Son çalışmalara göre, cüce gezegen Ceres’in yüzeyindeki kraterlerde ve bu kraterlerdeki gölgeli cep kısımlarda su buzu olduğu şeklinde yeni açıklamalar mevcut. NASA’nın Dawn uzay aracından gelen gözlemler, Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasındaki asteroid kuşağındaki en büyük nesne olan Ceres’in milyarlarca yıldır önemli miktarda su barındırdığına dair artan kanıtlara dikkat çekiyor. Tuscon’daki Bilim Enstitüsünde çalışan gezegen bilimci Thomas Prettyman, yazarlarından biri olduğu ve 15 Aralık 2016’da  Science dergisinde yayınlanan çalışmalarında ; “Güneş sistemi boyunca farklı kaynaklarda buz gördük,” ve bulgulara göre bunlara Ceres de eklendi şeklinde bir açıklama yaptı. Su ile ilgili her yeni işaret, Güneş sisteminin nasıl oluştuğuna ve genç Dünya’nın oluşumuna nasıl katkıda bulunduğuna dair olan hikayeye yeni bir boyut ve yorum getiriyor.

Prettyman ve arkadaşları, kutup bölgesi yakınında yoğunlaşan ve yüzeyden yaklaşık bir metre aşağıda, kaya ve buz karışımı bir tabaka olduğunu bildirdiler. Farklı bir grup, kutup bölgeleri etrafındaki bazı kraterlerin içinde, hiç güneş ışığı görmeyen bazı parlak toprak kısımlarının en az bir tanesinin buzdan oluştuğunu 15 Aralık’ta ‘Nature Astronomy’ye bildirdi.

Madrid’deki Avrupa Uzay Astronomi Merkezinde görevli gezegen bilimci  Michael Küppers, “Ceres’in her zaman çok miktarda su buzu içerdiğine inanılıyordu,” dedi. Genel yoğunluğu tümüyle kayadan oluşan yapılara göre çok daha az olduğundan, buz gibi daha düşük yoğunluklu malzemenin kayalarla karışmış olması gerektiği düşüncesini hatırlattı. 2014’te Herschel Uzay Gözlemevi cüce gezegenden su buharı kaçışını gözlemlediklerini bildirmişti.

Ayrıca 2015’ten beri Ceres çevresindeki yörüngesinde dolanan Dawn sondası da Oxo kraterinde bir miktar su buzu gözlemlemişti. Ancak bu krater doğrudan güneş ışığı alabilen bir bölge olduğundan bunun, buzun burada sadece onlarca yıl varlığını sürdürebilmiş olacağı anlamına geldiği 9 Ocak 2016’da açıklanmıştı. Uzay aracı yüzeyde, su varlığında oluşabilen mineraller de buldu.

Ancak araştırmacılar Ceres’te suyun nerede olduğunu kesin olarak bilmek istiyorlar. Suyun kayadan ayrılıp ayrılmadığını ya da iç kısımlara kadar karışıp karışmadığını bilmek, Ceres’in nerede oluştuğunu ve bu küçük yapının nasıl bir araya geldiğini anlamaya yardımcı olabilir. Bu da diğer yıldızların etrafındaki dünyaların ne kadar ve nasıl  çeşitlilik gösterebileceğine dair fikir sağlayabilir.

Yer altı buzunu haritalamak için Prettyman ve arkadaşları, Dawn’da bir nötron ve gama ışını dedektörü kullandılar. Ceres kozmik ışınlarla bombardıman edildiğinde cüce gezegendeki atomlar nötronları dışarı püskürtür. Saçılan nötronların miktarı ve enerjisi, muhtemelen su moleküllerine ve hidratlı minerallere hapsedilen bol miktardaki hidrojene dair ipucu sağlayabilir.

Parlak buz lekelerini gözlemlemek daha basit ve açıktı. Gezegen bilimci Thomas Platz ve arkadaşları Ceres’te kalıcı olarak gölgede kalan noktaları tespit ettiler ve bu bölgeler tipik olarak kuzey ve güney kutuplarına yakın olan krater tabanlarına ait bölgeler. Ekip daha sonra bu yerlerin görüntülerindeki parlak kısımları taradı. Araştırmacılar, tespit ettikleri 600’den fazla koyu renk krater arasından yüzey buzu olabilecek parlak birikintilere sahip 10 tanesini buldu. Bunlardan birinde, Dawn uzay aracının, üzerinden yansıyan güneş ışığının spektrumunu alması ve suya dair bulgular tespit etmesi için yeterli miktarda yığın vardı.

Ayrıca suyun varlığı, Ceres’in hayat için uygun bir yer olduğu anlamına gelmez. Gölgelerdeki sıcaklık -216 °C’nin üzerine çıkmıyor. Oldukça soğuk, güneş ışığı yok. Bunun yaşanabilir bir çevre olduğunu düşünmüyorum diyen Platz, gelecekteki uzay görevlerinde yakıt olarak kullanılabilecek bir kaynak olduğunu da sözlerine ekledi.