Eriyonit, ısı ve su yalıtımına, aşınmaya ve kimyasal maddelere oldukça dayanımlı bir silikat mineralidir.

Bir zeolit grubu mineralidir ve birkaç mikron boyutunda, lifsi ve iğnemsi şekilde kristallenmektedir. Bu mineralin tozları solunum yolu ile vücuda alındığında, iğnemsi kristallerin akciğere ve karın zarına saplanması sonucu, akciğer ve karın zarı kanserine neden olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur.

Eriyonitin yakın zamana kadar, farklı endüstriyel alanlarda kullanılmakta ve ticareti yapılmaktaydı.

Lifsi yapısı nedeniyle yün ve pamuk ipliği gibi eğrilebilir, kumaş biçiminde dokunabilir ya da dövülerek keçe haline getirilebilen eriyonit, antik çağlardan 1800’lerin sonlarına kadar çanak, çömlek, giysi ve savaş zırhı yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.

Ülkemizde 1900’lerin başından itibaren su borularında sızmaya karşı izolasyon malzemesi olarak, çatı kaplama levhaların üretiminde, seramik üretiminde, gemi ve denizcilik sanayiinde, beton üretiminde, ses izolasyonunda, dekorasyon malzemesi hammaddesi olarak, sürtünmeye karşı direncinden dolayı çeşitli araba parçaları üretiminde oldukça yaygın olarak kullanılmıştır.

Eriyonit, özellikle Orta Anadolu’da (Nevşehir dolayı) yoğunlukla bulunmaktadır.

Orta Anadolu’da (yoğunlukla) ve diğer eriyonit yatakları dolayında gözlenen mezotelyome vakaları bu konunun araştırılması konusunda zemin oluşturmuştur.

Asbest yatağı olmayan bu bölgelerde yapılan incelemeler. Manisa/Gördes ve Balıkesir/Bigadiç volkanik tüf örneklerinde yapılan mikroprob (minerallerin ve katı materyallerin ana ve minör element, miktarlarının belirlenmesinde kullanılan bir yöntem) çalışmaları her iki bölgedeki zeolit oluşumları içerisinde eriyonit ve mordenit liflerinin varlığını ortaya koymuştur.

Mikroskop görüntüsü

‘Mezotelyome’lı ciğer örnekleri üzerinde yapılan çalışmalar, hastalığın nedeninin iğne şekilli eriyonit kristallerine bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Mezotelyome’ye sebep olan eriyonit minerallerinden daha ince lifsi yapıya sahip yine bir zeolit grubu minerali olan mordenit içinde aynı durum geçerlidir.

Ülkemizde yadsınamaz miktarda eriyonit varlığı söz konusudur. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde eriyonit bilinçsizce kullanılmakta, halk sağlığına ciddi tehdit oluşturmaya devam etmektedir.

Bu konu üzerinde daha detaylı ve geniş çalışmalar yapılmalı, halk bilinçlendirilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.