“Sıradanmış gibi gözüken ama hayatın içinde yaşanan öyküleri çığlığa çevirmeyi seviyorum.”

Hep kalsın istedim. Orada öylece. Benimle.

Şimdi düşünüyorum da: Kimlerine göre, aslında en baştan sakıncalıydık, yasaktık yek diğerimize.

İlkyaz… Otuz dört sene öncesi.

Venedik’te Ölümü yaşamıştım. Hangimiz Gustav Von Aschenbach, hangimiz Tadzio’yduk. Hatırlamıyorum. Hem hatırlasam da, artık ne önemi var ?

“Ben açıklarımı saklamam senden yaralarımı, boşluklarımı. Nasıl gördüysen o, nasıl sevdiysen o..”

Üzerimde otuz dört yıl öncesinden kalma hüzünler. İkimizden arta kalanlar. Yaşadıklarım. Fotoğraflar.

Sabaha karşı sessizliği çökmüştü St.Marco Meydanı’na.

Suretler, hayaller, gerçekler, gölgeler arasındaydık.

Gözleri gözlerimdeydi. Yanağıma süzülen bir damla yaşı sildi usulca.

 

“Hani ben zaman zaman avunmak isterim ya,

Hani ben zaman zaman ağlamak isterim ya,

Hani ben zaman zaman sığınmak isterim ya, sen topla beni, yalnız sen anla..”

 

Şimdi, yarı açık pencereden giren, yağmur ıslağı bir rüzgar. Sert. Üşüten.

Artık biliyorum, sırlar hep aynı yerde durur. Ve bir gün ortaya çıkar. Bazen bir ses, bir şarkı yeter buna..

“Hani ben zaman zaman yanılmak isterim ya,

Hani ben zaman zaman sarılmak isterim ya,

Hani ben zaman zaman dağılmak isterim ya…”

 

Söz ve müziğini Sadettin Dayıoğlu’nun, düzenlemesini Feryin Kaya, Burak Irmak ‘ın gerçekleştirdiği ve yapımcılığını İsmail Hakan Eren’in üstlendiği , “Hani Ben” in etkisi altındayım saatlerdir.

Nice duygu girdapları var bu şarkıda. Ve tabii, esere artı değer katan Işıl Yücesoy’un o benzersiz yorumu. O tiyatral eda.

Hani kimi şarkıları bir daha, sonra bir daha dinleriz. Her defasında farklı duygular yaşarız, her defasında hayatla ve kendimizle yüzleşiriz ister istemez.

Hani yorumcu eserle kaynaşmıştır, arşiv değeri olan bir şarkıya daha imzasını atmış, yorumuyla o melodiyi sonsuzluğa eriştirmiştir.

Akla ziyan sözler yok bu şarkıda. Çistak, çistak haykırışlar da.

Acı ve elem, pişmanlık ve yoksunlukla tırpanlanmış yaşamlara bir sesleniş bu şarkı. Bir isyan, bir hatırlatma. Belki bir yakarış ya da öğüt.

İnce duyarlıklarla ibrişimlenmiş o harikulade yorum. Işıl Yücesoy’u farklı kılan, virtüozite düzeyindeki o erişilmez yorum. Güz dönümü fırtınalarına, nice hicranlara eşlik eden. Dahası tek bir harfe, bir notaya sığdırılan hayatlar. Bizim hayatlarımız…

“Hani Ben” i dinliyorum Işıl Yücesoy’a bir kez daha hayran kalarak…

“Çok doğru. Hiçbir abartı yok sözlerde. Sanki mırıldanır gibi, varla yok arası . Ama çılgın bir avaz var içinde. Binlerce insanın anılarında yaşayan bir an var. Aslına bakarsanız bu şarkıda insan var. Kadın ya da erkek. Cinsiyetsiz ya da yaşsız bu şarkı. Ve en önemlisi zamansız. Bu şarkıyı söylemek istedim. Biliyorum ki bir çok insan kendini yaşayacak tekrar tekrar.”

“Sıradanmış gibi gözüken ama hayatın içinde yaşanan öyküleri çığlığa çevirmeyi seviyorum.”