Merhaba, ben sürüdeki hayvanlardan yalnızca biriyim. Tıpkı sizin gibi. Dünyaya hangi tür canlı olarak fırlatılacağım yine tıpkı sizin gibi bana da sorulmadı. Hani sizlerden önemli birisinin çok meşhurca bir sözü var “Coğrafya kaderdir.” . İki kelimelik dev cümle. Bu söz bizim türümüz için de geçerlidir. Eğer Hindistan’da doğmuş bir inek olsaydım; arabasıyla karşısına çıktığım bir insan arabadan inip beni kenara çekip yoluna devam edecekti ama Ortadoğu’da doğan bir inek olduğum için bizim aramızda can pazarı olarak adlandırdığımız ama sizin şölen dediğiniz günlerden korkan ineklerden biriyim. En güzelini sona sakladım eğer doğal ortamımda, asıl olmam gereken yerde doğan bir inek olarak dünyaya gelseydim serüvenim o zaman esas halini bulacaktı. Güçlüysem hayatta kalmaya devam edecektim, zayıfsam da takviyeler, iğneler, aşılarla yaşamaktansa ölmeyi yeğleyecektim. Naçizane zayıflıkla baş etmek zorunda değilim, ölmek de bize sunulan bir tercih meselesi. Aklınıza geldiyse söyleyeyim intiharla çok uzak bir kıyaslama bu. Biz intihar etmeyiz, öldürülürüz. Eğer doğadaysak başka bir türdaşımızın karnını doyurmak için öldürülürüz, eğer sizlerin modern dediği hayattaysak bazen şarabın yanında güzel gideriz düşünceniz ile zevk uğruna, beni yazan sen gibilerin göreneklerindeki gibi, ölen bir kişi adına kesilen ben’lerden biri oluruz. Paganlığı bilmeden paganlık yapıyorsunuz, öylesiniz desek inkâr edersiniz. Ölen bir can için başka bir “can”ı öldürüyorsunuz, biz bunu asla yapmayız, aklımızın ucuna dahi gelmez!

Sizin türünüzle ortak yönlerimiz olduğu kadar farklı yönlerimiz de gırla. Sanmayın ki hepimiz tek tipiz. Hem fiziksel tiplerimiz birbirimizden farklı hem de huylarımız. Tıpkı sizde olduğu gibi bizde de her birimizin karakterleri bambaşka; uysal, sosyal, içe dönük, hırçın, sevecen, asi vs. Bizim ihtiyaçlar hiyerarşimiz tek ilkeden oluşuyor yalnızca o an’ı yaşamak. Sizinse kaşınız gözünüz ayrı oynuyor, bir dediğiniz diğerini tutmuyor. Bizi kurban olarak seçmeye geldiğinizde samimiyetsiz sevgi gösterilerinde bulunuyorsunuz. Uğruna kestiğiniz ritüellere uymuyorsunuz bile. Bu bayram kesip derin donduruculara koyduğunuz bedenlerimizi diğer bayram bir yeni kurban edinceye kadar yiyorsunuz, hiçbir yemeğe muhtaç insan ile paylaşmadan. Bir bomba patlıyor onlarca insan ölüyor toplu gelen bu vahşice ölümle yankılanıyorsunuz ama biz toplu bir şekilde öldüğümüzde bir de üstüne kutlama yapıyorsunuz. Tanrı bizi öldürmek yerine o paralarla hayırlar yapmanıza da sevinir oysaki. Biz Tanrı’nın en masum kullarıyız, bizi kendi çıkarlarınız uğruna ziyan etmeyin. Sizin eğlenme amacıyla izlediğiniz o videolarda biz canımızı kurtarma peşinde, içgüdülerimiz hangi yolu gösteriyorsa onu yapıyoruz. İnanın, hiç komik değil. Hani savaşların anlatıldığı filmler izlerken içiniz burkuluyor ya bizi izlerken neden burkulmuyor? Biz de ölüm kalım savaşı veriyoruz. Evcil hayvanlar alıp sevip kokluyorsunuz da bizi neden öldürüyorsunuz? Dilinizi ısırırsınız bunu da canı et çekmek diye abuk sabuk yorumlarsınız. O kadar çektiyse canın, kendi etinden bir parça al bakalım nasılmış? Keşke sizin etiniz de yine sizin kendi türünüz tarafından lezzetli bulunup yeniliyor olsaymış. Ancak o zaman anlardınız ‘can pazarı’ dediğiniz cümlenin acı gerçeğini. Empatiyi ancak ve ancak başınıza gelince anlardınız belki. Ama bize bu sorulsa biz bunu da istemezdik sizin gibi. Yani esasında bizim değil, sizin bizden öğreneceğiniz çok şey var. Bir inek olarak güncelliyorum; önce “insan olma”yı değil “hayvan olma”yı öğrenin!

Bir ineğin gözünden, gönlünden yazmaya başlarken farkında olmadan kendimden sıyrıldım. Yazı bittiğinde kendimle baş başa kaldığımda ve yeniden okuduğumda acı acı doldu gözlerim. Küçüklüğümde sokaklarda bilinçsizce kesilen hayvanların çığlıklarını duydum kulaklarımda. O hayvanlar yaşadıkları travmadan ölerek kurtuldu, biz çocuklarsa o travmalara maruz kalarak büyümeye devam ettik. Elinizi vicdanınıza, kalbinize koyun ve koyunların, ineklerin, danaların kurban edilen tüm hayvanların bazen sesli bazen sessiz haykırışlarını duyun. Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim, bu düşünceleri herhangi yöntemle yayarsanız da minnet ederim.