Kapalı, sezdirmeye dayalı üslubu ile onlar; halktan, folklordan, türkülerden uzak durmuşlardır.

Ve tüm temaları işlemelerinin de nedeni vardır: II. Dünya Savaşı’nın getirdiği toplumsal yoksunluk ve tek partili dönemin dayatmacı politikaları sonucu bunalan aydının kendisini bir şekilde ifade etmesi gerekmektedir.

Kapalı bir anlatım tercih etmelerinin nedeni de aslında budur. Kendi içlerine kapanarak bir dil dünyası kurarlar.

Asım Bezirci, İkinci Yeni şiirini şu şekilde tanımlamıştır: “İmgeye kapıları sonunu kadar açarak, edebî sanatlara özgürlük tanımak,  sıradanlıktan ayrılmak,  halk kültüründen uzaklaşmak, nükteden kaçmak, duyguya ve çağrışıma yaslanmak, olayı atmak, aydın azınlığa seslenmek”

Bu kapalı dil dünyasının içine girebilmek de siz değerli okuyucularımıza kalmış.

Ağustos ayı dosya konusu olarak İkinci Yeni ile karşınızdayız.

Keyifli okumalar dileriz…

 

1987 İstanbul doğumlu. Yeditepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Ocak 2010 mezunu. Eylül 2014’ten beri Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde, Karşılaştırmalı Edebiyat master öğrencisi olarak öğrenimine devam ediyor. Sanatçıların kurguya dönüşen bilinçaltları üzerine tez çalışmaları yapıyor.
Okumayan insana tahammülü yok. Öğrenmenin sorgulamaktan geçtiğine inanıyor. Bu yüzden onu bir yerlerde “Neden?” diye sorarken görebilirsiniz.