Batacağını bilse de canına, geri adım atamayanların cesur dünyasındayız… Ya da, nefislerine dur diyemedikleri için bu peri masalını uyduranların… Ya da tam tersi…

Nurullah Berk
DİKENLER

1930’lu yıllar, bu paragrafın girişi için muhtemelen en doğru tarih aralığı olacaktır. Cumhuriyetin ilanından sonra Türk resim tarihi açısından yaşanan gelişmeler daha oturaklı bir hale gelmeye başlamıştı. Tarz itibariyle de yavaş yavaş empresyonizmden uzaklaşılıp kubist, konstrüktivst ve soyut üsluba yaklaşılıyordu. “d” Grubu da bu gelişme içerisinde yerini almış önemli bir topluluktu. Cemal Tollu, Bedri Rahmi ya da Sabri Berkel gibi isimler, ya doğrudan “d” grubu içinde yer alan ya da sergilerine dâhil olanlardan yalnızca birkaç tanesidir. Sanatsal birikimlerin gerek yerel gerekse de evrensel çizgiler doğrultusundaki güzel birleşimi, 1930’lu yıllarda başlayıp 50’li ve 60’lı yıllarda da sanat algımız içinde yerini alan modernin layığıyla temsil edilmesi için önemlidir.

Cemal Tollu
TOPRAK ANA

Sabri Berkel
EDE’DE TÜTÜN

“d” Grubu’nun, Türk resim tarihinde kurulan dördüncü sanatçı birliği olması ve bunu, kendilerine verdikleri ad ile de duyurmaları bir başka güzel noktadır. Çünkü genellikle insanların gözleri “ç” harfini aramaktadır. Ancak bu konuda ilk bilmemiz gereken, Latin alfabesinin temel alındığıdır.

Nurullah Berk
ÜTÜCÜ KADIN

Öncelikle “d” Grubu isminin üzerinde durma konusunda hala biraz ısrarcı olduğumu söylemeliyim. Cumhuriyetin ilanından sonra ressamların kurduğu ilk sanatçı topluluğu Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği idi. Şimdi biraz daha yazımızın başlığına dokunmaya başlıyoruz.

Nurullah Berk
DİKENLER

Nurullah Berk, 1928 yılında eğitimini tamamlayıp Paris’ten Türkiye’ye döndükten sonra bu bahsi geçen birliğin kuruluşunda bulunan isimlerden olmuştur. Zaten Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar da 1929 yılında resmî olarak nefes almaya başlamıştır. Birlik, sanata karşı olan sert tutum önünde olabildiğince dik durmaya çalışsa da zamanla bazı sanatçılar “d” Grubu’na geçiş yapmıştır. Bunun sebebi ise gündeme gelen farklı tatlar olmuştur. Mesela soyut…

Nurullah Berk
İSKAMBİL KAĞITLI NATÜRMORT

Nurullah Berk 1932-1933 yılında tekrar Paris’e gitmiş ve Andre Lhote ile Fernand Leger’nin atölyelerinde yer almıştır. Yine bu senenin sonunda geri dönmüş ve “d” Grubu’nun kuruluşunda bulunmuştur. Nurullah Berk, Fikret Adil ile birlikte aslında grubun sözcülüğünü de yapmıştır. Peki, Fikret Adil nasıl oldu da bu noktada kadroya dâhil oldu? Kendisi gerek tiyatroya gerek entelektüel yayınlara katkı sağlamış bir isimdir. Sanatın aslında insan hayatında önemli bir yere sahip olduğu konusunda da farkındalık yaratmak isteyen bir kişidir. En azından bu konuda umutlu olduğu söylenebilir. Bu ışıkta da “d” Grubu’nun yanında yer almış ve sözcülüğünü yapmıştır. Grubun adını da aslında Nurullah Berk’in önerisi ile mi koydukları, yoksa Fikret Adil’in mi bizzat koyduğunu şahsen bilemiyorum; ancak sizlere rollerinin önemini bir parça aktarabildiğimi düşünüyorum.

Nurullah Berk
NARGİLE İÇEN ADAM

Fernand Leger
ÜÇ MÜZİSYEN

Berk’in 1932-1933 yılındaki Paris’e dönüşünde Fernand Leger’nin adından bahsettim az evvel. Nurullah Berk’in eserlerine baktığımızda kütle ve hacim ilişkisinin geldiği nokta ile geometrik biçimlerin bir arada nasıl kullanıldığını incelemek pek keyifli bir işe dönüşüyor aslında. Ve bize sunulmayan üç boyutlu hacmin, derinlemesine bir bakışla gerçeklik kazanması için gerekli birikim pekâlâ resimde mevcut. Sadece baktığımız şeyin ardındakini görmek için birkaç saniye düşünmek yeterli. Ardından dikkat edilmesi gereken nokta ise geometrik biçimlerdir. Yuvarlatılmış parçaların nasıl keskin çizgilere kavuştuğunu ya da paralel konturların nasıl bir ele dönüştüğünü görmek pek teferruatlı olmayan bir bakışla mümkündür.

Nurullah Berk
ÇÖMLEKÇİ

Fernand Leger
MAVİ ŞAPKALI ADAM

Fernand Leger etkisindeki daha yüzeysel bu kompozisyonların, aslında Berk’in 1940’lı yıllardaki çalışmalarında kendisini çok daha fazla belli ettiği söylenir. 1950’li yıllarda ise sanatçı yavaş yavaş elyazmalarından ve minyatürlerden etkilenerek Doğu izlere yer vermiştir sanatında. Yerel tipleri konu almış, bu doğrultuda figürlü çalışmalar yapmıştır. 60’lı yıllarda ise yer yer grift bezemelere sahip, yer yer tüm yüzeyi doğrudan kaplayan bulut ve dalga motifleri ile kompozisyonlar üretmiştir.

Nurullah Berk
BULUTLAR

Bu geç dönem eserlerinde Henri Matisse’i anımsadığımız Nurullah Berk, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi demirbaş isimlerin öğrenciliğinde Sanayi-i Nefise’den mezun olmuştur. Ardında büyük eserler ve girişimler bırakarak göçmüştür bu dünyadan. Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yapmış, 1953’te Suut Kemal Yetkin ile birlikte UNESCO’ya bağlı Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin Türkiye Milli Komitesi’ni kurmuş, 7 sene müze müdürlüğü yapmış ve 76 senelik ömrü 1982’de son nefesini vermiştir. Doğduğu şehir de olan İstanbul, son yolculuğundaki tek yol arkadaşı olmuştur.

Henri Matisse
PENCEREDEN TAHİTİ

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.