Son dönemin nerd çevrelerince en sık tartışılan “Doğum günü pastamı üfledikten on dakika sonra yapay zekalar üreyebilir mi?” sorusunu konuşuyorduk. Elon Musk’ın korkulu rüyası, Hawking’in “Neden olmasın canım?”cı havasıyla herkesin az çok fikri olduğu bir konu: Yapay Zekâ nedir, ne değildir? Bir gece ansızın gelip bizi yerimizden edebilir mi ?

Birçok alanda olduğu gibi yapay zekâ konusunda da önemli çalışmalara imza atan Amerikalı girişimci, bilim dünyasının Iron Man’i Elon Musk, yapay zekanın kontrolsüz kalması durumunda büyük bir felaketin yaşanabileceğini iddia ediyor.

Hikaye şu an hayatımızın tam ortasına oturmuş, eskiden odaları kaplayan boyutlarda iken şimdi bir kitap ebatlarına dek indirgenmiş olan bilgisayarın mucidi Alan Turing’le başlıyor.

Naif mucidimiz Nazi zamanında Enigma’yı çözüp binlerce insanın hayatını kurtarmış ve o arada, yüzyıllar sonrasını etkileyecek değişimler yapmış. Fakat eşcinsellik niteliği kraliyet mensuplarınca uygun görülmeyince önce tutuklanıp sonra çeşitli ilaçlar almaya zorlandıktan 2 yıl sonra siyanürlü bir elmayla intihar etmiştir. (Bir Tesla’ya, bir de Turing’e yanarım.)

Alan Turing ilk olarak 1950’de bilgisayar mekanizması ve “Zekâ” başlıklı makalesinde günümüzde hala aktif olarak kullanılan ve “Turing Testi” olarak anılan bu teste değindi. Temelde 6 soru var ve bu sorulara doğru cevapları verebilen bir yapay zekâ insanları ikna edebilirse artık düşünebilen bir varlık olarak sayılıyor. Fakat bu doğru cevap işi bizim bildiğimiz gibi değil. Her soruya anında ve kesin cevaplar vermesi onun robotluk hamurunu ortaya koyarken, bir insan gibi düşünerek ve bazen yanılarak belli tonlamalarla cevap verirse işler boyut değiştiriyor.

Peki bu test nasıl işliyor?

Gönüllü bir insan ve bilgisayar seçilerek sorgulayıcının belirlediği sorulara; birbirleriyle görüşmeden, seslerini duymadan, yalnızca ekrana cevap yazılması ile işleme başlanıyor.

Sorgulayıcıya cevaplar dışında bilgi verilmiyor.

Bugüne dek testi geçmeyi başaran tek yapay zekâ olan Eugene Goostman, bilgisayara programcıları Rus Vladimir Veselov ve Ukraynalı Eugene Demchenko tarafından geliştirildi ve temeli 13 yaşında bir çocuğun kişiliğine dayanıyor. Jüri üyeleri testi uygulayıp cevaplara göre puanlama yapıyor fakat bir yapay zekânın testi geçmesi için en az %30 başarı elde etmesi gerekiyor. Ergen bir yapay zekâmız Eugene ise yüzde 33 ile sınırları aşmışa benziyor. Tabi bu durum bir başarı olsa da siber suçlar gibi sebeplerin önünün açılmasıyla da uzmanları bir nevi kaygıya sürüklemiş.

Yapay zekalar kadın ya da erkek olarak ayrılmıyor. Kendilerini yalnızca “onlar” olarak adlandırabileceğimizi belirtiyor uzmanlar.

Öğrenme şekilleri, derin öğrenme algoritmasına dayalı. Yani şu ana dek girilmiş tüm bilgiler içinden kendilerine uygun olanı seçiyorlar, geçmiş deneyimlerden ders alıp bir sonraki adımını ona göre atan insanoğlu gibi değiller; spontane yaşıyorlar diyebiliriz bir bakıma. Sezgisel düşünce gerektirmeyen durumlarda satranç ustası Kasparov’u yendiği gibi (Deep Blue vs. Kasparov ) çoğu alanda bizden daha iyi olabilirler.

Yapay zeka temelde ikiye ayrılıyor: İlki zayıf yapay zeka. Buna Google, Tifter Trt Sistemi ya da Siri’yi örnek verebiliriz. Yaptığımız her aramada en derin sırlarımızı verdiğimiz ve sürekli kendini geliştiren sistemler özetle. Diğeri ise güçlü yapay zeka. Bu her yönüyle insan zekasına benzeyen ve ondan ayrılamayacak zeka olarak tanımlanıyor.

