Bu yazıda biraz cinsiyet, biraz sürrealizm ve biraz da Toyen olacak.

Öncelikle yazının arka planındaki konudan bahsedeyim kısaca. Alman Sanat Tarihçisi Hans Hildebrandt’ın 1928 yılında yazmış olduğu “Die Frau als Künslerin” (Sanatçı Olarak Kadın) kitabında, “Kadın yaratıcı mıdır?” şeklinde bir sorusu vardır. Bu soruyla birlikte birtakım çözümlemeler de yapmıştır. Kadınların, primitif dönemlerden başlayarak toplumdaki üreticiliği, güçlü ve zayıf yanları, üretken oldukları alanları ve erkek ile olan ilişkisi gibi çeşitli alt başlıklarla çözümlemelerini de ilerletmiştir.

Kestane, 1967

20. yüzyılda azınlıklar kendi sanat kuramlarını yaratmaktaydı. Bunların arasında kadınlar da yerlerini almıştı. Popülasyon içinde kesinlikle bir azınlık değillerdi. Sebebi kendilerini standart sanat tarihi içerisinde azınlık gibi hissediyor olmalarıydı. Bu sebepledir ki Judy Chicago ve Georgia O’Keeffe gibi isimler dönemin dikkat çeken sanatçıları arasında olmuştur.

Çimlenme, 1967

19. yüzyılda Çek kadınlarına baktığımızda ise eğitim ya da ev dışında iyi ücret karşılığı çalışabilecekleri birtakım haklar ve ufak da olsa imkânlar kazanmaya başlamışlardı bile. Benzer durum Alman, Fransız, İngiliz ve hatta Rus kadınlar için de geçerliydi. Elbette bu olanaklar, çeşitli feminist hareketler başlatmalarında da onlar için yüreklendirici olmuştu. Çek feministleri bu konuda yalnız başlarına da değildi. Yeni başkanları Tomas Garrigue Masarsyk de onların ciddi bir destekçisiydi. Fransa’da kadınlar oy kullanma hakkına 1944 yılında kavuşmuşken Çek kadınları bu hakka 1920 yılında kavuşmuştu bile.

Tıraş Bıçağı, 1967

Batı feminizmi zamanla Çekoslavakya’yı “modern kadınların cenneti” olarak görmeye başladı. 1919 yılında boşanma hakkında düzenlemeler yapıldı. Yeni yasayla birlikte sivil hizmet sektöründe çalışan kadınların evlenmemiş olma zorunluluğu kaldırıldı ve erkeklerle aynı miktarda maaş alması da bunun beraberinde kazandıkları hakları oldu.

Saç, 1967

Toyen adıyla tanınan ancak gerçek ismi Marie Čermínová olan Praglı sanatçı 1902 yılında, yani bu hareketli dönemin hemen başında doğmuştu. Doğu Avrupa’nın 20. yüzyıl kadın ikonları arasında yer alacağı elbette bilinemezdi. Ancak sıra dışı karakteri bunun sinyallerini o henüz 15-16 yaşındayken vermeye başlamıştı bile.

Gülümseme, 1967

Anarşizme karşı olan büyük sempatisinin, ailesiyle geçinememesini tetikleyen en büyük faktör olduğu düşünülmektedir. Öyledir ki 16 yaşında evi terk etmesi bu şekilde açıklanmaktadır. Kendini yakın hissettiği sanata da 1919 yılında “School of Applied Arts in Prague”a kabul edilerek resmi anlamda merhaba demiştir. Bu okulda ömür boyu çok sıkı bir dostluk kuracağı ve birlikte Paris’e gideceği dostu Jindřich Štyrský ile de tanışmıştır.

Ani, 1967

Toyen, Prag’daki önemli bir avant-garde olan Devětsil grubuna da dostu Štyrský ile katılmıştır. Toyen’in ilk başta yeni bir sanat akımına katılmaya istekli genç bir sanatçı olarak algılandığı ve henüz toplumdaki kendi kimliği güçlü olmadığından samimi arkadaşının yanında duran bir birey gibi gözüktüğü söylenmektedir. Ancak bu dönemde Toyen, yakın olduğu birkaç arkadaşı ile birlikte çoktan avan-garde kimliğine bürünmüştü bile.

Mimar Hoznik, Toyen için bir erkek gömleği ile bir erkek takımı giydiğinden bahsetmiştir. Başına bir bere taktığını, ellerini genelde ceplerinde tuttuğunu ve bazen de ağzının köşesinde bir adet sigara iliştirdiğini de eklemiştir.

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.