Bu ‘’modern’’ zamanda. Hani hep içimize dönüp daha da insan olmaya çalışırken, en basitinden kırsallarda bile  sütü azalmasın diye yeni doğmuş yavruyu annesinin yanına yaklaştırılmayan sınırsızca tüketmeye ,el koymaya bu kadar kendimizde hak görürken bir buzağıyı kaçımız emzirebilir?

Bu sorunun cevabı muamma ama istiyorum ki herkes kendine  sorsun.

Bugün yaklaşık 400 kişinin kaldığı bir kabile Awa Kabilesi. Bundan 500 yıl önce Brezilya’nın Maranhao eyaletinde sayıları onbinleri bulan ama Avrupa’nın sömürüsü ve çitçilerin yaşadıkları toprağı ele geçirmesiyle soyları tükenmek üzere olan bir kabile.

Bu kabilenin inanları vahşi hayatla iç içe yaşıyor. Vahşi hayvanları sahiplenip evcil hayvan olarak büyütüyorlar. Kabile kadınları hayvanları büyüyene kadar emziriyor ve ailenin bir parçası olarak kabul ediyor. Emzirdikleri hayvanı asla yemiyorlar.

Fotoğrafçı Domenico Pugliese, kabilenin içine girebilen ve onların günlük yaşamlarını fotoğraflayabilen nadir kişilerden biri. Pugliese, onlarla bizi kıyasladığında doğayla çok fazla ayrıştığımızı gözlemlediğini belirtiyor.

Pugliese: “Bebeklerini emzirdikleri gibi sincap ve maymunları da emziriyorlar.” diyor. “Bu bizim köklerimizden ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyor. Doğaya öyle yakınlar ki. Hatta ‘yakınlar’ değil de şöyle demeliyim: onlar doğanın bir parçası.’’

 “Yetişkin bir erkeğin bekar olmasını anlayamıyorlar. Bana tavsiyeler vermeye çalışıyorlar. Nereden geldiğimi bilmiyorlar. ‘Dünya’ diye bir kavramları yok. Onlara nereden geldiğimi ya da yaşam tarzımı açıklayamıyorum. Onlara göre, ailesi olmayan bir adam olmak akıl almaz bir durum.”

Awalar soykırımdan kaçarken göçebe bir yaşam tarzını benimsemişler bu yüzden nasıl tarım yapacaklarını unutmuşlar.

Bugün yaşadıkları en büyük problem Amozon Ormanları’nın yakılması hızla tarım arazisine  dönüştürülmesi. Bu durum onların yaşam alanını hızla daraltıyor.

Awaların sözcüsü Tatuxa’a şöyle diyor: “Hükümetin yardımına ihtiyacımız var. Tek başımıza bu yangınları söndüremeyiz. Orman, meyve ve av hayvanları ile dolu… ve hepsi yok oluyor! Akarsularımız da kurumanın eşiğinde. Nerede avlanacağız? Nereden bal toplayacağız? Bugün çok üzgün ve endişeliyim.”

 “Tişörtleri çok seviyorlar.” diyor Pugliese. “Kafalarında bir fabrika canlandıramayacaklarına göre bu tişörtlerin nereden geldiğini sanıyorlar bilmiyorum. Belki de ağaçtan geliyor diye düşünüyorlardır. Neticede onlar her gün ağaçlardan alışveriş yapıyorlar.”