Gözler her an ve her yerde farklılar birbirlerinden. Ne güzel bir yaratılış… Her şeyin, bakış açılarına göre değişebildiği ve şekil alabildiği bir dünya. Üçgen görür, kare ise bakıp geçer yanından. Sen keşfedersin, ben ise gözlerimi kırparken kaçırmışımdır. Odunu yakanlarla bardaklarının altına süs yapanın aynı olması gibi… Farklı zamanlar, farklı ihtiyaçlar ve farklı gözler. Kural böyle…

HENRI MATISSE – DANCE

Bojack Horseman… 2014 yazında başlayan keyifli bir animasyon dizi. Bu yazıyı ilgilendiren kısmı ise dizide verilmiş olan sanat eseri uyarlamaları. İlk olarak Henri Matisse’in “Dance” eserini fark etmiştim izlerken. Ama önemsemediğimi kabul ediyorum, sadece hoş bir detay olduğunu düşünmüştüm. Ama baktım ki Andy Warhol tarzı diyebileceğim at nalları da varmış. Sonra bir tane daha, bir tane daha derken bu referansların sayısı artmaya başladı.

ANDY WARHOL – MULTIPLE BUNNY

Elbette resimle ilgilenen bir sanat tarihi öğrencisinin hoşuna giden bir durumdur bu. Bahsettiğim iki eseri keşfetmem, artık dizide geçen bütün tablolardan ve detaylardan şüphe duymama sebep olmuştu. Altlı üstlü kutucuklardan bile bir eser uyarlaması çıkarmaya çalışmaktaydım.

Henri Matisse, 20. yüzyılın büyük renk ustalarından bir tanesiydi. Çok yönlü bir insan olan Andy Warhol ise soyut çalışmalarının yanı sıra pop sanatının da önemli bir temsilcisiydi. Bu iki isim ışığında David Hockney’ye de dizi de yer verildiğini fark etmem çok uzun sürmedi. Modern sanat referansları gitgide artmaktaydı.

DAVID HOCKNEY – POOL with TWO FIGURES

Pop sanatı zaten hayatın bizzat içinden çıktı. Öylece duran bir sandalye ya da bir kola şişesi bile bunun için oldukça yeterliydi. Ya da bayıldığımız bir aktrist…

Artık biraz da eskilere gitmek istiyordum işin aslı. 20. yüzyıl iyi hoş, ama artık şaşırtmamaya başlamıştı. İşte tam bu sırada beklediğim atış geldi. Venüs’ün güzelliğini insanlara öğreten Botticelli’yi sahneye almıştı bu kez Bojack Horseman. Böylesine ince düşünülmüş uyarlamalar insanın hoşuna gidiyor gerçekten. Ve işin en güzel yanı da orijinaline sadık kalınması olsa gerek.

BOTTICELLI – BIRTH of VENUS

Bir müddet sonra yapılan espriler daha da lezzetli gelmeye başladı dizide. Dikkatimi artırarak izliyordum. Her an hangi kapıdan ne çıkacağı hiç belli olmuyordu. Şimdi izlediğim veya izlemediğim bölümlerden birkaç karma örnek daha geliyor.

KEITH HARING

Toplumun ve sokakların önemli temsilcilerinden Keith Haring de dizide yer verilen bir isimdi. Pop sanat için oldukça nitelikli birçok eser bırakmıştı Haring. 31 gibi genç bir yaşta vefat etmiş olsa da, gerek katkı sağladığı reklamlarla gerek tasarım ve posterlerle unutulmaz bir isim haline gelmiştir.

Shepard Fairey de günümüzün genç sokak sanatçılarından birisi. Türklerin genellikle Atatürk posteri ile bildiği ya da tanıdığı Fairey, Baracak Obama’nın 2008 yılındaki seçim kampanyası için insanlarla buluşan “Umut” (Hope) adlı posterin de yaratıcısıydı.

SHEPARD FAIREY – OBEY

Bu kez de yolumuz 19. yüzyılın modern yaşam standartlarıyla kesişiyor. Edouard Manet, realizm ile empresyonizm arasındaki o önemli köprü üzerinde gezinen nadir insanlardandı. Fransız sanatçının birçok eleştiriye maruz kalan “Olympia” isimli eseri de Bojack Horseman ekibi tarafından yer verilen bir başka eserdir.

EDOUARD MANET – OLYMPIA

Son olarak sizinle, popüler kültürün içine bile işlemiş, neredeyse herkesin en az bir kez gördüğü bir eseri paylaşacağım. Gustav Klimt’ın bir eseri… Viyana’nın belki de simgesi haline gelmiş olan “Öpücük” (Kiss) isimli Klimt eseri… IKEA’nın dahi koleksiyonuna eklemekten çekinmediği Klimt eserleri, insanlar tarafından genellikle büyük beğeni ile karşılanmakta. Samimi dizimiz de geri kalmayarak izleyenleriyle bir “Kiss” uyarlaması paylaşmıştı.

GUSTAV KLIMT – KISS

Bojack Horseman aramızdan biri. Sanat eserleri de hep aramızdaydı ve öyle de kalacaklar. Yaşamak güzel, esen kalın…

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Sanat Tarihçisi adayı ve Ege Üniversitesi'nde öğrenim görmekte.