1929 yılında kurulmuş cumhuriyetin ilk sanatçı topluluğu olan, kısaca Müstakiller olarak andığımız Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği sanatta farklı bir yönelim göstermişlerdir. Öncelikle bu kuşağa ait isimler dörder yıl Almanya ve Fransa’da eğitim gördükten sonra yurda dönen sanatçılardan oluşmaktadır. Yurt dışına gitmeden evvel yurt içinde eğitim aldıkları hocalar 1914 kuşağını oluşturan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Hüseyin Avni Lifij gibi daha pek çok değerli isim olmuştur. Öğrenciler burada aldıkları eğitimin ardından yurt dışına giderler ve hocalarından aldıkları eğitime karşıt bir tutum sergiler halde dönerler. Bu karşıtlığa rağmen açık bir şekilde hiçbir akımı benimsememiş olmaları aslında yapıt ortaya çıkarırken vermek istedikleri şeyin değişmesinden kaynaklanan bir sonuçtur.

Toplulukta Yer Alan İsimler Kimdi?

Topluluk, R. Fazıl Epikman, Cevat Hamit Dereli, Şeref Kamil Akdik, Mahmut Fehmi Cuda, Nurullah Cemal Berk, Hale Asaf, Ali Avni Çelebi, Ahmet Zeki Kocamemi, Muhittin Sebati, Ratip Aşir Acudoğlu, Fahrettin Arkunlar’dan oluşmaktaydı. Sayılan isimlerden öne çıkan iki sanatçı ise Ali Avni Çelebi ve Zeki Kocamemi olmuştur. Çünkü modern resmin Türkiye’ye gelişi ikisinin Galatasaray sergisinde yayınlamış olduğu resimler ile başlar. Zeki Kocamemi, ‘ ‘Resim yapmak icad etmektir, taklit değil.’’ Der. Bununla 20.yy’da etkili olmuş Kübizm akımının Cezanne yanını ön plana çıkarmış olur. Doğayı kaynak olarak gören resmin artık biçiminin bozulduğunu, kulvar değiştirdiğini parçalandığını görürürüz.

Zeki Kocamemi (1900-1959)

 

Zeki Kocamemi, Genç Kız,1946

Kocamemi’nin Genç Kadın adlı çalışmasında güçlü bir biçim bozumu, kübist bir yaklaşım görülmektedir.

 

Zeki Kocamemi, Nü

Yine kadın bedeninde üçgenler ve kareler eşliğinde kübizm hissediliyor. Görmeye alışkın olduğumuz nü çizimlerinden farklıdır.

 

Refik Epikman, Bar, 1928

Şematik bir arka plan karşısında kübist-kontrüktivist figürler dikkat çekmektedir. Yine güçlü biçim bozma hissediliyor. Ayrıca çerçeveyi istediği gibi kesmiştir.

Müstakil Ressamlar ile birlikte resmin kavramsal yanının ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. Yani resmin yapısal sorunlarıyla ilgileniyorlar. Kesin çizgilerle belirleyemesek de kübizmden dışavurumculuğa kadar birçok sanat akımından etkilenip, özümseyerek kurmacı dizge açısından güçlü bir biçem yenilenmesiyle yapıtlar üretmeyi amaçlarlar. Resmi kendi kavramlarıyla düşünüp adeta bir laboratuvar ortamındaymışçasına resmi inceliyorlar. Ayrıca birlik olma fikri de egemendir. Bu şekilde daha güçlü olacaklarına inanıyorlardı.

Mahmud Cuda, Trabzon’dan Ganita/Kanita,1938.

İnşacı bir anlayış artık çok rahat biçimde görülmektedir. Bu resmi kendi çektiği fotoğraftan yapmıştır. Doğayı görme biçimi ve gördükten sonraki dönüştürme biçimi farklıdır.