1-Vincent (1982)-Tim Burton

Yarattığı anti-kahramanlar, masalsı dünyalar ile sinemadaki karanlık şatoda elleri makas olan muhteşem bir animasyoncu yönetmendir, Tim Burton. Yeteneğiyle, kişiliğiyle ve yarattıklarıyla kesinlikle farklı olan bu yönetmen daha geçmişinde kendini çoktan kanıtlamıştır. Stop-motion film olan bu 7 dakikalık kısada, kendi çocukluğunu ve kişiliğini özet geçmiştir. Filmdeki Vincent, kendini Poe uyarlamalarının başarılı aktörü Vincent Price sanan ve kesinlikle bu dünyada yaşamayan 7 yaşında bir çocuktur. Burton filmlerinde rastladığımız figürlere bu filmde de rastlarız ayrıca Bettle Juice filmini ve The Night Before Christmas filmindeki Sally’i de bu filmde anımsamak mümkün. Yani aslında Vincent Malloy isimli bu 7 yaşındaki minik, bizlere çok önceden Tim Burton kimdir, neleri kullanacaktır, neler yapacaktır ve neleri yapmak ister, sorularını yanıtlarıyla birlikte vermiştir. Kült korku filmlerinin aktörü olan Vincent Price sesinden ilerleyen bu film, şiirsel bir anlatım sunarken ekspresyonist gerginliği de bizlere hissettirir.

2-Doodlebug (1997)-Christopher Nolan

Doodlebug, Christopher Nolan’ın ilk filmidir. 1997 yılında yazıp yönettiği psikolojik gerilim türü olan Nolan’ın 3 dakikalık bu filmin kurgusunu ve sinematografisini de Nolan’ın kendisi yapmıştır. Filmin yapımcılığını, Nolan’ın gelecek filmlerinde de yapımcılığı üstlenecek olan eşi Emma Thomas üstlenmiştir. Filmde Nolan’ın Following filminde de beraber çalışacağı Jeremy Theobald yer alıyor. Siyah-beyaz olan filmimiz bir adamın yerde hareket eden bir şeyi yakalamaya çalışması ile başlıyor. Film ilerledikçe adamın yerde bir böceği yakalamaya çalıştığını ve aslında bu böceğinde benliğin-kaygıların tutsağı olmuş kendisini olduğunu görüyoruz. Nolan’dan alışık olduğumuz çarpıcı finaller bu filmin sonunda da bizlere varoluşun kozmik bir eşek şakası olduğunu  göstererek, düşündürerek bitiyor. Ayrıca film Kafka’nın Gregor Samsa’sını da akıllara getirmiyor değil.

3-The Big Shave (1967)- Martin Scorsese

The Big Shave, 1967’de çoğu eleştirmen ve sinema izleyicisi tarafından kusursuza yakın bulunan, Amerikan Yeni Dalga Akımı’nın önemli temsilcisi Martin Scorsese’nin çektiği 6 dakikalık bir kısa filmdir. Film,30’lardan biz caz müziği olan “I Can’t Get Started” eşliğinde filmin mekanı olan banyonun ve atmosferin tanıtılması ile başlar. Filmdeki genç, önce normal kişisel bakımını yaparken ritmin artmasıyla yüzünü tıraş ede ede kanatır, genç adamın pervasızlığıyla içimiz cız ederken her yer çoktan oluk oluk kan olmuştur. Zaten Vietnam Savaşına farklı bir bakışla yaklaşan bu filmde, bembeyaz bir yüzün nasıl kanlarla kirlendiğine şahit oluruz tıpkı temiz dünyanın savaşlarla, katliamlarla kana boğulduğu gibi. Ve film kanlarla dolu bir çerçevenin içinde genç adamı bırakıp gitmemizle sona erer, tıpkı Amerika’nın göz göre göre önlemsiz girdiği bu savaşta seyirci edasıyla kanları izleyen Amerikan toplumu gibi.

Filmin senaryosu: https://www.dropbox.com/s/oosikwdbfyd5tuq/The%20Big%20Shave.pdf?

4-Freiheit(1966)-George Lucas

Dünyanın yaşayan en büyük yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Lucas, Star Wars ve Spielberg ile yarattığı Indıana Jones serileri ile sinemaya adını altın harflerle yazdırmıştır. Freiheit, Almancada özgürlük anlamına gelmektedir. George Lucas da üniversite son sınıfta çektiği bu 3 dakikalık kısa filmde özgürlüğe koşan bir genci  anlatmıştır. Filmde oynayan Randal Kleiser (Lucas’ın sınıf arkadaşı), Sovyet dönemi Almanya’sından kaçıp duvarı geçmek üzere koşar ve genç bir asker tarafından vurulur. Genç adam öldükten sonra arka fonda özgürlük hakkında bazı cümleler duyarız. II. Dünya Savaşı’nın kaybından Berlin Duvarı yıkılışına kadar geçen sürede bu iki rota arasında özgürlük arayan çoğu insan, özgürlüğüne kavuşamadan öldürüldü. Ayrıca Lucas, en temel hakları için ölen bu insanlara üç dakikalık bir saygı duruşu sergilemiş.

Not: Filmde oynayan Randal Kleiser, öğrencilik yıllarından sonra Grease ve Beyaz Diş gibi filmlerinin de yapımcılığını üstlenmiştir.

5- Luxo Jr.(1986) – John Lasseter

Pixar, Walt Disney gibi stüdyoların eskiden baş yaratıcısı olan John Lasseseter’in animasyonlarından keyif almayan yoktur. Oyuncak Hikayesi, Arabalar gibi küçük büyük herkesin bildiği filmlerin yaratıcısı olan Lasseter, 1986’da Pixar’ın şu an hâlâ kullanmakta olduğu Luxo Jr. Maskotunu yaratmıştr. Lassester bu animasyonda, top oynayan biri küçük, biri büyük olan masa lambalarına duygusal bir karakter kazandırmıştır. Luxo Jr.’i izlerken bir masa lambasını sevimli bulacaksınız ayrıca kendisi Oscar’a aday olan ilk bilgisayar animasyondur.