Henüz bu güce erişilemedi çünkü değişen durumlara uyum sağlama, sembolik dil kullanımı, yaratıcılık, hayal kurma gibi yetileri henüz onlara aktaramadık. (Onca yıllık evrim sonuçta kolay mi öyle? )

Bir gün Singularity** haline erişir miyiz yoksa tüm bunlara 50 yıl sonra bakıp ne abartmışız be mi deriz bilinmez ama sanat adına güzel şeyler yaptıklarını söylemeden geçemeyiz diyerek işin “arsız” kısmına atlayalım.

Ilk Ai senarist Benjamin’le tanışalım.

Benjamin şu ana dek yazılmış çoğu senaryoyu sistemine eklemiş ve bahsettiğimiz algoritmaları kullanarak bir olay örgüsü bulunan, üç kişinin bir odada yaşadıklarını anlatan bir bilim kurgu filmine imza atmış, tek eksiği isim bulma konusundaki sıkıntısı nedeniyle karakterleri H1, H2, H3 gibi harflerle isimlendirilmiş. İlk Çalışması “Sunsprings” in gişe başarısından cesaret alan Benjamin, ikinci filmi ” It’s No Game “i yazıp baş rolü Kara Şimşek ve Sahil Güvenlik’ten tanıdığımız David Hasselhoff’a vermiş .

It’s No Game

 

Sunspring

 

Turing yapay zekânın olabildiği kadar insan zekâsına benzemesi gerektiğini düşünmüştü. Burada kastettiği şey insan bilinciydi ama nörolog Geoffrey Jefferson bir bilgisayara bir konçerto yazıp bir sone yazmadıkça ve bunu yaptığının farkında olmadıkça, onun insan beynine eşit olduğunu savunmanın yanlış olacağını belirtmiştir.

İnsan bilincinin, kafamızda dolaşan seslerin kaynağı bile tam olarak keşfedilememişken onu yapay bir kutuya aktarma fikri bazılarına beyhude bir çaba gibi gelebilir. Sanırım ben de kendimizi çözmeden onu gerçekten iyi şekilde başka birine aktaramayacağımızı düşünenlerdenim. Bu çocuk büyütürken de, yapay zekâ kodlarken de aynı şekilde işliyor gibi geliyor bana.

Bitti mi sandınız? Tabi ki hayır. Bir de işin “Transcendence” kısmı var.

2014 yapımı, başrollerini Johnny Deep ve Rebecca Hall’ın paylaştığı “Transcendence” adlı bilim kurgu filmini izleyenlere tanıdık gelmiş olabilir. Konusu özetle bir bilim insanı olan Will’in, bir şekilde hayatını kaybetmesi ve acılı eşi Evelyn’in onun zekâsını bir süperbilgisayara entegre etmesiyle başlayan olaylar dizisidir. Olaylar ama ne olaylar… İzlediğim en iyi filmlerden biri derken birkaç yıl sonra gerçeğe dönüştürüldüğünü görünce küçük çapta bir şok yaşadım tabi. New Media Stars’ın sahibi Dimitri Iskov, “2045 Girişimi” adlı projesiyle insan beyninin, duygularının, geçmiş deneyimlerinin, anılarının, kısacası şu an kafamızın içinde dönen her şeyin bilgisayarların çalışma prensibiyle benzer olduğu için rahatlıkla bir androide aktarılabileceğini savunuyor ve ölümsüzlüğü hedefliyor. Ama siz bu fikre sıcak baıp Dimitri’yi bulmaya çalışmadan önce bahsettiğim filmi izleyin derim.

 

*AI / Artificial Intelligence : Yapay Zekâ

**Singularity: Yapay zekanın insanı geçeceğine inanılan varsayımsal düzlem.

 

Kaynaklar ;

https://ontrava.com/yapay-zeka-benjamin-senarist-olma-yolunda-ilerliyor

https://yapayzeka.ai/

http://khosann.com/yapay-zekanin-safagi-3-bilgisayarlarin-insan-gibi-dusundugunu-nasil-anlariz-turing-testi-ve-ozgur-irade/

 

Selin Nazlı Onan (babası kimlik çıkartmaya bir sevinçle gidip Nazlı'yı eklemeyi unutsa bile kendisi eklemekten hiç vazgeçmedi)3 Temmuz 1994'te Fatih'in bavyerası sayılan Cerrahpaşa'da 9 ay 13 günlükken bir cuma günü dünyaya gelerek ailesine ve sağlık personellerine klişe korku filmlerinin tatlı heyecanını yaşattı. Çocukluğundan beri DNA'yı nedense pek sevdi, büyüdüğünde kendini Moleküler Biyoloji okurken buldu. Şu sıra derslerini bir an önce verip özgürlüğüne kavuşma ve çılgın bir bilim insanı olma yolunda.