Geçtiğimiz günlerde Yavuz Pak ile, Stefan Tsanev’in yazdığı ve Ragıp Yavuz’un yönettiği ” Kanlı Komedya”yı (Caligula) izledik.
Ragıp Yavuz bir kez daha piyesin tüm ayrıntılarını derinliğine işleyerek, kalıplaşmış kimi tuzaklara düşmeden, son derece inandırıcı ve etkileyici bir şekilde sahneye taşımış eseri. Ve yine belleklerden kolay silinmeyecek bir rejiye imza atmış.
İtiraf etmeliyim ki Ragıp Yavuz’un duru, akıcı, çok mercekli sahne dilinin eşlik ettiği, Crescendo gibi yükselen dramatik yapı karşısında, soluk soluğa kalmamak ve ürpermemek elde değil.
Sahne ve duygu geçişleri çapaksız.
Caligula, Claudius, Mnester ve At. ( Özellikle belirtmek istiyorum Pınar Coşkun’un at kimliğindeki başarısı başlıbaşına bir resital tadında.)
Caligula – Niye o zaman halk, Brütüs ve Casius’un üzerine yürüyüp ,  Julius Ceaser’ ı tanrılaştırdı ?
Claudius- Senatörler tanrılaştırdı onu, halk ne yapsın ?
Eseri dilimize çeviren Hüseyin Mevsim;
Kostüm ve sahne tasarımında Barış Dinçel;
Işık Tasarımında Yüksel Aymaz;
Müzik Tasarımında Can Şengün;
Koreografide Yasemin Gezgin;
Görsel Efekt Tasarımında Berkay Yiğitaslan;
Yönetmen Yardımcıları olarak Adil Trabzonlu, Ali Osman Böcekçioğlu, Nesrin Kahveci ve bilinçli/ yaratıcı oyunculukları, ses ve beden dili çeşitlemeleriyle, Levend Öktem, Ahmet Saraçoğlu, Ecem Üstündağ, Pınar Coşkun,  uzun yıllar unutulmayacak bir başarıya imza atmışlar.
Claudius- Roma’nın hür halkı, selam! Roma’nın kahraman halkı, şan olsun sana! Roma’nın yüce halkı, Caligula canavarı öldü! Sevgili imparatorun Claudius seni selamlıyor! Hüzünlü gerçeği ise, artık susmanın alçak mezarına gömelim. Hayır! Hatta ona mezar bile vermeyelim!
Bu eşsiz tiyatro olayında, yönetmen evrensel bir elemente öylesine dokunmuş ki, rolle kurulan içsel bağ, doğru zamanlama, sahne trafiği, ustalığını konuşturan yorumlar, etkili anlatım. Geçmişle bugün, bugün ile gelecek arasındaki düğümler izleyiciyi, sahnedeki karakterlerle özdeşleşmeye, onları birilerine benzetmeye ya da kendini yeniden tanımlamaya, seyrettiği öyküye katıksız inanmaya yönlendiriyor ister istemez.
Ragıp Yavuz’a, gerçek tiyatro hasretimize uçsuz bucaksız bir vaha olduğu için, tekrar teşekkür ederim.