Hoznik demişti ki: “Bir erkek gömleği ile bir erkek takımı giyerdi. Başına bir bere takar, ellerini genelde ceplerinde tutar ve bazen de ağzının köşesine bir sigara iliştirir.”

Toyen Prag’da geçirdiği zaman boyunca, Štyrský ile ikizmiş gibi kabul edilmiştir. Bu ilişkileri de 20. yüzyıl sanatçıları arasından Picasso ile Braque, Hans Arp ile Sophie Arp ya da Sonia ve Robert Delaunay gibi isimlerin ilişkisine benzetilmiştir.

Kompozisyon, 1931

Toyen’in Devětsil grubundaki ya da Praglı sürrealistler arasındaki neredeyse tek kadın sanatçı olması da ilginç karşılanmıştır. Elbette bu, akımlar veya gruplar dâhilinde hoş karşılanacak bir durumdur. Ancak kadın olmasından ve cinsiyetçiliğe karşı sahip olduğu farklı fikirlerden, hemcinsleri gözünde zaman zaman saygıdan yoksun şekilde göz önünde bulundurulmasına sebep olmuştur.

Uyuyan, 1937

Toyen’in seksist eğilimine baktığımızda da yine karşımıza Štyrský ile olan ilişkisi çıkmaktadır. Zaman zaman Toyen ve Štyrský, cinsiyet alışverişini sembolize eden bireyler olarak görülmekteydi. Bunun sebebi de bir erkek gibi giyinen ve çoğu zaman da bir erkek temsilini bize gösteren Toyen’in yanında, Štyrský’nin oldukça yumuşak başlı ve kadınsı tavırlar içerisinde olmasıdır. Ayrıca Toyen, kendi içindeki kadınsı tavrı biraz da reddetmiştir. Toplumdaki yerini bir kadın birey olarak görmek yerine insan olarak görmüş, eşitlik ilkelerine bu pencereden bakmıştır. Bu sebepledir ki, Štyrský’nin kadınlığı temsil etmesi Toyen’in ondan daha erkeksi ve katı bir mizaca sahip olmasıyla da pekişmiştir.

Korku, 1937

Toyen’in kariyerine bakacak olursak, iki evreye bölündüğünü görürüz. İlk evre yaklaşık olarak 1925-1950 yıllarını kapsamaktadır. Bu dönem çalışmalarından iyi bir gelir elde ettiği dönemdir ve kariyeri için de büyük bir gayret içindedir. Oldukça çeşitli tarz ve malzemelere yöneldiği bu dönemde, yağlı boyanın yanı sıra kitap tasarımları ve illüstrasyonları, dokuma tasarımları ve magazinler için çizimler yapmıştır.

Birer sanatçı olarak, Toyen ve Štyrský’nin de geçici olarak Paris’te bulundukları bir dönem olmuştur. 1925-1928 yılları arasını Paris’te geçirmişlerdir. Sürrealizmin ne olduğu, Andre Breton ya da Dali gibi kişi ve tanımlarla yoğun olarak karşılaştıkları dönem de Paris’te geçirdikleri dönemdir. Sürrealizm ile iki sanatçının tanışması da 1920 ortalarında olmasına rağmen ilk seferde kesinlikle benimsemediler. Hatta Çek sürrealistlerinde bile bu fikir merkezde bulunmamıştır.

Menekşelerle Bir Kadın, 1944

Toyen’in sanatının ikinci kısmı da II. Dünya Savaşı sonrası, çeşitli konulara eğildikten sonra eski alışkanlıklarına geri döndüğü dönem olarak düşünülebilir. Ağırlıklı olarak cinsel ve kadınsı temaları işlediği bilinen Toyen’in dönem dönem farklı temalara da yer verdiğini eserlerinde görmekteyiz. 1920li yıllarda ağırlıklı olarak yer verdiği erotik tema 1930larda da yer yer devam etmiş ama bunun yanına korku, stres, boşluk veya parçalanma gibi psikolojik yönler de eklenmiştir. Seksüel olmamasına rağmen bu dönem eserlerinde acı ve endişeyi kadın bedeninde yansıtmayı seçmiştir.

Poligon VI, 1940

1940lı yıllarda kadınları kullandığı hayal ürünü eserlerine devam etmiş olsa da 1940’ta kendisinin post-war yani savaş sonrası olarak nitelendirdiği bir serisi de vardır. İçinde iç mekânlar, kapılar, pencereler ve çeşitli desenlere sahip yüzeyler olan seri, Toyen’in kendi ikonografisini de yansıtmaktadır.

Çeşitli depresif ve acı içerikli resimler ile savaş sonrası serisinin ardından Toyen, 1957 yılında yaptığı yeni bir seri ile cinsellik temasına geri dönmüştür. 1960lı yıllarda yaptığı resimler 1957 serisinden oldukça etkilenmiştir. 1967 yılında yine bir seri gibi yaptığı pembe fonlu alegorilerde, kadın figürünü değişik şekillerde resimlerinde kullanmıştır. Kadın bedenine, organlarına ya da kendi yarattığı bazı parçalara yine cinsel göndermeler içerecek şekilde eklemeler yaparak bu dönem eserlerinin temasını belirlemiştir.

Poligon XI, 1940

1966 yılında Andre Breton’un ölümü üzerine, Breton’un eşi Toyen’i Paris’teki stüdyoya çağırmıştır. Toyen bir müddet orada kaldıktan sonra Paris sürrealist gurubu dağılmış ve Toyen de tek başına çalışmaya devam etmiştir. Hem Prag’ta hem de Paris’te birçok sergi açma şansı bulan Toyen, 9 Kasım 1980 yılında Paris’te hayata gözlerini yummuştur.

Paravan, 1966

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.