Sinema ile ilgili her şeyi çok seviyorum. Sinemaya dahil olmasa bile içerisinde sinema dünyasına ait bir parça olan her şeye ilgim var. Türler arasılık benim için bu yüzden her zaman çok değerli olmuştur. Mesela bir sinema filmine yazılmış güzel bir şarkı ya da sinema filmini hikayesinin göbeğine koymuş bir roman. Bahsetmesi bile içimi gıdıklıyor. Mutlu oluyorum. Kitap okumayı seviyorum. Ve vakit ayırabildikçe de okumaya çalışıyorum. Şartlar ve koşullar ne olursa olsun. Bugün sizlere bir filmden değil bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Eleştirel değil tamamen okuyucu düşünceleri dozajında bir yazıyla. Çünkü kitaplar benim dalım değil ve ben ancak “düşünce ve tavsiye” seviyesindeyim J Bunu göze alarak başlıyorum.

Neslihan Önderoğlu’nun yazdığı ve On8 Kitap tarafından basılan “Tuhaf Şeyler Oluyor Bay Tarantino” kitabından bahsedeceğim size. Kitaba geçmeden önce kitabımızın yazarı Neslihan Önderoğlu’ndan size biraz bahsetmek isterim.

“İstanbul da doğumlu olan yazarımız; Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. 2012 yılında yayınlanan ilk öyküsü “İçeri Girmez miydiniz?” ile Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanmış. 2013’te “Mevsim Normalleri” adlı bir öykü kitabı 2014’te ise “Karla Karışık” adlı kış öyküleri seçkisi yayınladı. Murathan Mungan’ın “Merhaba Asker ve Kadınlar Arasında” seçkilerinde ve çocuklar için “Bir Masal Anlat” gibi seçkilerde öyküleri yer aldı. Birçok dergi ve fanzine de öyküleri ile katkıda bulunan Önderoğlu, Sarnıç Öykü dergisine editörlük yaptı. İlk romanı Günışığı Kitaplığı’nın Köprü Kitaplar koleksiyonu için yazdığı “Bana Sesini Bırak” oldu. “Filler ve Balıklar” ile gençler için yazdığı “Mutsuz Palyaçolar Örgütü” öykü kitaplarıyla dikkat çeken yazarın ikinci romanı “Ay Dolandı (2017 – ON8)” 2018’deyse “Yeryüzü Yorgunlar”ı romanını “Tuhaf Şeyler Oluyor Bay Tarantino” izledi. Önderoğlu ON8 blogda “Cin Atı” adlı köşesinde hikayelerini biriktirmeyi devam ediyor.”

Kitaba dönecek olursak kitap, film seyretmeyi çok seven başkarakterimizin, film seyretmeyi hayatında tek aktivite haline getirmesiyle birlikte kurgu ve gerçeklik arasında sıkışma öyküsünü konu ediniyor. İsminden itibaren birçok filmden referanslar barındıran öykü, türler arasılık açısından muazzam bir deneyim sunuyor. Kült olarak tabir ettiğimiz birçok filme, birçok büyük yönetmene ve oyuncuya saygı duruşları barındıran öykünün merkezinde bir sinema öğrencisi var. Başka şehirde okuyan her öğrencinin yaşadığı sorunlar dışında bir de kendine has bir “sinefil” hastalığı diyebileceğimiz kurgu-gerçeklik karışıklığı gibi bir elzem durumla baş etmeye çalışıyor. Karakter işlenişi ve bir evren yaratımı açısından güzide bir iş çıkaran yazar, topraklarımızda geçen bu hikayeyi karakterimizin okumak için gittiği ve normalde yaşadığı şehrin ismini vermeyerek bütün ülkeye mal ediyor. Ayrıca şehir ismi vermeyerek gündelik sorunların çözümü konusunda kafamıza takılacak soruların da önüne geçen yazar bu muallak ile okuyucusunun hikayeye odaklanmasını sağlıyor. Elindeki kıt imkanları bir şekilde fırsata dönüştürmeyi bilen karakterin çevresini, yaşadığı evi, ruh halini kısacası hikayenin her bir detayını harika betimliyor. Dilin kolay anlaşılır ve günlük kullandığımız dile yakın olması da anlatıyı güçlü kılıyor. Hikayesinin gücünü sinema dünyasından aldığı referanslarla birleştiren yazar bu sentezden güzide bir iş çıkarmış. Adeta bir film seyredermişçesine her sayfa geçişinde bir sahne atlaması hissi yaşatan kitap su gibi akıyor. İç içe geçen kurgu ile gerçeklik arasında okuyucuyu da muallakta bırakan yazar, bu kontrast ile okuyucuyu hikayenin içinde tutuyor. Taxi Driver’dan Paramparça Aşklar ve Köpeklere, Tarantino’dan Scorsese’ye birçok kült film ve isimden referans alan kitap günümüz Türkiye şartlarına film karakterlerini iyi işliyor. Özellikle her hikaye geçişinde “Acaba hangi film?” sorusuyla merakı hep yukarıda tutan Önderoğlu, öyküyü adeta ilmek ilmek örüyor.

Bu ilmek ilmek örülen hikaye kurgu-gerçeklik ikilemi hikayenin absürt halini de destekler nitelikte. Özellikle bir anda hikayeye dahil olan karakterlerin nereden geldiğini sorgulayamıyorsunuz. Bu da öykünün akıp gitmesini sağlıyor. Kitabı kendimce yorumlamam gerekirse, bir Fatih Akın filmi kadar halktan, Bir Haneke filmi kadar gerçek, bir Del Toro filmi kadar gizemli ve sürreal bir kitap olmuş. Aynı zamanda hem bağımsız sinema gibi sanat kaygısını birincil sıraya koyarken, ana akım sinema gibi kolay tüketilebilir, akıcı ve herkese hitap eden bir kitap olmuş.

Bir film seyredercesine bir kitap okumak bana keyif verdi. Eminim sinema ile ilgilenen herkesi de bu güzel işlenmiş öykü mest edecektir. Usta bir yazarın kelimelerinden güzel bir öykü olan “Tuhaf Şeyler Oluyor Bay Tarantino” keyifli bir öykü sunuyor. Kitap okurken film izliyormuş havası yaşamak isteyen, betimlemelerle zihninde adeta oradaymışçasına canlanan öyküyü yaşamak isteyen herkese bu kitaba bir şans vermesini ve edinmesini tavsiye ederim. Tekrardan Neslihan Önderoğlu’na ve Günışığı Kitaplığı’na teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim. Kaleminize , düşüncelerinize, betimlerimelerinize kuvvet. Saygılar …