#SabahattinAli #KürkMantoluMadonna #Kahve #Yalnızlık #Huzur #Kitap #Aşk

Yukarıdaki paylaşımlar artık mide bulandırıcı noktaya geldi değil mi? Peki neden insanlar Kürk Mantolu Madonna kitabını sosyal medyada bu denli hoyratça kullanıyor. Sebebi birden fazla aslında.

Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri yazarlardan cımbızlanarak alınan cümleler (ki çoğu zaman o kullanılan cümleler o yazarların cümlesi bile değil) ile yapılan paylaşımlar neredeyse sosyal medya hesaplarının yarısını oluşturuyor. Bu durumdan en çok etkilenen yazarlar; Kafka, Mevlana, Oğuz Atay, Bukowski, Dostoyevski, Camus, Cemal Süreya ve Sabahattin Ali..

İnsanların çoğu bu yazarları okumak yerine yazarın cümlesini hesabında paylaşmayı uygun görüyor..

Bakalım Adorno ne diyor;

“Sanat eserlerinin metaya dönüşmesi ve bu şekilde alımlanması gibi, tüketim toplumunda metanın kendisi de imgeye, temsile ve gösteriye dönüşmüştür. Kullanım değerinin yerini ambalaj ve tanıtım almıştır. Sanatın metalaşmasının sonu, metanın estetize edilmesidir. Metanın baştan çıkarıcı ölümcül şarkısı, vaktiyle burjuva sanatının barındırdığı mutluluk vaadini yerinden etmiştir; Tüketici Odysseus, tatmine ulaşacağını umarak kendini sevinçle meta denizinin sularına bırakır, ama aradığını bulamaz”

Bu paylaşımların altında yatan bir diğer sebep ise; eski olana, eskide kalana verilen değer. Ölü yazar seviciliği…

Kadıköy’de ilk kitap aldığım yeri hatırlıyorum. Küçük ama içinde her türlü kitabı bulabileceğiniz, içine girdiğiniz an çalan müziklerle sizi harika bir atmosfere sokan gayet iyi bir mekandı. Şimdi o mekan bir Amerikan kafesi oldu. İnsanlar o kafede kahvelerinin yanına kitaplarını koyup fotoğraf çekiliyorlar. Oysa orada eskiden sadece kitaplar ve kokuları vardı. Şimdi ise sahtelik ve bayağılık hakim.

Peki ya son zamanlarda mantar gibi türeyen sözde ‘edebiyat’ dergilerine ne demeli? ‘Hepimiz yalnızız’, ‘Hepimiz acı çekiyoruz’, ‘Hepimiz lümpeniz’ temelinde klişe birkaç yazı üzerine, fotoğraflarda güzel çıkacak anlamlı bakan bir yüzü kapağa yerleştir, bir de yakın zamanda kim ölmüşse (şarkıcı, oyuncu hiç fark etmez) ona güzellemeler yap işte sana çok satan bir edebiyat dergisi…

Peki birey bu dergileri alıp bu paylaşımları yapıp neyi amaçlıyor ya da bir amacı var mı?

Tekrar Adorno’ya kulak verelim:

“Kültür endüstrisi, müşterilerinin kasten ve tepeden bütünleştirilmesidir. Binlerce yıl boyunca birbirinden ayrılmış yüksek ve düşük kültür alanlarını da birleşmeye zorlar, her ikisinin zararına olacak şekilde. Yüksek kültürün, etkileri üzerinde spekülasyon yapılarak, ciddiyeti ortadan kaldırılır. Düşük kültürün, toplumsal denetim bütünsel olmadığı sürece barındırdığı haşarı isyankarlık ise uygarlaştırıcı dizginleme yoluyla yok edilir.”

Bu endüstri / müşteri ilişkileri, kavramları ve değerleri öylesine yok sayar ki… Hasta Siempre şarkısını bir gece kulübünde remix halinde dinleyebilirsiniz, o sırada Che figürlü çakmağınızla sigaranızı yakarsınız, Kafka’nın binbir incelikle ve gizlilikle seçtiği cümlelerle Milena’ya yazdığı mektubunu #ÇokAcıÇekiyorumAmaYa hastagiyle sosyal medyada görebilirsiniz. Çünkü bu bir endüstridir ve bizler müşterileriz.

Poshlust ve Philistinism… Rus edebiyatından sosyolojiye giren ‘Poshlust’ kavramı başta Nabokov, Gogol ve Dostoyevski gibi edebiyatçılar tarafından kullanılmıştır. Kavram; basmakalıp, içi boş, sefil, klişe bireyleri ve olayları tanımlar.

‘Philistinism’ ise kültürsüzlük, sanata ve edebiyata olan duyarsızlık ve paçozlaşma demektir..

İşte bu ‘Poshlust’ ve ‘Philistinist’ kişiler, Sabahattin Ali gibi değerleri metalaştırıp içini boşaltır. Farkında değildir bunu yaptığının zaten bu farkındalığa sahip olmadığı için bunu yapar..

Okumaz ama fotoğrafını paylaşır, yorumunu yapar, ahkam keser. Uğur Mumcu’nun tanımını yaptığı gibi “Bilgi sahibi olmadan yorum sahibi olan” bireydir o. Yüksek değeri olan sanatsal ve edebi eserleri tıpkı kendi gibi paçoz bir çizgiye indirmeye çalışır. Böylelikle hem kendi kişisel hezeyanını prova eder hem de sosyal medya entelijansının içinde ‘elit’ yerini alır. O artık hüzünlü, bohem, fikirleri ne kadar sığ ve klişe bile olsa onları savunan bir tatlı su entellektüelidir (entelektüel tek l ile yazılır diye söylenmeyin hemen, kinaye yapıyor yazarınız).

Kürk Mantolu Madonna kitabında Madonna’yı ne güzel anlatmış değil mi Sabahattin Ali……

(‘Fransız’ yazar Franz Kafka bunu beğendi)